Özgün Metin
Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün
Âteş-i ‘aşḳıñ hemîşe dilde sûzân eyledi
Cevr-i oduñ yaḳdı beni yandırdı külḫân eyledi
Öyle mest etdi mi ‘aşḳıñ ezelden kim beni
Senden özge ḳoymadı göñlümde ḥayrân eyledi
Şerm-sâr olmuş idim ḫalḳ içre Mecnûndan füzûn
Lüṭf edip ḳıldı ‘inâyet soñra ḫandân eyledi
Ger ne mümkün ḫâlimi ‘âlim ki idrâk eylemek
Dost olup ḫalḳdan beni kendinde pinhân eyledi
Bir ġarîb bî-çare ṣanman siz beni ‘âlemde kim
Şükr-i li’llâh dost beni kûyunda mihmân eyledi
Mihnet u ġamdan ḫalâs etdi beni yâr âferîn
Tâzelendi gülşen-i ‘ömrüm gülistân eyledi
Zühd ile bulmaḳ ṭarîḳ-ı ḥaḳḳı kim düş-vâr idi
Oldu bir mürşid baña bu yolda meydân eyledi
Zâhidiñ zühdünden ikrâhım ki cinnetdir ġaraż
Terk-i dost etdi varıp da‘vâyı ġılmân eyledi
Bi-teḳayyüddür aḫî Mir’ât-nümâ dünyâda kim
Ḳalmadı bir müşkilâtı Ḥaḳda seyrân eyledi
Günümüz Türkçesiyle
1. Aşkının ateşi daima gönlü yakmaktadır; ateşinin zulmü beni yaktı, yandırdı, külhana (ocağa) çevirdi.
2. Aşkın ezelden beni öyle mi sarhoş etti ki gönlümde senden başkasını bırakmadı, beni hayran eyledi.
3. Halk içinde Mecnun'dan fazla utanır olmuştum; (sevgili) lütfedip inayet etti, sonra beni güldürdü.
4. Hâlimi bilen birinin idrak etmesi ne mümkün; dost olup beni halktan kendinde gizledi.
5. Siz beni âlemde garip bir çaresiz sanmayın; Allah'a şükür, dost beni kendi köyünde misafir eyledi.
6. Aferin, yâr beni mihnetten ve gamdan kurtardı; ömrümün gül bahçesi tazelendi, gülistana döndü.
7. Hak yolunu zühd ile bulmak zordu; bir mürşid bana bu yolda meydan açtı.
8. Zâhidin zühdünden iğreniyorum, çünkü amacı cennettir; dostu bırakıp gidip gılmanı (cennet hizmetkârlarını) davaya çevirdi.
9. Kardeş, Mir'ât-nümâ dünyada kayıtsızdır; hiçbir müşkülü kalmadı, Hak'ta seyrana çıktı.
Edebî ve Tarihî Yorum
Kurtuluşun Gazeli
“Eyledi” redifi, sevgilinin ya da mürşidin şair için “yaptığı” şeyleri birer birer sayar; dokuz beytin ölçüsü, mısra başına dört tef'ile düşen remeldir. Sayılanlar acıdan sevince doğru ilerler: ilk beyitlerde aşk ateşi şairi yakıp külhana çevirir, Mecnun'dan fazla mahcup eder; dördüncü beyitten sonra ise sevgili lütfeder, şairi halktan gizler, kendi köyünde misafir eder, ömrünün bahçesini gülistana döndürür.
Beşinci beyit, Amasya'ya seslenen gazellerle aynı duyguyu taşır: “Bir ġarîb bî-çâre ṣanman siz beni ‘âlemde.” Şair kendini yabancı ve çaresiz görenlere, dostun kendisini misafir ettiğini söyler. Yedinci beyit bu dönüşümün sebebini açıkça verir: Hak yolunu zühd ile bulmak zordu, bir mürşid şaire bu yolda meydan açtı.
Sekizinci beyit, kitabın zâhid eleştirisinin en keskin örneklerinden biridir. Zâhidin zühdünden iğrenen şair, onun amacının cennet olduğunu, dostu bırakıp cennetteki “ġılmân”ı istediğini söyler. Allah'ı cennet için değil kendisi için sevmek, Râbia el-Adeviyye'den beri tasavvufun temel düşüncelerindendir. Makta beyti şairi “bî-teḳayyüd”, kayıtsız, ve Hak'ta seyrana çıkmış biri olarak tanıtır.
Kaynakça
- Abdurrahman Şensöz, 19.yy. Nakşî Halidî Şeyhi Süleyman Amasî ve Manzûm Ahlâk Kitâbı, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2017, s. 137-138 (Âdâbü'l-müeddeb çeviriyazısı; yazma: Amasya Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi 05 Ba 1286, vr. 14a-14b). https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5C/408DCD06-CF9A-5D4D-832B-41B0A7DCB7D3.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






