Özgün Metin

Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün

Ṭurma var bâd-ı ṣabâ ‘arż ede gör yâre beni
Ḥasret-i dâġ-ı nigâr eyledi bîmâra beni
Tîġ-ı ebrûları sînemde açıp yaralar âh
Merhem urmazsa eger öldürür ol yara beni
Ben anıñ emrine dil-beste faḳīr bende ḳulum
Dönmezem çekse ṣatup bir pûla bâzâra beni
Gülşen-i ḥüsnüne ḥayrân idip ol rûz-ı ezel
Ne revâdır ki girif-târ ede ol ḫâre beni
Yaḳup ‘aşḳ odlarına teşne göñül ravżasını
‘Âḳıbet döndürüp ol bir ṣusuz eşcâra beni
Reh-i ‘aşḳın yolu evvel baña âsân görünüp
Ṣoñradan ṣaldı beter derd-i-le düş-vâra beni
Etme Mecnûn ile Ferhâd’a ḳıyâs derd-i dilim
Ṣanma bî-hûde emek ‘aşḳ ede âvâre beni
Yâr için herkes ‘aduv olduġu Mir’âtde Nümâ
Dönmezem bi’llâh eger çekse ‘adüv dâra beni

Günümüz Türkçesiyle

1. Durma, git, ey saba rüzgârı, beni yâre arz et; sevgilinin yarasının hasreti beni hasta etti.

2. Kaşlarının kılıcı göğsümde yaralar açtı, âh; merhem sürmezse o yara beni öldürür.

3. Ben onun emrine gönül bağlamış fakir bir kul köleyim; beni pazara çekip bir pula satsa (bile) dönmem.

4. O ezel gününde beni güzelliğinin gül bahçesine hayran edip o dikene tutsak etmesi revâ mıdır?

5. Susamış gönül bahçesini aşk ateşlerine yakıp sonunda beni susuz bir ağaca çevirdi.

6. Aşk yolu önce bana kolay göründü; sonradan beni dertle daha beter bir zorluğa saldı.

7. Gönlümün derdini Mecnun ve Ferhat'a kıyas etme; aşkın beni boş yere emek verip avare eylediğini sanma.

8. Mir'ât-nümâ, yâr için herkesin düşman olduğu (bu) aynada, düşman beni darağacına çekse bile vallahi dönmem.

Edebî ve Tarihî Yorum

Saba Rüzgârına Bir Gazel

Murakabeleri anlatan mensur bölümde, velâyet-i ‘ulyâ makamının anlatımından sonra bir gazel gelir ve neşir ona “Bu maḳāma münâsib ġazel”, bu makama uygun gazel başlığını verir. Sekiz beyit dört tef'ileli remelle yazılmıştır, redif “-âre beni”, beni: yâre beni, bîmâra beni, yara beni, bâzâra beni, ḫâre beni, eşcâra beni, düş-vâra beni, âvâre beni, dâra beni.

Gazelin açılışı klasik bir sahnedir: âşık, sevgiliye haber götürmesi için saba rüzgârına seslenir. Ardından aşk acısının bütün basamakları gelir: kaş kılıcının açtığı yara, pazarda bir pula satılmaya razı kul, ezel gününde gül bahçesine hayran edilip dikene tutsak edilen âşık, aşk ateşinde yanıp susuz bir ağaca dönen gönül bahçesi. Altıncı beyit aşk yolunun önce kolay görünüp sonra zorlaştığını söyler; bu, tasavvufta sülûkun başındaki cezbe ile sonraki çile arasındaki farkın şiirsel anlatımı olarak okunabilir.

Yedinci beyitte şair, kendi derdinin Mecnun ve Ferhat'ın derdiyle kıyaslanmamasını ister; kitabın başka bir gazelinde bu iki âşığın aşkı “bî-ḥâṣıl”, sonuçsuz diye anılmıştı. Maktada mahlas “Mir'âtde Nümâ” biçiminde ikiye bölünür: herkesin yâr için düşman olduğu aynada şair, düşman onu darağacına çekse de dönmeyeceğini söyler. Darağacı imgesi, kitabın velîlere kasidesindeki Hallâc-ı Mansûr beytini hatırlatır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar