Özgün Metin
Ey Mu‘âvîler ümmeti v’ey düşmen-i Muhammedî
Siz küfrânî biz şükrânî siz bir taraf biz bir taraf
Sizler tuğyânî milleti bizler Muhammed ümmeti
Siz Mervânî biz Kur’ânî siz bir taraf biz bir taraf
Siz Mervânî cehennemî biz Muhammedî cennetî
Siz şeytânî biz Rahmânî siz bir taraf biz bir taraf
Siz Mu‘âvîler askeri biz Hayderîler leşkeri
Siz kahrânî biz lutfânî siz bir taraf biz bir taraf
Siz Yezîdî siz pelîdî biz Hüseynî biz şehîdî
Siz butlânî biz hakkânî siz bir taraf biz bir taraf
Sizler düşmen-i Mustafâ biz bende-i âl-i ‘abâ
Siz hasmânî biz rahmânî siz bir taraf biz bir taraf
Siz kâtil-i âl-i Zehrâ biz mâtem-dâr-ı Mustafâ
Siz Şimrânî biz hüznânî siz bir taraf biz bir taraf
Siz Haccâcî siz leccâcî biz Kanberî Peygamberî
Siz nefsânî biz rûhânî siz bir taraf biz bir taraf
Siz şeytânî biz rahmânî zıd-ender-zıddız el-hâsıl
Siz zulmânî biz nûrânî siz bir taraf biz bir taraf
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey Muaviye taraftarlarının ümmeti ve ey Muhammed düşmanı; siz nankörsünüz, biz şükredeniz; siz bir taraf, biz bir taraf.
2. Sizler azgınlık milletisiniz, bizler Muhammed ümmetiyiz; siz Mervan'dansınız, biz Kur'an'danız; siz bir taraf, biz bir taraf.
3. Siz Mervan yolundan cehennemliksiniz, biz Muhammed yolundan cennetliğiz; siz şeytandansınız, biz Rahman'danız; siz bir taraf, biz bir taraf.
4. Siz Muaviye taraftarlarının askerisiniz, biz Haydar (Hz. Ali) taraftarlarının ordusuyuz; siz kahır tarafısınız, biz lütuf tarafıyız; siz bir taraf, biz bir taraf.
5. Siz Yezid yolundasınız, siz murdarsınız; biz Hüseyin yolundayız, biz şehitler tarafıyız; siz batılsınız, biz hakkız; siz bir taraf, biz bir taraf.
6. Sizler Mustafa'nın düşmanısınız, biz Âl-i Abâ'nın (Peygamber ailesinin) kuluyuz; siz hasım tarafısınız, biz rahmet tarafıyız; siz bir taraf, biz bir taraf.
7. Siz Zehra'nın soyunun katilisiniz, biz Mustafa'nın matemini tutanlarız; siz Şimr'in yolundasınız, biz hüzün ehliyiz; siz bir taraf, biz bir taraf.
8. Siz Haccac yolundasınız, siz inatçısınız; biz Kanber'in ve Peygamber'in yolundayız; siz nefsanîsiniz, biz ruhanîyiz; siz bir taraf, biz bir taraf.
9. Siz şeytandansınız, biz Rahman'danız; kısacası birbirimizin tam zıddıyız; siz karanlıksınız, biz nuruz; siz bir taraf, biz bir taraf.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Çınar'ın dokuz beyit olarak aktardığı bir manzumedir. Her beytin ikinci mısraı "siz bir taraf biz bir taraf" nakaratıyla biter ve bu nakaratın önünde "-ânî" sesiyle kafiyelenen iki kelime yer alır: küfrânî-şükrânî, Mervânî-Kur'ânî, şeytânî-Rahmânî, kahrânî-lutfânî, butlânî-hakkânî, hasmânî-rahmânî, Şimrânî-hüznânî, nefsânî-rûhânî, zulmânî-nûrânî. Birinci mısralar ise kendi içinde "siz" ve "biz" karşıtlığıyla kurulmuştur. Şiirin divandaki tam metninin kaç beyit olduğu ve nazım şekli makalede belirtilmez.
Metin, Fatih Çınar'ın Nigârî'nin isteğiyle yazılmış bir risaleyi tanıttığı 2019 tarihli makalesinden alınmıştır; Çınar şiirleri A. Azmi Bilgin'in divan neşrinden aktarır. Çınar parçayı divanın 437. sayfasından gösterir.
Anlam ve Söz Sanatları
Manzume, baştan sona iki tarafı karşı karşıya koyan bir sayıştırmadır. "Siz" denen taraf, Hz. Ali'ye karşı savaşan Muaviye ile Emevî hanedanının ve onları izleyenlerin tarafıdır; "biz" ise Hz. Ali ve Ehl-i Beyt'in tarafıdır. Şiirdeki adların her biri İslam tarihindeki bu çatışmanın bir kişisine işaret eder: Muaviye ve Mervân Emevî halifeleri, Yezid Kerbelâ'nın sorumlusu sayılan halife, Şimr Kerbelâ'da Hz. Hüseyin'i şehit eden kişi, Haccac ise Emevîlerin sert valisidir. Karşı tarafta Haydar (Hz. Ali), Hüseyin, Zehrâ (Hz. Fâtıma), Âl-i Abâ (Peygamber'in abasının altına aldığı aile) ve Hz. Ali'nin azatlı kölesi Kanber anılır.
Şiirin gücü tekrardan gelir: her mısrada "siz" ve "biz" yer değiştirir, her beyit aynı nakaratla kapanır ve "-ânî" kafiyeli kelime çiftleri iki tarafı birer zıtlık olarak adlandırır. Bu yapı tezat sanatının bütün şiire yayılmış bir örneğidir. Dil sert ve suçlayıcıdır; karşı taraf için "küfrânî", "cehennemî", "pelîd" (murdar) gibi ağır sıfatlar kullanılır. Çınar, Nigârî'nin Ehl-i Beyt'e yapılan zulümleri en üst perdeden dile getirmek için şiirin gücünden yararlandığını, ancak Muaviye ve Yezid başta olmak üzere birçok isme hakarete varan ifadeler kullandığını ve onları dinin dışında gören bir anlayışla hareket ettiğini yazar. Şiir, bu yönüyle Nigârî'nin hem kendi müritleri arasında hem de Amasya ulemasıyla yaşadığı tartışmanın doğrudan bir belgesidir.
Tarihî Bağlam
Hüsameddin'e göre Nigârî'nin Amasya'daki yıllarında, özellikle 1871-1872'den sonra, onun Muaviye ve taraftarlarına açıkça lanet etmesi şehrin ulemasıyla arasında "Ali-Muâviye meselesi" denen büyük bir tartışmaya yol açmış; ulema Ehl-i Sünnet mezhebini savunmuş, iki taraf da aşırıya giderek halk arasında bir ayrılık doğmuştur. Hüsameddin, Ehl-i Beyt'e yapılan zulmü hatırlatan bu tepkiyi anlayışla karşılamak gerektiğini, ama sövgü ve lanetin dinen ve ahlâken kötü olduğunu birlikte yazar. Nigârî, 1884-1885'te İstanbul'da şeyhülislamın huzurunda bu tavrının sebebi sorulduğunda, atasına karşı ayaklananlara buğz ve lanet etmenin kendisine ait bir vazife olduğunu, halkın bu konuda kendisine uymasının ise doğru olmadığını söylemiştir. Bu cevabın ardından Harput'a sürülmüştür. Şiirin yazılış tarihi bilinmiyor. Şairin edebî kişiliği için Nigârî: Şair ve Eserleri yazısına bakılabilir.
Kaynakça
- Fatih Çınar, "Nakşî-Hâlidî Şeyhi Hamza Nigarî'nin İsteğiyle Yazılan Bir Ehl-i Beyti Müdafaa Risalesi: Risâle fî Ta'n li-men Hâlefe Ali Radıyallahu Teâlâ Anh", Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, VII/1, 2019, s. 125-150; şiir s. 132-133. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/803338
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 9, Amasya: Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, s. 280-293 (e-kitap s. 89-93; "Hamza Nigârî Efendi-eş-Şeyh el-Hâc Mîr" maddesi). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page89.html
Çevrimiçi kaynaklar






