Özgün Metin

Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilün

Ehl-i ‘aşḳ ‘indinde lâ-şey ‘izz u câh
Derdi yoḳ göñlünde illâ ol penâh
Kendi ẕevḳinde olup bir pâdişâh
İstemez şâhânelik bî-iştibâh
Yoḳ aña bir dost yaḳīn Allâh hemân
Bir teselli bulmaz ‘âlemden nihân
Bir ḫayâl dünyâ vü ‘ukbâ lâ-mekân
Olmasa ‘âlem yemez ġam şâdumân
Ger saña tevfîḳ ederse ẕât-ı ḥaḳ
Ḥaḳ için ẓâhir olur bir iştiyâḳ
Dilde ‘aşḳu’llâh idince inḥirâḳ şuna bak
Bî-ḳarâr eyler seni ol iftirâḳ
‘Aşḳ olup ‘aşḳ ehliniñ ser-mâyesi
‘Aşḳ olup ‘aşḳ ehliniñ mey-ḫânesi
‘Aşḳ olup bir şem‘a ḫalḳ pervânesi
‘Aşḳ olup Leylâ bu ḫalḳ dîvânesi
Ger diseñ yoḳ bende ‘aşḳdan bir nişân
Var ki bir mürşide teslîm eyle cân
Var mıdır ya yoḳ mu eyler imtiḥân
Ṣabr edip ṭur eyler elbette ‘ayân
Çün cevâhir düşse murdâr çerkese
Bir zamân anda ḳalır geçmez ele
Ṣoñra vâṣıl olsa üstâd ekmele
Bir ucuz fiyatla vermez her ele
Bir kişi etmişti ġā’ib bir ḥımâr
Bâyezîd der görmeyen ‘aşḳ var mı yâr
‘Aşḳ nedir der var idi bir iḫtiyâr
Söyledi gel al bunu ṣâhib ḥımâr

Günümüz Türkçesiyle

1. Aşk ehlinin katında izzet ve mevki hiçtir; gönlünde o sığınaktan (Allah'tan) başka derdi yoktur.

2. Kendi zevkinde bir padişah olur; kesinlikle şahlık istemez.

3. Ona Allah'tan başka yakın bir dost yoktur; âlemden gizli olarak bir teselli bulmaz.

4. Dünya ve ahiret ona mekânsız bir hayaldir; âlem olmasa (bile) gam yemez, sevinçlidir.

5. Hak zât sana muvaffakiyet verirse Hak için (sende) bir iştiyak (özlem) zuhur eder.

6. Gönülde Allah aşkı yakıp tutuşturunca şuna bak: o ayrılık seni kararsız eder.

7. Aşk, aşk ehlinin sermayesi oldu; aşk, aşk ehlinin meyhanesi oldu.

8. Aşk bir mum oldu, halk onun pervanesi; aşk Leylâ oldu, bu halk onun divanesi.

9. Eğer “Bende aşktan bir iz yok” dersen git, bir mürşide canını teslim et.

10. (Sende aşk) var mı yok mu, imtihan eder; sabredip dur, elbette açığa çıkarır.

11. Cevher murdar bir pisliğe düşse bir zaman orada kalır, ele geçmez.

12. Sonra en kâmil bir ustaya ulaşsa onu ucuz bir fiyatla her ele vermez.

13. Bir kişi bir eşek kaybetmişti; Bâyezîd (Bistâmî) “Aşk görmeyen var mı, ey dost?” dedi.

14. Bir ihtiyar “Aşk nedir?” deyince (Bâyezîd), “Gel, eşeğin sahibi, al bunu” dedi.

Edebî ve Tarihî Yorum

Aşkın Hikâyesi

Önceki bâbların kural sayan dilinden sonra kitabın şiire en çok yaklaşan mesnevî parçalarından biri gelir. Başlığı “Ḥikâyet-i ‘Aşḳ ve Eẕvâḳ-ı ‘Aşḳıñ Dilde Şiddet-i İnḥirâḳı”dır, yani aşkın hikâyesi ve aşk zevklerinin gönülde şiddetle yanması; Şensöz'ün sayımında 252-265. beyitleri tutar. Yedinci ve sekizinci beyitlerde “‘Aşḳ olup …” kalıbı dört kez tekrarlanır: aşk, aşk ehlinin sermayesi ve meyhanesi, halkın pervane olduğu mum ve divanesi olduğu Leylâ'dır.

Dokuzuncu beyitten sonra konu yine mürşide bağlanır: kendinde aşk bulamayan kişi canını bir mürşide teslim etmeli, o da aşkın var olup olmadığını imtihanla ortaya çıkarmalıdır. On birinci ve on ikinci beyitlerde güzel bir benzetme vardır: pisliğe düşmüş bir cevher bir süre fark edilmez, ama usta bir kuyumcunun eline geçince ucuza satılmaz. Mürîdin içindeki istidat bu cevher, mürşid de o ustadır.

Bölüm kısa bir hikâyeyle biter. Eşeğini kaybeden birine yardım eden Bâyezîd-i Bistâmî, toplanmış kalabalığa “Aşk görmeyen var mı?” diye sorar; “Aşk nedir?” diyen ihtiyarı gösterip eşek sahibine “Gel, al bunu” der. Aşkı bilmeyenin hayvandan farkı olmadığını anlatan bu fıkra, tasavvuf edebiyatında farklı kişilere bağlanarak anlatılır; şair onu Bâyezîd'e mal eder ve iki beyte sığdırır. Hikâyenin kendisi kitapta başka yerde geçmez.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar