Özgün Metin
Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün
Bu ṭarîḳ-ı Ḥaḳ’da yâhu mürşid-i kâmil gerek
Feyż-i rûḥâni taṣarruf ‘âlemi şâmil gerek
Eylemez her bir kişi bu yolda ḥall-i müşkilât
‘Aḳl-ı küll ‘ilm-i ledün üstâd bir vâṣıl gerek
Ṣanma mürşiddir saña ol gördigiñ her tâc külâh
Var ḳatı berzaḫ bu yolda nice biñ ḥâ’il gerek
Elde baḳ var mı şerî‘at ḥabl-i bâṭın ḳuvveti
Ẓâhiri muṭlaḳ şerî‘at ‘ilmine ‘âmil gerek
Ḫâlḳ desin Mecnun gerek ‘aşḳ ehline Mir’at-nümâ
İl hemân divâne ṣânsun ger kişi ‘âḳıl gerek
Günümüz Türkçesiyle
1. Yahu, bu Hak yolunda kâmil bir mürşid gerekir; manevî feyzi ve tasarrufu âlemi kuşatan biri gerekir.
2. Bu yolda her kişi müşkülleri çözemez; akl-ı küll ve ledün ilmine sahip, (Hakk'a) ermiş bir üstat gerekir.
3. Gördüğün her taç ve külahlıyı sana mürşid sanma; bu yolda katı bir berzah, nice bin engel vardır.
4. Bak, elinde şeriat ve bâtın ipinin gücü var mı; zâhiri mutlaka şeriat ilmiyle amel eden biri olmalıdır.
5. Mir'ât-nümâ, aşk ehline halk “Mecnun” desin, gerek; kişi akıllı olsa da el (halk) onu divane sansın.
Edebî ve Tarihî Yorum
“Gerek” Redifli Kısa Öğüt
Kitabın mürşid-i kâmil konusundaki öğüdü burada tek bir redifte, “gerek” kelimesinde toplanır. Remelin dört tef'ileli kalıbındaki beş beytin kafiyeleri “kâmil, şâmil, vâṣıl, ḥâ'il, ‘âmil, ‘âḳıl” diye Arapça fâil kalıbındaki sıfatlardan seçilmiştir; bu seçim, mürşidde aranan nitelikleri sıfatlar dizisi olarak sıralar. İlk beyitteki “yâhu” seslenmesi, ilk gazeldeki “hěri” gibi, metne konuşma dilinin sıcaklığını katar.
Üçüncü beyit uyarıcıdır: “Ṣanma mürşiddir saña ol gördigiñ her tâc külâh.” Tac ve külah, tarikat mensuplarının başlıklarıdır; şair, kıyafetin şeyhlik için yeterli olmadığını söyler. Dördüncü beyit ölçüyü verir: mürşidin elinde hem şeriat hem bâtın ipinin gücü bulunmalı, zâhiri mutlaka şeriat ilmiyle amel etmelidir. Bu beyit, kitabın bütününde tekrar eden şeriat-tarikat dengesinin özlü bir ifadesidir.
Son beyit öğüt dilinden aşk diline geçer: aşk ehline halkın Mecnun demesi doğaldır, akıllı biri de olsa halk onu divane sanır. Bu beyit, Amasya halkına seslenen gazeldeki “ister akıllı ister deli tutun” sözüyle aynı duyguyu paylaşır.
Kaynakça
- Abdurrahman Şensöz, 19.yy. Nakşî Halidî Şeyhi Süleyman Amasî ve Manzûm Ahlâk Kitâbı, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2017, s. 131 (Âdâbü'l-müeddeb çeviriyazısı; yazma: Amasya Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi 05 Ba 1286, vr. 12b-13a). https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5C/408DCD06-CF9A-5D4D-832B-41B0A7DCB7D3.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






