Özgün Metin

Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilün

Bende yoḳ yâ Rab saña lâyıḳ umûr
Fısḳ u iṣyân içreyim hem pür-ḳuṣûr
Bende bî-ḥad cürm-i ‘iṣyân bî-şumâr
‘Afvıña ḳalmış işim ey Kirdgâr
Yoḳ yüzüm rûy-ı siyâhımdan saña
Aġlarım her-dem günâhımdan saña
Mużṭarib ḥâlim bu ḥâlimden celîl
Sen ġanî bir pâdişâhsıñ ben ẕelîl
Bi-nihâyet raḥmet-i ‘afvıñ füzûn
Cürm ü ‘iṣyân içre bu ‘abd-i cünûn
Var ümîdim ‘afv-ı bî-pâyânıña
Noḳṣan olmaz ḥâşe lillâh şânıña
Sen beni ‘afv et be-ḥaḳḳ-ı enbiyâ
Enbiyâlar pâdişâhı Muṣṭafâ
Ey Ḫudâ taḳlîd işim taḥḳīḳ buyur
Her ne işlersem ḫaṭâ ‘iṣyân ḳuṣûr
Ḳıl muvaffaḳ bu risâlem tam ola
Baḥr-i ‘aşḳıñla hemân itmâm ola
Hem ‘azîzim ġavs̱-i a‘ẓam ‘İṣmet’i
Ver aña fevḳ’at-tecellî ni‘meti
Hem de evlâdı Bahâ’eddîn için
Raḥmet-i şefḳat buyur anıñ için
Şimdi gelmez böyle bir ‘âşıḳ civân
On beşinde tâm velâyet buldu cân
Eyledi on altıda dâr-ı beḳā
Böyle bir aḥsen maḥâsin mehliḳā
Ḥaḳḳ’a ‘âşıḳ olmasa ger bir kişi
Muṭlaḳā beyhûdedir anıñ işi
Yâ ilâhi kim saña ‘âşıḳ olur
Her işinde ‘âḳıbet ṣâdıḳ olur
Cümle aḳṭâb u âşıkân ü mürşidân
Oldular sâyende dâ’im sâye-bân

Günümüz Türkçesiyle

1. Yâ Rab, bende sana layık iş yok; günah ve isyan içindeyim, kusur doluyum.

2. Bende sınırsız suç, sayısız isyan var; ey Yaratıcı, işim affına kalmış.

3. Kara yüzümden ötürü sana yüzüm yok; her an günahımdan ötürü sana ağlarım.

4. Ey Celîl, bu hâlimden ötürü hâlim ızdırap içinde; sen zengin bir padişahsın, ben zelilim.

5. Affının rahmeti sonsuz ve bol; bu deli kul suç ve isyan içinde.

6. Sonsuz affına ümidim var; haşa, (bundan) şanına eksiklik gelmez.

7. Sen beni peygamberler hakkı için, peygamberlerin padişahı Mustafa hakkı için affet.

8. Ey Allah, taklit (dayalı) işimi tahkik buyur; ne işlesem hata, isyan, kusur.

9. (Beni) muvaffak kıl, bu risalem tam olsun; aşkının denizi ile hemen tamamlansın.

10. Hem azizim Gavs-ı A'zam İsmet'e tecellînin üstündeki nimeti ver.

11. Hem de onun oğlu Bahâeddîn için, onun için rahmet ve şefkat buyur.

12. Şimdi böyle âşık bir genç gelmez; on beşinde tam velâyet buldu canı.

13. Böyle güzel huylu, ay yüzlü (genç) on altısında bekâ yurduna (göçmeyi) eyledi.

14. Bir kişi Hakk'a âşık olmazsa mutlaka işi boşunadır.

15. İlâhî, sana kim âşık olursa her işinde sonunda sadık olur.

16. Bütün kutuplar, âşıklar ve mürşidler daima senin gölgende gölgelendiler.

Edebî ve Tarihî Yorum

Kitabın İçinden Bir Münacat

Mesnevî vezni ve mesnevî numarası sürer, ama içerik bir duaya dönüşür: neşirde 708-723 numaralı beyitler “Der Münâcât-ı Ḳâżiye'l-ḥâcât”, ihtiyaçları gideren Allah'a münacat başlığını taşır. İlk yedi beyit tanıdık bir itiraftır: şairde Allah'a layık bir iş yoktur, yüzü günahla kararmıştır, tek ümidi affın sonsuzluğundadır.

Dokuzuncu beyit kitabın yazılışına dair bir ipucu verir: “Ḳıl muvaffaḳ bu risâlem tam ola.” Şair bu satırları eser henüz tamamlanmamışken yazmıştır; münacat, sebeb-i te'lif bölümünden ve 1296 tarihli kapanıştan öncedir.

Onuncu beyitten on üçüncü beyte kadar şair şeyhi Mustafa İsmet için ve “evlâdı Bahâ'eddîn” için dua eder. Bu beyitler, Şeyhzâde Abdullah Bahâeddîn'in kimliği konusunda önemlidir: “evlâdı”, yani İsmet'in oğlu olduğu açıkça söylenir; on beş yaşında “tam velâyet” bulduğu ve on altısında “dâr-ı beḳā”ya göçtüğü belirtilir. Kitabın ileride yer alan 1292 tarihli tarih manzumesi de aynı gencin ölümüne düşülmüştür; Şensöz'ün onu Süleyman Efendi'nin oğlu sayması, bu beyitlerle birlikte okununca yeniden düşünülmelidir. Son düşünce, Allah'a âşık olmayanın işinin boşa gideceğidir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar