Özgün Metin
Cânıma çekmiş felek Bergüşad’ın dâgını
Sönmez âteşi ursan Hekeri ırmağını
Odlara yandım aman hasretim pîr-i mugân
Dâda yitmez piyâle sun meyin ırmağını
Cem‘ olup endûh-ı gam hâlime ağlar ‘âlem
Ya‘kûb-ı sânî benem gör gözümün ağını
Tâc-ı serim degse ger şemse n’ola ol mehin
Râhına yüzler sürüp öpmüşem ayağını
Tanrı bilür virmeyiz mülk-i Süleymâna biz
Dilber-i zîbâmızın zerre-i dırnağını
Ey zerger puhte hâm eyleme sâf it tamâm
Olmaya ki incide hâtemi barmağını
Şems nedir bilmezem çeşm-i nazar-bâzıma
Tâ idem âf-tâb dergehi toprağını
Gör ne düşüp hâşına yine bülbül başına
Ağlar saçar savurur gülşenin toprağını
Kan eker odlar döker Mîr Nigârî meger
Yâd kılupdur yine yâr-ı Karabağını
Günümüz Türkçesiyle
1. Felek Bergüşad'ın dağını (ve dağlama yarasını) canıma çekmiş; Hekeri ırmağını üstüne döksen bu ateş sönmez.
2. Ateşlere yandım, aman, ey hasretini çektiğim meyhane piri; kadeh feryadıma yetişmez, şarabın ırmağını sun.
3. Gamın kederi toplanmış, âlem hâlime ağlıyor; ikinci Yakup benim, gözümün akını gör.
4. O ay yüzlünün yoluna yüzler sürüp ayağını öpmüşüm; başımın tacı güneşe değse buna şaşılır mı?
5. Tanrı bilir, süslü sevgilimizin tırnağının zerresini Süleyman'ın mülküne bile vermeyiz.
6. Ey kuyumcu, pişkin olanı ham etme, onu tamamen arıt; sakın yüzük onun parmağını incitmesin.
7. Güneş nedir, bakmayı seven gözüm için bilmem; ta ki onun dergâhının toprağını kendime güneş edeyim. (Mısra kesin bir anlam vermez; okuma tahminîdir.)
8. Gör, bülbülün başına yine ne geldi; ağlıyor, gül bahçesinin toprağını saçıp savuruyor. ("Hâşına" kelimesinin okunuşu belirsizdir.)
9. Mîr Nigârî kan ekiyor, ateşler döküyor; meğer yine Karabağ'daki sevgilisini anmış.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Dokuz beyitlik bir gazeldir. Redif "-ını" ekidir; kafiye "dâgını, ırmağını, ağını, ayağını, dırnağını, barmağını, toprağını, Karabağını" kelimelerindeki "-ağ" sesine dayanır. Yedinci ve sekizinci beyitlerde "toprağını" kelimesi iki kez kafiye olarak kullanılmıştır. Matla beytinin iki mısraı aynı kafiyeyle biter; mahlas son beyitte "Mîr Nigârî" olarak geçer. Kaynakta vezin gösterilmez.
Metin, Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki Nigârî maddesinin "Eserlerinden Örnekler" bölümünden alınmıştır; madde örnekleri A. Azmi Bilgin'in 2003 tarihli divan neşrinden aktarır. Bilgin neşrinde gazel 209. sayfadadır. "Odlar" (ateşler), "barmak" (parmak), "dırnak" (tırnak), "ağ" (ak), "benem" (benim) gibi kelimeler Azerbaycan Türkçesine özgü biçimlerdir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, Nigârî'nin doğduğu toprağı anan şiirlerinin bilinen örneğidir. Bergüşad, şairin doğduğu Cicimli köyünün bağlı olduğu Karabağ kasabasıdır; Hekeri ise Karabağ'da akan bir ırmaktır. İlk beyitte "dâg" kelimesi iki anlamlıdır: hem dağ hem de dağlama yarası. Felek, Bergüşad'ın dağını şairin canına yüklemiş, yani memleket özlemini onun içine bir yara gibi basmıştır; bu ateş, memleketin ırmağı dökülse bile sönmez. Böylece ilk beyit gurbet acısını memleketin kendi coğrafyasıyla anlatır. Son beyit aynı yere döner: şair kan ağlayıp ateş saçıyorsa, bunun sebebi Karabağ'daki sevgilisini yeniden anmasıdır.
Aradaki beyitler divan şiirinin bilinen telmih ve mazmunlarını Azerbaycan Türkçesinin sıcak söyleyişiyle birleştirir. Üçüncü beyitte şair kendini, Yusuf'un ayrılığına ağlamaktan gözlerine ak düşen Yakup peygambere benzetir (Yûsuf 12:84). Beşinci beyitte sevgilinin tırnağının zerresi, Süleyman peygamberin bütün mülküne bile değişilmez. Altıncı beyitteki kuyumcu seslenişi, sevgiliye takılacak yüzüğün onun parmağını incitmemesi için titizlik ister; sevgilinin narinliği bir zanaat imgesiyle anlatılır. Sekizinci beyitteki bülbül ise gül bahçesinin toprağını saçıp savuran bir yaslı gibidir. "Dâg / dağ", "ağ / ak" ve "ırmak" kelimeleri etrafında kurulan ses oyunları, gazelin kafiye düzenini bir söz oyununa dönüştürür.
Tarihî Bağlam
Nigârî Karabağ'ın Zengezur bölgesinde, Bergüşad kasabasına bağlı Cicimli köyünde doğmuş, Rus baskısı yüzünden 1850'lerin ortalarında memleketinden ayrılmış ve hayatının son otuz yılını Amasya ve Merzifon'da geçirmiştir. Gazelin ne zaman yazıldığı bilinmiyor; memleket özlemi, şairin Anadolu'daki yıllarına uygun düşer, ama bu bir çıkarımdır. TEİS, Nigârî'nin Çaynâme mesnevisinde de Karabağ'ın güzelliklerini anlattığını kaydeder. Şairin edebî kişiliği için Nigârî: Şair ve Eserleri yazısına bakılabilir.
Kaynakça
- Parvana Bayram, "Nigârî, Seyyid Mîr Hamza", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2014 (güncelleme 2020), "Eserlerinden Örnekler" bölümü. https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/nigari-seyyid-mir-hamza
- Mir Hamza Seyyid Nigârî, Divan-ı Seyyid Nigârî, haz. A. Azmi Bilgin, İstanbul: Kule İletişim Hizmetleri, 2003, s. 209 (TEİS'teki aktarımla).
Çevrimiçi kaynaklar






