Özgün Metin

Vezin: Mefâîlün Mefâîlün Mefâîlün Mefâîlün

Seniñ ‘aşḳıñla ben egri ṭarîḳı râst-râh etdim
Dönüp egri dinimden ṭoġru dînde ‘azm-i râh etdim
Ḳoyup ẕâhidleriñ dîn râhını buldum güzel bir dîn
Bu dînden dönmezem ister ṣevâb ister günâh etdim
‘Azîzim ‘İṣmet’im şâhım imâmım ḳıble-gâhımsıñ
Delîlim mürşidim şeyḫim seni öz ḳıble-gâh etdim
Seniñ aḥvâliñi taḥḳīḳa ḥâcet yoḳ bilir ehli
Seniñ ġavs̱-ı mu‘aẓẓam olduġuñ arżı penâh etdim
Seniñ ḳuvvetde a‘ẓam bir velî az geldi ‘âlemde
İçüp dergâh-ı feyżiñden nice ẕevḳ-i İlâh etdim
Nuḳūş-ı ḳaşlarıñ resmi ḫayâl-i dilde maḫfûẓum
Hilâl ebrûlarıñ miḥrâbını ben secde-gâh etdim
Ne mümkündür beni men‘ eylemek zâhid melâmetden
Melâmet-kûşesin ben kendime bir ‘izz u câh etdim
Olup Mir’ât-nümâ’yı ḫâk-i pây ‘İṣmet’e bir ḳavl
Anıñ dergâh-ı lüṭfundan ne ḥikmetler nigâh etdim

Günümüz Türkçesiyle

1. Senin aşkınla ben eğri yolu doğru yol eyledim; eğri dinimden dönüp doğru dinde yola koyuldum.

2. Zâhidlerin din yolunu bırakıp güzel bir din buldum; ister sevap ister günah işlemiş olayım, bu dinden dönmem.

3. Azizim, İsmet'im, şahım, imamım, kıblegâhımsın; delilim, mürşidim, şeyhimsin, seni öz kıblegâh edindim.

4. Senin hâllerini tahkike gerek yok, ehli bilir; senin büyük gavs olduğunu sığınaklık için arz ettim.

5. Senin kuvvetinde büyük bir velî âlemde az geldi; feyiz dergâhından içip nice ilâhî zevk ettim.

6. Kaşlarının nakşının resmi gönül hayalimde saklıdır; hilal kaşlarının mihrabını ben secde yeri edindim.

7. Zâhid, beni melâmetten men etmek ne mümkün; melâmet köşesini kendime bir izzet ve mevki edindim.

8. Mir'ât-nümâ, İsmet'in ayağının toprağı olmak üzere bir söz (verip), onun lütuf dergâhından nice hikmetler seyrettim.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şeyhe Bir Aşk Gazeli

Sevgilinin yerini mürşid almıştır: biçim ve dil bakımından bir aşk şiiri olan bu sekiz beyit, tarih manzumesinin hemen ardından doğrudan Mustafa İsmet Efendi'ye seslenir. Üçüncü beyitte şeyhin adı açıkça geçer ve bir unvanlar zinciri kurulur: aziz, İsmet, şah, imam, kıblegâh, delil, mürşid, şeyh. Redif “etdim”, vezin hezecin dört “Mefâîlün”lü kalıbıdır.

İlk iki beyit, kitabın şeriat vurgusuna bakılınca cesur bir söyleyiş taşır: şair aşk sayesinde “eğri dinden” dönüp “doğru dine” girdiğini, zâhidlerin din yolunu bırakıp “güzel bir din” bulduğunu, ister sevap ister günah olsun bu dinden dönmeyeceğini söyler. Bu dil, divan şiirinde aşkın kendisini bir din, rindliği bir mezhep olarak anan geleneğe aittir; şeyhin şeriata bağlılığını sorgulamaz, zâhidin kuru dindarlığına karşı aşkın üstünlüğünü söyleyen bir mazmun olarak işler.

Altıncı beyit rabıtanın divan şiiri diliyle anlatımıdır: şeyhin kaşlarının resmi gönülde saklıdır, hilal kaşların mihrabı secde yeri olmuştur. Kitabın sekizinci na'tında Peygamber için kullanılan kaş-mihrap imgesi burada mürşide yönelir. Yedinci beyit melâmeti bir izzet sayar; mahlas beyti ise şairi “ḫâk-i pây-ı ‘İṣmet”, İsmet'in ayağının toprağı olarak tanıtır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar