Özgün Metin

Sebebsiz ‘âşık ey yârân
Çeker mi cevr-i hicrânı
Kafesde olmasa bülbül
Terk ider mi gülistânı
Beni söyletme ey cânân
Bâğ cefâsın çeken bâğbân
Çekerse âzâr-ı hicrân
Unutmaz bâğı bûstânı
Avcı gezer avını izler
Bülbül gülistânı gözler
Tepretme yaramı sızlar
Döndürme ben bî-nevânı

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey dostlar, âşık sebepsiz yere ayrılığın eziyetini çeker mi? Bülbül kafeste olmasa gül bahçesini bırakır mı?

2. Ey sevgili, beni söyletme; bağın cefasını çeken bahçıvan ayrılığın incitmesine katlansa da bağı bostanı unutmaz.

3. Avcı gezer, avının izini sürer; bülbül gül bahçesini gözler. Yaramı kanatma, sızlar; ben çaresizi geri çevirme.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Hece ölçüsüyle yazılmış üç dörtlükten oluşan bir şiirdir; mısralar sekiz hecelidir. İlk dörtlükte ikinci ve dördüncü mısralar "hicrânı / gülistânı" sözleriyle kafiyelenir; ikinci dörtlükte ilk üç mısra "cânân, bâğbân, hicrân", üçüncü dörtlükte "izler, gözler, sızlar" sözleriyle kendi aralarında kafiyelidir ve her dörtlüğün son mısraı "-ânı" sesine bağlanır. Bu düzen, halk şiirinde sekiz heceli koşmalara verilen semai adıyla bilinen yapıya uyar; şekil adı bizim tespitimizdir.

Metin, Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki Nigârî maddesinin "Eserlerinden Örnekler" bölümünden alınmıştır; madde örnekleri A. Azmi Bilgin'in 2003 tarihli divan neşrinden aktarır. Madde bu şiiri "Heceyle Yazdığı Şiirlerinden" başlığıyla verir; Bilgin neşrinde 301. sayfadadır.

Anlam ve Söz Sanatları

Şiir, halk şiirinin sade diliyle ve gündelik imgelerle konuşur: bülbül ve kafes, bağ ve bahçıvan, avcı ve av. İlk dörtlükte iki soru yan yana konur: âşık ayrılığa sebepsiz katlanır mı, bülbül kafeste olmasa gül bahçesini bırakır mı? İkinci sorunun cevabı birinciyi de cevaplar: bülbül gül bahçesinden kendi isteğiyle ayrılmaz, onu ayıran kafestir; âşığı ayrılığa düşüren de onun elinde olmayan bir sebeptir. Bu düzen, iki ayrı hükmü yan yana getirip birini ötekiyle açıklayan bir örnekleme, yani irsâl-i meselin halk şiirindeki karşılığıdır.

İkinci dörtlükte bahçıvan, bağın cefasını çeken ama ondan ayrı düştüğünde bile onu unutmayan bir sadakat örneğidir. Üçüncü dörtlükte avcı ile bülbül yan yana gelir: biri avının, öteki gülün peşindedir. Son iki mısra doğrudan bir yakarıştır: yarayı kanatmamak ve çaresizi geri çevirmemek. Şiirdeki gurbet, kafes ve ayrılık imgelerinin şairin memleketinden uzak yaşamasıyla bir ilgisi olduğu düşünülebilir; ancak şiirde açık bir yer adı yoktur ve bu bir yorumdur. "Tepretmek" (kıpırdatmak, kanatmak) Azerbaycan Türkçesinde yaygın bir fiildir.

Tarihî Bağlam

TEİS'e göre Nigârî'nin halk edebiyatındaki önemi daha çok heceyle yazdığı şiirlerinde, türkü ve koşmalarında kullandığı dil ve üslupta görülür; şair heceyle yazdığı şiirleri kafiyelerine göre alfabetik olarak da sıralamıştır. Hüsameddin, bu tür şiirlerin müritler arasında özel nağmelerle okunduğunu yazar; TDV İslâm Ansiklopedisi de koşmalarının bugün hâlâ meclislerde topluca söylendiğini kaydeder. Şairin edebî kişiliği için Nigârî: Şair ve Eserleri yazısına bakılabilir.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

Kitaplar

  • Parvana Bayram, "Nigârî, Seyyid Mîr Hamza", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2014 (güncelleme 2020), "Eserlerinden Örnekler" bölümü. https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/nigari-seyyid-mir-hamza
  • Mir Hamza Seyyid Nigârî, Divan-ı Seyyid Nigârî, haz. A. Azmi Bilgin, İstanbul: Kule İletişim Hizmetleri, 2003, s. 301 (TEİS'teki aktarımla).

Çevrimiçi kaynaklar