Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
Ey Amasya ḫalḳı kim ṣanmañ ziyânım var size
Bir du‘âcı ṣâf-ı dil ṭâhir dehânım var size
Seng-i ḫarâsına ger nazm etmege me’mûr olup
Saḫt-ı dilde kilk-i ‘ışḳ-ile nişânım var size
Dâr-ı miḫnetden geçip bilmek gerekdir raġbetim
Gel ṭutuñ kim dâmenim dârü’l-emânım var size
Ey ḫarîdâr-ı mücevher genc-i esrârım gözet
Bir hediye cevheri genc-i nihânım var size
Ṭûṭî-veş şi‘rî şükr-i güftâr olup Mir’at-nümâ
‘Andelîb âsâ şükr-i güftâr zebânım var size
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey Amasya halkı, bende size bir zarar var sanmayın; size gönlü saf, ağzı temiz bir duacım var (ben size duacıyım).
2. Sizin taşa dönmüş katı gönlünüze (şiir) dizmekle memur olarak, katı gönlünüzde aşk kalemiyle (bırakacağım) bir izim var.
3. Mihnet yurdundan geçip rağbetimi bilmek gerekir; gelin, eteğimi tutun, size bir emniyet yurdum var.
4. Ey mücevher alıcısı, sırlar hazinemi gözet; size hediye edecek bir cevherim, gizli bir hazinem var.
5. Mir'ât-nümâ, papağan gibi şükür sözlü bir şiirim olup bülbül gibi size şükreden bir dilim var.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şehre Bir Hitap
Ton öncekinden daha yumuşak, daha davetkârdır: kitapta Amasya halkına doğrudan seslenen ikinci gazel budur. Matla beyti şehrin şeyhe duyduğu kuşkuyu açıkça ele alır: “Ey Amasya ḫalḳı kim ṣanmañ ziyânım var size.” Şair kendini bir zarar kaynağı olarak değil, “ṣâf-ı dil ṭâhir dehân”, gönlü saf ve ağzı temiz bir duacı olarak tanıtır. “Var size” redifine bağlanan her beyit, kitabın gazellerinde en sık görülen remel kalıbında, şairin şehre getirdiği bir şeyi sayar: dua, aşk kaleminin izi, emniyet yurdu, gizli hazine, şükür dili.
İkinci beyit gazelin en sert imgesini taşır: Amasyalıların gönlü “seng-i ḫârâ”, sert granit taşı gibidir ve şair bu taşa aşk kalemiyle iz bırakmakla “me'mûr”dur. Kalemin taşa yazması, kitabe ustasının işini hatırlatan bir imgedir; öte yandan şeyhin şehirdeki görevini, katı gönülleri yumuşatmayı anlatır. Üçüncü ve dördüncü beyitlerde şair, eteğini tutmaya ve sırlar hazinesini değerlendirmeye çağırır.
Hüsameddin, Süleyman Efendi'nin Amasya'ya 1292'de bazı kişilerin arzusuyla geldiğini, şehirde Nigârî çevresinin tutumuna karşı çıktığını ve zamanla halkın gönlünü kazandığını kaydeder. Bu gazelin, o kazanılmış güvenin öncesinde, şehrin kuşkusuyla yüz yüze gelen bir yabancının sesi olduğu düşünülebilir; şiirin tarihi bilinmez. Son beyitte papağan ve bülbül benzetmeleri, şairin sözünü şükre bağlar.
Kaynakça
- Abdurrahman Şensöz, 19.yy. Nakşî Halidî Şeyhi Süleyman Amasî ve Manzûm Ahlâk Kitâbı, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2017, s. 134 (Âdâbü'l-müeddeb çeviriyazısı; yazma: Amasya Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi 05 Ba 1286, vr. 13b). https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5C/408DCD06-CF9A-5D4D-832B-41B0A7DCB7D3.pdf
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 410-414 (Süleyman Efendi-eş-Şeyh, Mir'ât-nümâ maddesi; e-kitap s. 312-313). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page312.html
Çevrimiçi kaynaklar






