Özgün Metin

Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilün

Ẕem olunmaz bil ki evlâd-ı ‘Arab
Anlara vâcib muḥabbet müsteḥab
Farż olur ḥürmet ri‘âyet bâ-edeb
Etme ẕem mûcib olur küfre sebeb
Bâ-ḫuṣûṣ Mekke Medîne ehline
Çoḳ muḥabbet eyle düşme ẕemmine
Anlarıñ ḫor baḳma sen taṣvîrine
Ol olur muṭlaḳ saña bir âyine
Bî-edeb sözden kişi mes’ûl olur
Pek perîşâniyyete mûcib olur
Ol ḥaḳāret ehline ma‘ṭûf olur
Tâ şefâ‘atden kişi maṭrûd olur
Tâ Mıṣır Baġdat ve hem sâ’ir bilâd
Var ahâlîsinde ‘akl u küll me‘âd
Böyle gördüm ben ki eyle ‘itimâd
Cümlesi maḳbûl-i Ḥaḳ aḥsen ‘ibâd
Çün ‘Arab’dandır Ḥabîb-i Kibriyâ
Anıñ için eylemez söz iḳtiżâ
‘Âcizâne bir naṣīḥatdir saña
Sen bilirsiñ soñra “keyfe mâ yeşâ’”
Etme aṣḥâbıñ biri-çün ḳīl u ḳāl
Çoḳların gördüm ki oldu ehl-i żâl
Bunlara bühtân eden buldu zevâl
Bunları maḳhûr edipdir ẕü’l-Celâl
Bunlarıñ hep cümlesi ehl-i kerem
Bunlara eyle muḥabbet etme ẕem
Birbirinden etme tefrîḳ birle hem
Bizlere ḥüccet degil ḳavl-i ‘acem
Dört meẕâhibden çıkartma bir ayaḳ
Müsteḥaḳdır bunlara elzem dayaḳ
Sen Kitâbu’llâh’a ancak ṭoġrı baḳ
Hiç buña râżî olur mu ẕât-ı Ḥaḳ

Günümüz Türkçesiyle

1. Bil ki Araplar zemmedilmez (kötülenmez); onlara muhabbet vâcip ve müstehaptır.

2. (Onlara) hürmet ve edeple riayet farz olur; zemmetme, küfre sebep olur.

3. Özellikle Mekke ve Medine ehline çok muhabbet et, onları kötülemeye düşme.

4. Sen onların suretine hor bakma; o (suret) mutlaka sana bir ayna olur.

5. Kişi edepsiz sözden sorumlu olur; (bu) pek perişanlığa sebep olur.

6. O hakaret ehline yöneltilir; ta ki kişi şefaatten kovulur.

7. Mısır'a, Bağdat'a ve öteki beldelere kadar ahalisinde akıl ve tam bir ahiret düşüncesi vardır.

8. Ben böyle gördüm, güven: hepsi Hakk'ın makbulü, en güzel kullardır.

9. Ululuk sahibinin sevgilisi Araplardan olduğu için (onlar hakkında kötü) söz gerekmez.

10. Sana âcizce bir nasihattir; sonra sen bilirsin, “Dilediği gibi” (Allah'ındır).

11. Ashaptan biri için dedikodu etme; çoklarını gördüm ki sapıklık ehli oldu.

12. Bunlara iftira eden zevale erdi; celâl sahibi bunları kahretmiştir.

13. Bunların hepsi kerem ehlidir; bunlara muhabbet et, zemmetme.

14. Onları birbirinden ayırma, birlikte (sev); Acem'in sözü bizlere delil değildir.

15. Dört mezhepten bir ayak (bile) dışarı çıkarma; (böyleleri) müstahaktır, bunlara dayak elzemdir.

16. Sen ancak Allah'ın kitabına doğru bak; Hak zât hiç buna razı olur mu?

Edebî ve Tarihî Yorum

Araplar ve Ashap

Araplara muhabbet vâciptir, onları kötülemek küfre sebep olur: neşirde 552-567 numaralı on altı beytin ilk onu bu hükmü işler ve özellikle Mekke ve Medine ehlini anar. Başlık iki konuyu birleştirir: Araplara karşı itaat ve riayet, ve ashaba dil uzatmanın küfür olduğu. Gerekçe dokuzuncu beyitte açıktır: Peygamber Araplardandır. Eserde Bağdat, Mısır ve Mekke-Medine'nin anıldığı yerleri sayarken Şensöz bu bölümü de gösterir.

Bu vurgunun XIX. yüzyıl sonu Osmanlı ortamında ayrı bir anlamı olabilir: Mevlânâ Hâlid'in Bağdat ve Şam'daki halifeleriyle yayılan Hâlidî kolunun Arap coğrafyasıyla güçlü bağları vardı ve şairin silsilesi Mekke'de yaşamış Abdullah Mekkî üzerinden gelir. Metin bu bağlantıyı kendisi kurmaz.

On birinci beyitten itibaren konu ashaba geçer ve kitabın Amasya'daki tartışmalarla ilgili bölümlerinin diline döner: ashaptan birine dil uzatan sapıklığa düşer, onlara iftira eden zevale erer, hepsi birlikte sevilmelidir. On dördüncü beyitteki “ḳavl-i ‘acem”, Acem'in sözü, sahabe aleyhindeki görüşlerin İran kökenli sayıldığını gösterir. On beşinci beyitte dört mezhepten çıkanlar için “dayak elzemdir” denmesi, kitabın en sert ifadelerinden biridir ve dönemin tartışma dilinin bir örneği olarak okunmalıdır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar