Özgün Metin
Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilün
Oldu Âdâbü’l-müeddeb çün tamâm
Baḥr-i ‘aşḳıñ-lan vücûd buldu ḫitâm
Mevc edip ‘aşḳıñ göñülde ihtimâm
Hep seniñ feyżiñle naḳl oldu kelâm
Yâ ilâhi ḳıl ḳabûl dergâhıña
Sen refîḳ eyle Ḥabîbu’llâhıña
Sen bizi dost eyle ẕâtu’llâha
Ḳıl hemân da‘vet cemâlu’llâhıña
Çoḳdur ‘iṣyânım yüzüm yoḳdur saña
Etme yâ Rab sen bizi senden cüda
Merḥamet şefḳat buyur ẕât-ı Ḫudâ
Ẕü’l-kerîm ekrem ‘aṭâsın kibrîyâ
Baḥr-i luṭfuñ bî-nihâyet pâdişâh
Sen bizi ġarḳ et Ḫudâ bî-iştibâh
Ḳıl Ḫudâ tevfîḳ hidâyet üzre râh
Hep saña muhtâc gedâ ger cümle şâh
Muṣṭafâ ‘İṣmet benim şeyḫim Ḫudâ
Sen beni ḥaşr et anıñla kibriyâ
Ol vesîledir benim çûn kim saña
Ḳıl aña bî-ḥad tecellîsin sezâ
Bâ-ḫuṣūṣ evlâdı ‘Abdullâh Bahâ
Ver aña ‘âlî maḳām-ı intihâ
Dâ’imâ terfi-‘i ḥâl et sen aña
Ẕâtıña maḳbûl u maḥbûb eyle tâ
‘Affıña muhtâc atam vu anam Kerîm
Merḥamet ḳıl anlara dâ’im Raḥîm
Hep ṣaña müştâḳ idi anlar muḳīm
Eyle sen makbul-i ‘indâ’llâh ‘alîm
Tâ bize tâbî‘ olan iḫvân-ı din
Sen ḳarîn dost et saña yâ Ḥaḳ mu‘în
Eyleme senden uzaḳ bir dem hemîn
Cümlesin ḳıl ‘ârifân-ı vâṣılîn
Bu kitâbıñ bu sebeb te’lîfine
Ḥaḳ diyen sâlik ere Ḥaḳ ẕevkine
Emr olup kemter Amasya şehrine
Ḫalḳı terġîb ede Ḥaḳ teşvîḳine
Okuyan bulsun ḥayât-ı câvidân
Ẕevk-yâb olsun Ḫudâ’ya ṭâlibân
Behre-mend olsun mürîd u sâlikân
Bî-keder bulsun Ḫudâ’yı dervîşân
Ḳoymadım râh-ı ṭarîḳde şüphe-cân
Hep beyân etdim ḥaḳīḳatden ‘iyân
Var naṣīḥat nâdirâtdan der-cihân
Ḥisse-dâr olsun mürîd ü mürşidân
Ḥamdü lillâh bu risâle oldu tâm
Oḳuyan etsin sülûkün ihtimâm
Ṣad selâm olsun ḥabîbine müdâm
Âline asḥâbınâ hem ve’s-selâm
Günümüz Türkçesiyle
1. Âdâbü'l-müeddeb tamam olunca aşkının denizi ile varlık buldu, sona erdi.
2. Aşkın gönülde dalgalanıp özen göstererek söz hep senin feyzinle nakledildi.
3. İlâhî, (onu) dergâhına kabul eyle; (bizi) sevgilin (Habîbullah) ile yoldaş eyle.
4. Sen bizi Allah'ın zâtına dost eyle; hemen Allah'ın cemâline davet et.
5. İsyanım çoktur, sana (bakacak) yüzüm yoktur; yâ Rab, bizi senden ayırma.
6. Ey Allah zâtı, merhamet ve şefkat buyur; ey cömert, en kerîm, ihsanı (bol) ululuk sahibi.
7. Ey padişah, lütfunun denizi sonsuzdur; Allah'ım, kesinlikle bizi (ona) gark et.
8. Allah'ım, hidayet üzere yola muvaffak kıl; dilenci de şah da hep sana muhtaçtır.
9. Allah'ım, Mustafa İsmet benim şeyhimdir; ey ululuk sahibi, beni onunla haşret.
10. Çünkü o bana sana (ulaşmak için) vesiledir; ona sınırsız tecellîni layık kıl.
11. Özellikle oğlu Abdullah Bahâ'ya yüce, son makamı ver.
12. Ona daima hâlini yükselt; onu zâtına makbul ve sevgili eyle.
13. Ey Kerîm, babam ve annem affına muhtaçtır; ey Rahîm, onlara daima merhamet et.
14. Onlar hep sana müştak olarak (dünyada) durdular; ey Alîm, onları Allah katında makbul eyle.
15. Bize tâbi olan din kardeşlerini, yâ Hak, ey yardımcı, sana yakın dost eyle.
16. Onları bir an bile senden uzak eyleme; hepsini (Hakk'a) ermiş ârifler kıl.
17. Bu kitabın şu sebeple telifine: Hak diyen sâlik Hakk'ın zevkine ersin.
18. Bu hakîr (ben) Amasya şehrine memur olup halkı Hakk'ın teşvikine özendireyim (diye).
19. Okuyan ebedî hayatı bulsun; talipler Allah'a (yönelip) zevk bulsun.
20. Mürîdler ve sâlikler nasiplensin; dervişler Allah'ı kedersiz bulsun.
21. Tarikat yolunda şüpheli yer bırakmadım; hep hakikatten apaçık beyan ettim.
22. Cihanda nadir nasihatler vardır; mürîdler ve mürşidler (bundan) hisse sahibi olsun.
23. Allah'a hamd olsun, bu risale tamam oldu; okuyan sülûkune özen göstersin.
24. Sevgilisine (Peygamber'e) daima yüz selâm olsun; âline ve ashabına da, vesselam.
Edebî ve Tarihî Yorum
Sebeb-i Te'lif ve Kapanış
Şairin anne babası kitapta yalnız burada anılır: on üçüncü beyitte ve onu izleyen beyitte. Mesnevînin son bölümü olan bu yirmi dört beyit (neşirde 724-747), “Sebeb-i Te'lîf-i Risâle ve Ḫıtâmuhû Misk”, risalenin yazılış sebebi ve misk kokulu sonu başlığını taşır. İlk on altı beyit bir duadır: eserin kabulü, şairin günahlarının affı, şeyhi Mustafa İsmet ile birlikte haşrolma dileği, İsmet'in oğlu Abdullah Bahâ için yüce bir makam, şairin anne babası ve kendisine tâbi olan din kardeşleri için rahmet.
On birinci beyitteki “Bâ-ḫuṣūṣ evlâdı ‘Abdullâh Bahâ” ifadesi, Şeyhzâde Abdullah Bahâeddîn'in kimliği bakımından önemlidir: dokuzuncu ve onuncu beyitler Mustafa İsmet'i anlattıktan hemen sonra gelen “evlâdı”, onun oğlu demektir. Şensöz bu beyti şairin oğlu hakkında bir bilgi olarak okumuştur; bağlam ise İsmet Efendi'nin oğlunu gösterir.
On yedinci ve on sekizinci beyitler kitabın yazılış sebebini söyler: şair, “emr olup”, yani kendisine emredilerek Amasya şehrine gelmiş, halkı Hakk'a özendirmek için bu kitabı yazmıştır. Hüsameddin'in kaydında şeyhin Amasya'ya şeyhinin manevî işaretiyle geldiğinin söylenmesi bu ifadeyle örtüşür. Kapanış beyitleri risalenin tamamlandığını bildirir; ardından gelen iki tarih manzumesi eserin 1296'da bittiğini kayda geçirir.
Kaynakça
- Abdurrahman Şensöz, 19.yy. Nakşî Halidî Şeyhi Süleyman Amasî ve Manzûm Ahlâk Kitâbı, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2017, s. 240-243 (Âdâbü'l-müeddeb çeviriyazısı, beyit 724-747; yazma: Amasya Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi 05 Ba 1286, vr. 42a-42b). https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5C/408DCD06-CF9A-5D4D-832B-41B0A7DCB7D3.pdf
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 410-414 (Süleyman Efendi-eş-Şeyh, Mir'ât-nümâ maddesi; e-kitap s. 312-313). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page312.html
Çevrimiçi kaynaklar






