Özgün Metin
Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün
‘Aşḳ virdin işiden var olup ammâ bilen az
İçmeyen ‘aşḳ meyini meslek-i ‘aşḳa varamaz
‘Aşḳ baḥrinden olup çoḳ kişilerde müjdegân
Reh-nümun olsa o deryâya ṭaldıramaz
Mürşid-i ḥaḳ mı olur gördügüñ her sege külâh
Seni ihlâk idip ol menziliñe vardıramaz
‘Aşḳ-ı şemşîr-i Ḫudâ “lem-yezel” olmuş ezelî
Kim anıñ ḳarşısına her kişi ṭoġru ṭuramaz
Etme ‘aşḳ odlarını âteş-i dûzaḫa ḳıyâs
Nâr-ı ‘aşḳa yananı başḳa âteş yandıramaz
Âteş-i ‘aşḳ-ıla dîdemden aḳan ḳanlu yaşıñ
Ṣad hezâr ṭaġları ḳoysuñ öñüne ṭurduramaz
‘Aşḳ olup sırr-ı Ḫudâ ḳudret-i ḳuvvetde gîrân
Kûh-i ḳāf bi’llâh anıñ zerresini ḳaldıramaz
‘Âşıḳānlıḳda eden kendini ‘uşşâḳa ḳıyâs
Ṭıfl-ı ebced gibi esbe biner ammâ ṭuramaz
Gerçi Mecnûn-ile Ferhâda da ‘âşıḳ denilir
Öyle bî-ḥâṣıl-ı ‘aşḳ sâlik-ı Ḥaḳḳ’a yaramaz
Bu ḥarâret odu ‘aşḳ Mir’ât olup sende Nümâ
Niçe biñ baḥr-i muḥīṭ teşne dilim ḳandıramaz
Günümüz Türkçesiyle
1. Aşk virdini işiten var, ama bilen azdır; aşk şarabını içmeyen aşk yoluna varamaz.
2. Aşk denizinden müjdeciler çok kişide vardır; yol gösterici olsa (bile) o denize daldıramaz.
3. Gördüğün her segâh külahlı (derviş başlıklı) Hak mürşidi olur mu? Seni yok edip o menziline vardıramaz.
4. Aşk, Allah'ın kılıcı, “lem-yezel” (ezelî ve ebedî) olmuş, ezelîdir; onun karşısında her kişi dimdik duramaz.
5. Aşk ateşlerini cehennem ateşine kıyas etme; aşk ateşinde yananı başka ateş yakamaz.
6. Aşk ateşiyle gözümden akan kanlı yaşın önüne yüz bin dağ koysalar durduramaz.
7. Aşk, Allah'ın sırrı olup kudret ve kuvvette ağırdır; vallahi Kaf dağı onun bir zerresini kaldıramaz.
8. Âşıklıkta kendini âşıklara kıyas eden, ebced (okuyan) çocuk gibi ata biner ama duramaz.
9. Gerçi Mecnun'a da Ferhat'a da âşık denir; öyle sonuçsuz aşk, Hakk'ın sâlikine yaramaz.
10. Mir'ât-nümâ, bu hararet ateşi, aşk sende ayna olup göründü; nice bin kuşatıcı deniz susamış dilimi kandıramaz.
Edebî ve Tarihî Yorum
Aşkın Ağırlığı
Kafiye her seferinde bir imkânsızlık söyler: varamaz, ṭaldıramaz, vardıramaz, ṭuramaz, yandıramaz, ṭurduramaz, ḳaldıramaz, yaramaz, ḳandıramaz. Olumsuz geniş zaman ekleriyle kurulan bu düzen, on beyitlik gazelin ana fikrini taşır: aşk, ölçülemez ve hiçbir güçle durdurulamaz. Ölçüde ise yenilik yoktur: kitabın gazellerinde en çok kullanılan remel kalıbı.
Üçüncü beyit kitabın sahte şeyh eleştirisini gazel diline taşır: “Mürşid-i ḥaḳ mı olur gördügüñ her sege külâh.” Külah, derviş başlığıdır; şair başlık taşıyanın şeyh olmadığını bir kez daha hatırlatır. Dördüncü beyitte aşk Allah'ın kılıcı ve “lem-yezel”, ezelî ve ebedî olarak anılır; Eserdeki aşk kavramı için Şensöz'ün verdiği örnek de bu beyittir. Yedinci beyit büyük bir abartıyla aşkın ağırlığını anlatır: Kaf dağı bile onun bir zerresini kaldıramaz.
Dokuzuncu beyit, kitabın Mecnun ve Ferhat üzerine en açık hükmüdür: “Gerçi Mecnûn-ile Ferhâda da ‘âşıḳ denilir / Öyle bî-ḥâṣıl-ı ‘aşḳ sâlik-ı Ḥaḳḳ'a yaramaz.” Beşerî aşkın Allah yolunda değeri olmadığı düşüncesini Şensöz bu beyitle örnekler. Mahlas beytinde ad yine “Mir'ât” ve “Nümâ” diye ikiye ayrılır; aşk ateşi şairde bir ayna olarak görünür.
Kaynakça
- Abdurrahman Şensöz, 19.yy. Nakşî Halidî Şeyhi Süleyman Amasî ve Manzûm Ahlâk Kitâbı, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2017, s. 233-234 (Âdâbü'l-müeddeb çeviriyazısı; yazma: Amasya Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi 05 Ba 1286, vr. 39b-40a). https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5C/408DCD06-CF9A-5D4D-832B-41B0A7DCB7D3.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






