Özgün Metin

Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilün

Ger bulursañ yed-i ṣaḥîḥ bir kâmili
Baş ḳoyup dergâhınıñ ol sâ’ili
Pür irâdet ol Ḫudâ’nıñ nâ’ili
Ref‘ eder dilden ḥicâb vü ḥâ’ili
Ḫâliṣâne teslim ol ḳul ol hemân
Bir cevâb isterse ver şîrîn-i zebân
Bir irâde ḳoyma sende ol zamân
Bil seni ġassâl elinde mürde-cân
Ṣâdıḳāne ḫıdmet eyle dembedem
Ḳande olsa sen ri‘âyet eyle hem
Uyḳuda ol cânibe koyma kadem
Ḫânesin farḳ etme ez beytü’l-ḥarem
Sen yaḳīninden görürseñ bir cefâ
Gel taḥammül eyle olma bî-vefâ
İmtiḥân eyler seni etme ḫaṭâ
Ṣabr edip ḳahr etme lüṭf et bul ṣafâ
Sâde ḫıdmet-ilen ele girmez bu iş
Dâ’imâ evrâd u eẕkârıñ çalış
Ṭut ṣalât-ı işrâk u żuḥâyı a‘ẓam iş
Hem de evvâbîn u teheccüd-ilen gör iş
Bir keder gelse saña ġāyet ḳatı
Sen hemân s̱abr eyleyip yol nî‘meti
Ẓâhirâ ḳuldan görünse ṣûreti
Bil ḥaḳīḳatde Ḫudâ’dan sîreti
Bil ne zaḥmet çekdi bâtın erleri
Pek ezâ gördü ḥaḳīḳat pirleri
Bil hemân peygamberân serveri
Çok cefâ ḳıldı Ḳureyş kâfirleri
Böylece taḥsil olur gel feyż-i nûr
Ḥaḳḳ-ilen ittimâm olur her bir umûr
Her umûruñ melce’i Rabbu’l-ġafûr
Çün odur ḥâliḳ aḥad Rabbu’ş-şekûr
Ḥaḳḳa ṭâlib yoḳ gibidir iş bu ân
Ġaflet içre ḳaldı ḳalb mürde-gân
Fısḳ u ‘isyândan ṭolupdur bu cihân
Ḥaḳ degil maḳṣûd hemân bir pâre nân
Ḳanġı şeyḫiñ ḫoş gelirse meşrebi
Bende ol var ‘aşḳıñ olmaz meẕhebi
Ol küşâde eyler saña bir mektebi
Dönme dervişlik Timûr’dan leblebi

Günümüz Türkçesiyle

1. Eli sahih (icazeti sağlam) bir kâmil bulursan baş koyup onun dergâhının dilencisi ol.

2. İradeyle dolu ol, Allah'ın nailine (O'na erişene) bağlan; o, gönülden perdeyi ve engeli kaldırır.

3. Hemen içtenlikle teslim ol, kul ol; bir cevap isterse tatlı dille ver.

4. O zaman kendinde bir irade bırakma; kendini gassalın (ölü yıkayıcının) elindeki ölü bil.

5. Her an sadakatle hizmet et; nerede olursa olsun ona riayet et.

6. Uykuda (bile) onun tarafına ayağını uzatma; onun evini Beytü'l-Haram'dan (Kâbe'den) ayırma.

7. Ondan açıkça bir cefa görürsen gel, katlan, vefasız olma.

8. Seni imtihan eder, hata etme; sabret, öfkelenme, lütfet, safaya er.

9. Bu iş yalnızca hizmetle ele girmez; daima virtlerin ve zikirlerinle çalış.

10. İşrak ve kuşluk namazlarını büyük iş bil; evvâbîn ve teheccüd namazlarıyla da işini gör.

11. Sana çok katı bir keder gelse sen hemen sabredip (bunu) yolun nimeti bil.

12. Görünüşte suret kuldan (şeyhten) gelse de bil ki hakikatte özü Allah'tandır.

13. Bil ki bâtın erleri ne zahmet çekti; hakikat pîrleri çok eziyet gördü.

14. Bil ki peygamberlerin efendisine Kureyş kâfirleri çok cefa etti.

15. Gel, nur feyzi böylece kazanılır; her iş Hak ile tamamlanır.

16. Her işin sığınağı bağışlayıcı Rab'dir; çünkü O, yaratıcı, tek ve şükrün karşılığını veren Rab'dir.

17. Şu anda Hakk'ı arayan yok gibidir; ölü gönüllü kalpler gaflet içinde kaldı.

18. Bu cihan günah ve isyanla doldu; amaç Hak değil, yalnız bir parça ekmek.

19. Hangi şeyhin meşrebi hoşuna giderse git, ona kul ol; aşkın mezhebi olmaz.

20. O sana bir mektep açar; dervişliği Timur'dan leblebi (kolay iş) sanıp dönme.

Edebî ve Tarihî Yorum

Kâmil Mürşidin Alâmetleri

Başlık alâmet vaat eder, metin ise onları saymaz. “Ṭâlibân Mürşide Terġîble Kâmilânıñ ‘Alâmetleri”, yani talipleri mürşide özendirme ve kâmillerin alâmetleri başlıklı bölümde (165-184) ağırlık, mürîdin kâmil bir mürşidi bulduktan sonra nasıl davranacağı üzerindedir. İlk beyitteki “yed-i ṣaḥîḥ”, eli sağlam, yani silsilesi ve icazeti doğru şeyh ifadesi, sahte şeyhlere karşı uyarının ilk işaretidir.

Dördüncü beyit tasavvuf edebiyatının en bilinen benzetmelerinden birini kullanır: mürîd, şeyhin elinde, gassalın elindeki ölü gibi olmalıdır. Altıncı beyit bu teslimiyeti uyku hâline kadar götürür: mürîd uyurken bile ayağını şeyhin bulunduğu yöne uzatmaz, onun evini Kâbe'den ayırmaz. Onuncu beyitte işrak, kuşluk, evvâbîn ve teheccüd namazları sayılarak hizmetin yanında ibadet disiplini de istenir.

Bölümün sonu döneme dair bir yakınmaya döner: Hakk'ı arayan kalmamış, amaç bir parça ekmek olmuştur. Son iki beyit ise beklenmedik bir esneklik taşır: “Ḳanġı şeyḫiñ ḫoş gelirse meşrebi / Bende ol var ‘aşḳıñ olmaz meẕhebi.” Şensöz'ün kâmil şeyhin alâmetlerini anlatırken başvurduğu beyit budur. Son mısradaki “Timur'dan leblebi” deyimi, Nasreddin Hoca fıkralarından tanıdık bir halk söyleyişini tarikatnamenin içine taşır: dervişlik kolay bir iş sanılmamalıdır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar