Özgün Metin

Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün

Ṣûfi mürde mürde ṣanma sen veli ervâḥını
Öyle bir seyf-i Ḫudâdır çoḳ keser kim tîşeden
Gerçi emvât-ı ḳulûba kim olup var u müdâm
Bir devâ te’s̱îr eder çıḳdıkda âḫir şîşeden

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey sofu, velîlerin ruhlarını ölüm ölüm (ölü) sanma; o, Allah'ın öyle bir kılıcıdır ki baltadan çok keser.

2. Gerçi kalplerin ölüleri (ölü kalpler) için var ve süreklidir; şişeden çıktığında sonunda tesir eden bir ilaçtır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Kitabın Tek Rubaisi

Kitaptaki tek rubai, Nakşibendîliğin üstünlüğünü anlatan uzun bâbın ardından gelir; velîlerin ruhlarını ölü sanmamayı öğütleyen dört mısra, o bâbın sonundaki tartışmaya kısa bir cevap gibidir. Neşir dört mısraı kitabın gazellerinde en sık görülen remel kalıbıyla verir; rubailerin bilinen aruz kalıpları hezecin ahreb ve ahrem kollarından gelir, dolayısıyla bu parça biçimce klasik bir rubaiden çok, rubai adı verilmiş bir dörtlüktür. Birinci, ikinci ve dördüncü mısralar “tîşeden / şîşeden” kafiyesinde birleşir, üçüncü mısra serbesttir.

Rubainin konusu velîlerin ruhaniyetidir. “Ṣûfî”ye seslenen şair, ölmüş velîlerin ruhlarını cansız sanmamasını söyler: onlar Allah'ın, baltadan daha çok kesen kılıcıdır. İkinci beyitte imge değişir: velîlerin ruhaniyeti, ölü kalpler için şişede saklanan ve çıktığında etkisini gösteren bir ilaçtır. Kitabın ilerideki bir bâbında, şeyhi ölmüş sâlikin ruhaniyetten feyiz alıp alamayacağı sorusu ayrıca tartışılır; bu rubai o tartışmanın şiirsel özeti gibidir.

“Tîşe” ile “şîşe” kafiyesi, ses benzerliğiyle iki zıt nesneyi, kesen demiri ve kırılgan camı yan yana getirir. Şair bu karşıtlığı yorumlamaz; okura bırakır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar