Özgün Metin

Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün

Lâ-mekân şehrinde kim ‘aḳl-ı me‘âd ṣâhipleri
Dâ’imâ Allâh’ı dilde vird-i eẕkâr etdiler
İştiġāl-i dehrden el çekdiler Allâh için
Gizlenüp ḫalḳdan hemîşe terk-i aġyâr etdiler
Kim bu ẕâtlar dâmenin ṭuttuysa pür-nûr eyleyip
‘Âlemi irşâd edip kim ṣâf-ı envâr etdiler
‘İlm ü ‘irfânı ḥaḳīḳatde olup baḥr-i muḥîṭ
‘İlm-i esrâr-ı nihânı keşf-i esrâr etdiler
“Nahnu aḳrab” sırrını fehm eyleyip ‘ayne’l-yaḳīn
Milk-i ‘aşḳ içre demâ-dem ẕevḳ-i dîdâr etdiler
Kim bu ṣıddîḳlar kemâlâtıña taṣdîḳ eyledi
Gösterip râh-ı Ḫudâ’yı ḳurb-ı settâr etdiler
Kimisi Manṣûr olup söyler Ene’l-ḥâḳ ‘âleme
Ġâfilân fehm etmeyip bu sırrı ber-dâr etdiler
Nice ehlu’llâh’ı ‘âlem eyleyip nâ-ḥaḳ şehîd
Bilmeyip bu ‘ilm-i râzı ‘âlemi inkâr etdiler
Kim olur Mir’at-nümâsın tek muḥibbi evliyâ
Baş koyup dergâhına anlar kim iḳrâr etdiler

Günümüz Türkçesiyle

1. Mekânsızlık şehrinde ahireti düşünen akıl sahipleri daima gönülde Allah'ı virt ve zikir edindiler.

2. Allah için dünya meşgalesinden el çektiler; halktan gizlenip daima başkalarını (Allah'tan gayrısını) terk ettiler.

3. Bu zatların eteğini tutan kimseyi nurla doldurup âlemi irşad ederek saf nurlu kıldılar.

4. Hakikatte ilim ve irfanları kuşatıcı bir deniz olup gizli sırların ilmini, sırları keşfederek açtılar.

5. “Biz ona daha yakınız” sırrını gözle görür gibi kesin anlayıp aşk mülkünde her an cemâli seyretmenin zevkini sürdüler.

6. Bu sıddîkların kemâlâtını tasdik eden kimseye Allah'ın yolunu gösterip onu Settâr'a (ayıpları örten Allah'a) yakın kıldılar.

7. Kimi Mansur olup âleme “Ene'l-Hak” der; gafiller bu sırrı anlamayıp onu darağacına astılar.

8. Âlem nice Allah ehlini haksız yere şehit etti; bu sır ilmini bilmeyip (onların) âlemini inkâr ettiler.

9. Mir'ât-nümâ gibi velîleri seven kim olur? Onlar ki dergâhına baş koyup (onları) ikrar ettiler.

Edebî ve Tarihî Yorum

Velîlere Kaside

Adı kaside olsa da bu dokuz beyitte nesib, girizgâh ya da fahriye yoktur; “Ḳaṣîde-i Evliyâu’llâh” başlıklı manzume biçimce bir gazele daha yakındır. Remel bahrinin uzun kalıbında, mısra başına dört tef'ileyle, “etdiler” redifi döner ve her beyit velîlerin bir hâlini “… etdiler” diye anlatır: zikri virt edindiler, halktan gizlendiler, âlemi irşad ettiler, sırları keşfettiler. Kafiyeler “eẕkâr, aġyâr, envâr, esrâr, dîdâr, settâr, ber-dâr, inkâr, iḳrâr” kelimeleriyle kurulur.

Beşinci beyitteki “Naḥnu aḳrab” ifadesi, Kaf suresindeki “Biz ona şah damarından daha yakınız” âyetine göndermedir ve tezin iktibas listesinde yer alır. Yedinci beyit tasavvuf tarihinin en çok anılan olaylarından birini, Hallâc-ı Mansûr'un “Ene'l-Ḥaḳ” sözü yüzünden idam edilmesini hatırlatır ve sözün bir sır olduğunu, gafillerin anlamadığını söyler. Şair bunu savunmaz ya da yorumlamaz; yalnız velîlerin haksızlığa uğradığını anlatan örnekler arasında sayar.

Son beyit sorulu bir mahlas beytidir: velîleri Mir'ât-nümâ kadar seven kim olabilir? Kitabın ilerideki ikinci kasidesi de evliyaya ayrılmıştır; iki manzume, velâyet sevgisinin eserdeki ağırlığını gösterir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar