Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
İçelim bâdeyi bâ-nâm-ı Hudâ ey sâkî
İdelim mest be-ân nâm nidâ ey sâkî
Allâh Allâh diyelim mest be-âvâz-ı bülend
İdelim rûhı be-ân nâm fedâ ey sâkî
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey sâkî, şarabı Allah'ın adıyla içelim; o adla, sarhoş olarak, seslenelim.
2. Sarhoş bir hâlde, yüksek sesle "Allah Allah" diyelim; ey sâkî, canımızı o ada feda edelim.
Edebî ve Tarihî Yorum
Nigârî'nin Türkçe divanı bir besmeleyle ve hemen ardından bu dörtlükle açılır. İlk sözün bir sâkîye seslenmesi tesadüf değildir. Pervane Bayram'ın divanın düzeni üzerine yazdığı makalede gösterdiği gibi, şair gazellerine geçmeden önce sâkîye hitap eden iki rubai koymuş, sonra her harfin gazelleri bitince araya yine iki rubai yerleştirmiş, gazeller bölümünü de iki yerine üç rubaiyle kapatmıştır. Bu rubailerin hepsi birer küçük sâkînâmedir. Gazel aralarına rubai koyan şairler daha önce de vardır; Bayram, Mevlânâ'yı, Nâbî'yi ve Nakşibendî bir şair olan Neccârzâde Rızâ'yı anar. Ama her harfin sonunu düzenli olarak ikişer sâkî rubaisiyle işaretlemek, Bayram'a göre Nigârî'ye özgü bir buluştur.
Dörtlüğün sözü baştan sona Allah'ın adı etrafında döner. Şarap "Hudâ'nın adıyla" içilir, sarhoşlukla yükselen ses o adı çağırır, can da o ada kurban edilir. Tasavvuf şiirinde şarap ilahî aşkın, sâkî de bu aşkı sunan mürşidin yerini tutar; Nigârî'nin başka bir beytinde dediği gibi bu şarap "dudaksız ve kadehsiz" içilen bir şaraptır. Böylece divanın ilk dörtlüğü, okura şiirlerdeki meyhane dilinin nasıl okunması gerektiğini de baştan söylemiş olur.
Üçüncü mısradaki "âvâz-ı bülend", yani yüksek ses ayrıca düşünülmeye değer. Nakşibendî yolu zikri çoğunlukla sessiz yapar. Burada ise sarhoşların yüksek sesle "Allah Allah" demesi istenir. Amasyalı tarihçi Hüsameddin, Nigârî'nin hece şiirlerinin müritlerince özel ezgilerle, vecd ve coşku içinde okunduğunu yazar; mısra bu canlı meclis havasına uyar, ama dörtlüğün belli bir zikir usulünü anlattığını söylemek için elimizde ayrıca bir kanıt yoktur.
Dörtlüğün rubaiye benzeyen yanı kafiye düzenindedir; vezni başka bir yoldan gider. Neşir onu klasik rubainin ahreb ve ahrem kalıplarıyla değil, remel bahrinin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıyla okur. Buna karşılık birinci, ikinci ve dördüncü mısraların "Hudâ, nidâ, fedâ" sözleriyle kafiyelenip "ey sâkî" redifini paylaşması, üçüncü mısraın da serbest bırakılması rubainin bilinen düzenidir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Nigârî, Nigârî Dîvânı, haz. A. Azmi Bilgin, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, 2017 (e-kitap, Kültür Eserleri Dizisi 482), şiir 1, s. 14. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194361/nigari-divani.html
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 9, Amasya: Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, s. 270-300 (e-kitap s. 87-95). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page87.html
Akademik çalışmalar
- Pervane Bayram, "Seyyid Nigârî'nin Divan Tertibi Sistemine Getirdiği Yenilikler", Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Edebiyat Dergisi, sayı 20, 2008, s. 193-206 (rubailer s. 195-196). https://acikerisim.selcuk.edu.tr/items/28e618aa-cdbb-4a5b-9698-22617b72bede/full
Çevrimiçi kaynaklar






