Perihan Altındağ Sözeri, 5 Mayıs 1925'te Amasya'da doğdu ve yirminci yüzyılın ortasında Türk sanat müziğinin en çok sevilen kadın yorumcularından biri oldu. Ankara Radyosu'nun açtığı bir ses sınavını on üç yaşında kazanması, İstanbul'un gazino ve radyo dünyasında yıllarca aranan bir solist olması ve kendi döneminin dört büyük kadın sesinden biri sayılması hayatının bilinen başlıca durakları arasındadır. Güzel sesinin yanı sıra düzgün Türkçesi ve konuşmasındaki ölçü de kendisinden söz eden herkesin ilk andığı özelliklerdir. 7 Nisan 2008'de İstanbul'da ölen sanatçının hayatı, Cumhuriyet'in ilk onyıllarında radyonun, plağın, gazinonun ve sinemanın birbirine eklendiği bir dönemi de gösterir. Doğum yılı, babasının Amasya ile bağı ve radyodan ayrılış tarihi gibi bazı noktalarda kaynaklar birbirinden ayrılır; bu ayrılıklar ilgili yerlerde belirtilmiştir.

Ailesi ve Doğum Yılı

Annesi Erzurumlu Hayriye Hanım, babası Nurettin Behiç Bey'dir. Babası askerdi. Babanın Amasya ile bağı kaynaklarda iki farklı biçimde anlatılır. Bir anlatıma göre görev yeri Amasya olduğu için Perihan Altındağ bu şehirde dünyaya gelmiştir; başka biyografiler ise ailenin aslen Amasyalı olduğunu ve Nurettin Behiç Bey'in Amasyalı bulunduğunu yazar. Kız kardeşinin hayatını anlatan kayıtlarda da aynı ifade tekrarlanır: aile aslen Amasyalıdır, anne tarafı Erzurumludur. İki anlatım birbirini tümüyle dışlamaz; Amasyalı bir subayın görev yerinin bir dönem kendi memleketi olması mümkündür. Ancak ailenin şehirdeki kökenine, oturduğu mahalleye ya da akrabalarına dair belgeye dayanan bir bilgi yayımlanmış kaynaklarda bulunmamaktadır.

Üç kardeştiler. Ağabeyi Nurhan Altındağ'dır; kız kardeşi Neriman Altındağ Tüfekçi de sonradan sanatçı olarak tanındı. Doğum tarihi çoğu kaynakta 5 Mayıs 1925 olarak verilir. Yalnızca bir biyografi sitesi aynı günü 1928 yılıyla yazar. Sanatçının 1938-1939'da, ortaokul ikinci sınıf öğrencisiyken ve on üç yaşında radyoya girdiğini bildiren anlatımlar ise 1925'i doğrular. Kız kardeşi Neriman'ın 14 Mart 1926'da doğduğu bilgisi de 1928'i uzak bir ihtimal hâline getirir, çünkü ablanın kardeşinden sonra doğmuş olması düşünülemez. Bu nedenle burada 1925 esas alınmıştır.

Ailenin sonraki yıllardaki izini en iyi kardeşlerin hayatları gösterir. Neriman Altındağ, Perihan'dan yalnızca on ay kadar sonra İstanbul'da doğmuştur; ilkokulu Erzurum'da Nene Hatun İlkokulu'nda, ortaöğretimi ise İstanbul'da Nişantaşı Kız Lisesi'nde okumuştur. Amasya, İstanbul ve Erzurum arasında birkaç yıl içinde yer değiştiren bu çizgi, asker bir babanın görev yerlerini izleyen bir aile hayatına uygun düşer. Perihan Altındağ'ın Amasya'daki çocukluğu hakkında ise ayrıntılı bir bilgi günümüze ulaşmamıştır; doğumundan kısa süre sonra şehirden ayrılmış olması güçlü bir ihtimaldir. Amasya bu yüzden onun hayatında bir doğum yeri olarak anılır; sanatçı ününü Ankara'da ve İstanbul'da kazanmıştır.

Kardeşi Neriman Altındağ Tüfekçi

Altındağ ailesinin iki kızının da radyo yoluyla musikiye girmesi dikkat çekicidir. Neriman Altındağ, 1942'de liseyi bitirdiği yıl sınavla Ankara Radyosu'na girdi. Ablası sanat musikisinde ilerlerken o, halk müziğinin radyoda bağımsız bir dal olarak ayrılmasından sonra bu alanı seçen ilk kişilerden oldu. 1949'da Yurttan Sesler Korosu'nda şef yardımcılığına atandı, 1953'te solist öğretmen unvanını aldı, 1957'de bir kadınlar korosu kurup yönetti ve 1959'da İstanbul Radyosu'na geçti. Türk halk müziğinin ilk kadın solisti ve ilk kadın koro şefi olarak anılır. Muzaffer Sarısözen ile, ardından Nida Tüfekçi ile evlendi; Nida Tüfekçi ile birlikte "Memleket Türküleri" adlı bir kitap hazırladı. 1976'da İstanbul'da kurulmakta olan Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'nın kurucu yönetim kurulunda yer aldı. 4 Şubat 2009'da, ablasının ölümünden on ay kadar sonra İstanbul'da öldü; cenazesi tıpkı ablasınınki gibi Teşvikiye Camii'nden kaldırılarak Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.

Ankara Radyosu ve Ses Sınavı

Perihan Altındağ'ın radyoya girdiği yıllar, Ankara Radyosu için bir yeniden yapılanma dönemiydi. 1938'de radyonun Türk musikisi kadrosu, İstanbul'dan getirilen tanınmış icracılarla güçlendirildi. Tanburi Refik Fersan, Ekim 1938'de bir grup arkadaşıyla birlikte İstanbul Radyosu'ndan Ankara Radyosu'na tayin edildi ve 1950'ye kadar burada tambur sanatçısı, hoca ve Türk müziği yayınları şefi olarak çalıştı. Müzeyyen Senar da aynı yıl Ankara Radyosu'nun sanatçısı olarak başkente taşınmıştı. Senar'ın hayatını anlatan bir yazı, radyonun onun için ikinci bir okul olduğunu söyler; Perihan Altındağ gibi stajyerler için bu nitelik çok daha belirgindi.

Radyo, kadrosuna ses sanatçıları almak için sınavlar açıyordu. Perihan Altındağ bu sınava ortaokul ikinci sınıf öğrencisiyken girdi. Anlatıldığına göre binden fazla aday arasında birinci oldu ve sınavda Sadeddin Kaynak'ın "Hazan ile geçti gülşen-i büstân" adlı eserini okudu. Sınavı kazanmak yetmiyordu, çünkü yaşı radyo kadrosuna girmek için fazla küçüktü. Üstelik asker olan babası da kızının radyoya girmesine pek sıcak bakmıyordu. Sorunun, babasının arkadaşı olan ve o yıllarda Cumhurbaşkanlığı Bando Şefliği yapan klarnet virtüözü Yarbay Veli Kanık'ın araya girmesiyle çözüldüğü aktarılır. Veli Kanık, şair Orhan Veli'nin babasıdır. Sonunda Perihan Altındağ için özel bir izin çıkarıldı ve genç sanatçı stajyer statüsüyle radyoya alındı.

Biyografilerin çoğu mesleğe başlangıç tarihi olarak 1939'u verir ve sanatçının o sırada on dört yaşında olduğunu yazar; sınavın 1938'de yapıldığını ve adayın on üç yaşında olduğunu yazan anlatım da vardır. İki tarih, sınav ile kadroya alınış arasında geçen birkaç aylık süreyle uzlaştırılabilir. Stajyerlik döneminde Refik Fersan, Mesut Cemil, Nuri Halil Poyraz, Cevdet Kozinoğlu ve Artaki Candan'dan ders aldığı, başka bir kaynağa göre Fahri Kopuz'un da hocaları arasında bulunduğu belirtilir. Bunlar, Türk musikisinin radyo kuşağındaki tanınmış icracı ve bestecileridir. Hocalarından Refik Fersan'ın hem İstanbul hem Ankara radyolarında birçok sanatkârın yetişmesinde büyük payı olduğu kabul edilir; Hamparsum notasıyla yazılmış eski eserleri Batı notasına çevirerek radyoların repertuvarını genişletmiştir. Staj sona erince Perihan Altındağ ilk radyo programını Sadeddin Kaynak ile birlikte yaptı.

1947'de Bir Dergi Sayfası

Sanatçının erken yıllarına ait çağdaş bir belge, Reşad Ekrem Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi için topladığı malzeme arasında korunmuştur. Koçu, yayımlayamadığı harflere ait maddeler için gazete kupürleri ve dergi sayfaları biriktirmişti; ansiklopedinin basılan ciltleri G harfinde kaldığından "Sözeri (Perihan Altındağ)" maddesi hiçbir zaman yayımlanmadı. Bu dosyada iki belge bulunur. Biri, arşiv kaydında konuları arasında Ankara Radyosu'nun da sayıldığı bir gazete kupürüdür. Öteki, Türk Musikisi dergisinin 1947 tarihli ilk sayısının ilk sayfasıdır. Arşiv kaydına göre bu sayfada sanatçının babası Nurettin Behiç Bey ile hocaları Nuri Halil Poyraz, Refik Fersan ve Fahri Kopuz'un adları geçer. Yeni çıkan bir musiki dergisinin ilk sayısının ilk sayfasında yirmi iki yaşındaki bir solistten söz edilmesi, Perihan Altındağ'ın İstanbul'a geldiği yıl daha şimdiden tanınan bir ses olduğunu gösterir. Fahri Kopuz'un hocaları arasında sayılması da sonraki bir biyografide geçen bilginin 1947'deki bu yayına kadar geri gittiğine işaret eder.

Evliliği ve İstanbul'a Geçişi

1945'te Emin Sözeri ile evlendi; soyadındaki Sözeri bu evlilikten gelir. Biri kız, biri erkek iki çocuğu oldu. 1947'de gazinolarda çalışmak üzere İstanbul'a taşındı. Kaynaklar bu noktada kronolojik olarak ayrışır. Bir anlatıma göre 1947'de İstanbul Radyosu'na naklini istedi ve 1960'lı yıllara kadar aralıksız olarak orada görev yaptı. Başka bir anlatıma göre ise radyodaki kadrolu sanatçılığı 1949'a kadar sürdü ve o yıl radyodan ayrılarak Kristal Gazinosu'nda çalışmaya başladı. Bir diğer yaygın biyografik bilgi, İstanbul Radyosu'nun 1949'da açılmasıyla sanatçının bu kurumda 1960'lara kadar görev yaptığıdır. Radyo ve gazino çalışmalarının uzun yıllar iç içe yürüdüğü anlaşılmaktadır; ayrıntıdaki fark belgelere bakılmadan kesinleştirilemez. Ankara'daki hocası Refik Fersan da 1950'de İstanbul Radyosu'nda yeniden çalışmaya başlamıştı.

Gazino Yılları

İstanbul'a geldiği 1947'de kendi adını taşıyan Perihan Gazinosu'nda sahneye çıktı. Bu gazino sonraları Casablanca adını aldı. Tepebaşı, Turkuaz, Kristal, Belvü ve Küçük Çiftlik gibi dönemin tanınmış gazinolarında uzun süre çalıştı; bir kaynak, bu mekânların sürekli asolisti olduğunu yazar. Gazino, o yılların İstanbul'unda klasik repertuvarın canlı olarak dinlendiği ve sanatçının adının geniş bir dinleyici çevresine ulaştığı başlıca ortamlardan biriydi. Perihan Altındağ, radyodaki ölçülü yorum anlayışını burada sahne deneyimiyle birleştirdi.

O yıllarda adı, Safiye Ayla, Müzeyyen Senar ve Hamiyet Yüceses ile birlikte devrin en ünlü dört kadın solisti arasında anılır. Aynı gazino sahnelerinde, Belvü'de ve Kristal'de şarkı söyleyen bu sanatçılar arasında uzun ömürlü bir dostluk da vardı. Müzeyyen Senar'ın hayatını anlatan bir yazıda, sanatçının denize düşkünlüğünden ve teknesinde Perihan Altındağ, Hamiyet Yüceses ve Safiye Ayla'yı ağırlayarak sazlı sözlü günler geçirdiğinden söz edilir. Anlatıldığına göre Türk demokrasisinin ilk genel seçimleri öncesinde üretilen sloganlardan biri Perihan Altındağ'ı temel gıda maddeleriyle yan yana koyarak "Çay, şeker, zeytinyağı; Perihan Altındağ" diyordu. Böyle bir sloganın akılda kalması, adının halk arasında ne kadar yaygın olduğunu gösteren anekdotik bir ölçüdür; bunun resmî bir kayda dayandığı söylenemez.

İlk Plak Sözleşmesi

Sanatçı, 1953'te Radyo Alemi dergisinde yirmi hafta yayımlanan "Hayatım" başlıklı yazı dizisinde plakla tanışmasını kendi ağzından anlatmıştır. Anlattığına göre Sahibinin Sesi plak şirketinin müzik şefi Artaki Candan'ı görmek için annesi ve teyzesiyle Ankara'dan trenle İstanbul'a gitmiştir. Candan, kartta adı geçen kişinin odadaki bu küçük, zayıf kız olabileceğini aklına bile getirmemiştir. Genç sanatçı ona "Yalnız bırakıp gitme bu akşamı" adlı şarkıyı okumuş, Candan masaya dirseklerini dayayıp sessizce dinlemiş, şarkı bitince gözyaşlarını silip kalkarak onun alnından öpmüştür. Perihan Altındağ, kendisine "Bir gün memleketin büyük yıldızı olacaksın, hiçbir zaman ümitsizliğe kapılma" dendiğini yazar. Aynı gün imzalanan iki nüsha sözleşmeye göre şirket için on plak dolduracak ve plak başına yirmi beş lira, toplam iki yüz elli lira alacaktı. Parayı teyzesine teslim ettiler. Merdivenlerden inerken Safiye Ayla ile karşılaştıklarını da aynı yazıda anlatır.

Anının tarihi verilmez, ancak içindeki ayrıntılar onu belli bir aralığa yerleştirmeye yeter. Artaki Candan 1885'te Selanik'te doğmuş, asıl soyadı Terziyan olan bir sazende ve bestekârdı. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Sahibinin Sesi firmasına girmiş, önce şirketin saz sanatkârları arasında yer almış, sonra firmanın müdürlüğüne getirilmiş ve bu görevi ölünceye kadar sürdürmüştü. Elli kadar eseri bilinen Candan, 30 Ocak 1948'de İstanbul'da öldü. Genç sanatçının Ankara'dan trenle gelmesi ve Candan'ın hayatta olması, sözleşmenin Ankara Radyosu yıllarına, yani 1939 ile 1947 arasına ait olduğunu gösterir.

Bu anlaşmayla plağa okuduğu ilk eser "Şu dağlar ulu dağlar" olarak aktarılır. Taş plak döneminde "Sensiz Geçen Her Günüm", "Titrer Yüreğim", "Bahar Geldi Gül Açtı", "Ardahan'ın Yollarında", "Kalacak Sanma Bu Çağın", "Saçları Sarı Kız" ve "Kaç Yıl Oldu" gibi eserler de onun sesiyle plağa girdi.

Repertuvarı ve Başlıca Şarkıları

En çok anılan şarkıları "Estergon Kalesi", "Sevmediklerinle Gönül Avutma", "Güzel Bir Göz Beni Attı" ve "Aman Avcı Vurma Beni"dir. Bunların yanında "Sazlar Çalınır Çamlıca'nın Bahçelerinde", "Benzemez Kimse Sana", "Yalnız Bırakıp Gitme Bu Akşam Yine Erken", "Sokulun Turnalar", "Aman Cana Beni", "Bir Gölge Ol Beni Peşinden Koştur", "Gurbetten Gelmişim Yorgunum Hancı", "Ne Çok Çektim Hasretini", "Kapın Her Çalındıkça", "Dargın Ayrılmayalım", "Uyup da Eller Sözüne" ve "Vah Me'yus-i Visalindir Gönül" popüler repertuvarı arasında sayılır. Eserlerin bir bölümü tanınmış bestecilere aittir. "Sevmediklerinle Gönül Avutma" Ud'î İbrahim Efendi'nin eseri olarak anılır. "Titrer Yüreğim" Suphi Ziya'nın muhayyer makamındaki bestesidir. "Söyle Derdini Kaç Yıl Çekecek Bu Dertli Başım" Hüseyin Mayadağ'a, "Yalnız Benim Ol El Yüzüne Bakma Sakın Sen" Selahattin Pınar'a bağlanır. Bu isimler, sanatçının repertuvarının hem eski klasik eserlere hem yirminci yüzyıl bestekârlarına dayandığını gösterir.

Repertuvarında türkü ve yöresel ezgiler de vardı. 1960'ların plaklarında "Şu Dağlar Ulu Dağlar", "Şu Cide'nin Çeşmesi", "Menekşeler Tutam Tutam", "Iğdır'dan Al Elma Aldım", "Yine Yeşillendi Germir'in Bağları", "Arpa Buğday Daneler", "Haydar Haydar", "Ninni" ve Arapça okunan "Gannili Şuvayye" gibi parçalar görülür. Aynı disklerde gazel ve taksimler de bulunur. "Kaderim Ölmekse Eğer" bir hüzzam gazel olarak kaydedilmiştir; daha sonraki bir albümde kürdilihicazkâr ve uşşak taksimler yer alır. Bu çeşitlilik, onun yalnızca bir gazino şarkıcısı olmadığını, klasik formlara da hâkim bir icracı olduğunu gösterir. Plaklardan birinde "Tuna Türküsü" alt başlığıyla "Estergon Kalesi" adının geçmesi, bu eserin türkü kökenli olduğuna işaret eder. Türkülere duyduğu bu yakınlık, aynı yıllarda radyoda halk müziği solisti ve koro şefi olarak çalışan kız kardeşinin alanıyla da kesişir.

Plaklar, Kırk Beşlikler ve Albümler

Taş plak ve 45'likler listesi, sanatçının 1960'lardaki üretiminin boyutunu ortaya koyar. 1961'de "Gözü Ceylan Gözüdür" ile "Bir Zamanlar Maziye Bak", "Şu Cide'nin Çeşmesi" ile "Menekşeler Tutam Tutam", "Bir İhtimal Daha Var" ile "Sen Arzu Ettin", "Hastayım Yalnızım" ile "Sine-i Suzanıma" gibi çiftler yayımlandı. 1962 çok verimli bir yıl oldu; listelerde o yıla ait on dört kırk beşlik görülür. "Yine Bir Sızı Var", "Kalbimdeki Son Aşka", "Dün Gece Ye's İle Kendimden Geçtim", "Dil Yaresi", "Ne Bahar Kaldı Ne Gül", "Geçti Sevdalarla Ömrüm", "Tuna Türküsü Estergon Kalesi" ile "Açıl Açılacağım", "Sevdik ve Seviştik", "Ne Çok Çektim Hasretini" ile "Sevmediklerinle Gönül Avutma", "Ne Müşkül Seni Sevmek" ve "Ayrılık Yaman Kelime" ile "Aman Cana Beni Şadet" aynı yıl plağa girdi.

1963'te "Sarı Giyme Bir Daha Gül Takma", "Ruhsarı Gibi", "Hayat Dolu Bir Gençlik", "Hatıralar", "Gittin Dönersin Diye", "Gurbet Elde Her Akşam", "Hicran Yine Hicran", "Her Mevsim İçimden Gelir Geçersin" ve "Seninle Ey Gül-i Ahsen" gibi eserler plak olarak çıktı. 1966'da "Denizlerin Yeşil Kızı" ile "İki Aşk Arasında" yayımlandı. Uzun çalan albümlerinde "Olanlar Oldu Geçti Artık", "Dargın Ayrılmayalım", "Kapın Her Çalındıkça", "Uyupta Eller Sözüne", "Kimler Ayırdı Bizi", "Benliyi Aldım Kaçaktan", "Bir Nigah Et Ne Olur", "Ne Küstün Bi Sebep Böyle", "Çok Görmeyin Ne Olur", "Kırmızı Gülün Alı Var", "Sönmez Artık Yüreğimde Yanan" ve "Gizli Derdim Kalbimdedir" bulunur. Bir başka albümde "Dağlar Ağardı Kardan", "Gezdiğim Dikenli Aşk Yollarında", "Pınar Başında Bulanır" ve "Geçti Muhabbet Demi" yer alır. TRT'nin Türk Sanat Müziği Arşiv Serisi'nde 219 numarayla "Perihan Altındağ Sözeri'den Seçmeler" adlı bir seçki de yayımlanmıştır.

Sinema

1950'lerin başında sinemaya da girdi. 1939'dan itibaren önce Mısır filmleri, ardından yerli filmler için dönemin ünlü bestekârlarından yararlanılmış; Münir Nurettin Selçuk, Artaki Candan, Sadettin Kaynak ve Selahattin Pınar gibi isimler film müziği çalışmalarına yönelmişti. Perihan Altındağ'ın sinemaya girişi bu çevrenin içinden oldu. En çok bilinen filmi, Münir Nurettin Selçuk ile birlikte oynadığı "Üçüncü Selim'in Gözdesi"dir; Münir Nurettin'in 1937'den beri rol alıp şarkı seslendirdiği filmler arasında bu yapım da sayılır. Perihan Altındağ'ın filmde Mihriban rolünü üstlendiği kaynaklarda geçer. Bir anlatım filmin senaryosunun Nazım Hikmet tarafından yazıldığını belirtir; bu bilgi bağımsız belgelerle ayrıca doğrulanmalıdır. Anlatıldığına göre Münir Nurettin, çalışma sırasında Perihan Hanım için "Sen benim dişi olanımsın" demiştir.

Filmlerinin sayısı kaynaktan kaynağa değişir. Kaynakların bir bölümü sanatçının üç filmde rol aldığını yazar. Daha ayrıntılı bir liste sekiz yapımı sayar: Üçüncü Selim'in Gözdesi (1950), Sihirli Define (1950), Ne Sihirdir Ne Keramet (1951), Allahaısmarladık (1951), Yıldızlar Revüsü (1952), İstanbul Yıldızları (1952), Sazlar Oynasın Kızlar (1953) ve Aziz İstanbul (1953). Başka bir filmografi bu sekiz filme 1952 tarihli "Son Buse"yi ekleyerek sayıyı dokuza çıkarır ve 1953 yapımını "Çalsın Sazlar, Oynasın Kızlar" adıyla verir. Sayı farkının nedeni kaynaklarda açıklanmaz. Bütün listeler, sinema serüveninin 1950 ile 1953 arasındaki dört yıla sığdığında birleşir.

Son Yılları ve Sahneden Çekilişi

1970'lere dek aranan ve sevilen bir ses olarak gündemde kaldı. Son uzun çalar çalışmasını 1980'de yaptı; bundan sonra yeni bir albüm hazırlamadı. 1982'de serbest sahne çalışmalarına kendi isteğiyle son verdi. Anlatıldığına göre 2000'li yılların başına kadar Bilkent, ODTÜ ve Boğaziçi üniversitelerinde konuk sanatçı olarak konserler verdi. Türk Kadınlar Birliği, ona "Cumhuriyete Kendi Alanında Emeği Geçmiş Gururumuz Kadınlarımız" ödülünü sundu; ödül töreninde dağıtılan kitapçıkta sanatçının yukarıda aktarılan plak anısına da yer verilmiştir.

Perihan Altındağ Sözeri, 7 Nisan 2008 sabahı, uzun yıllardır yaşadığı İstanbul Erenköy'deki evinde 83 yaşında hayatını kaybetti. Cenazesi Teşvikiye Camii'nden kaldırıldı ve Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi. Kız kardeşi Neriman Altındağ Tüfekçi on ay sonra, Şubat 2009'da öldü ve aynı camiden kaldırılarak aynı mezarlığa gömüldü.

Sesi ve Üslubu Üzerine

Sanatçıyı tanıyanların ve yazanların en sık vurguladığı nokta, sesinin güzelliğiyle birlikte düzgün Türkçesi ve konuşmasındaki inceliktir. Türk musikisinde söz ile ezgi arasındaki ilişki ve telaffuz büyük önem taşıdığından bu küçümsenecek bir ayrıntı sayılmaz. Ölümünün ikinci yılında bir musiki dergisinde yayımlanan yazı, ona "özgün bir ses ve üslup" sahibi demiştir. Aynı yazının aktardığı, 1996'da bir gazetede yayımlanan değerlendirmede Perihan Hanım, Türk musikisini kendinden öncekileri kıskandıracak ve haleflerini solgun bırakacak ölçüde zengin bir ses ve beyin donanımıyla okuyan bir sanatçı olarak tanımlanır. Aynı değerlendirme onun hanımefendi kişiliğini, ses kumaşını ve sade güzelliğini de över. Yazar, Suphi Ziya'nın muhayyer eseri "Titrer Yüreğim"i, Udî İbrahim Efendi'nin "Sevmediklerinle Gönül Avutma"sını ve Selahattin Pınar'ın "Yalnız Benim Ol El Yüzüne Bakma Sakın Sen"ini onun en parlak icraları arasında sayar ve gramofon iğnesinin hışırtısını çabucak unutturan kısa bir taksimle başlayan bu kayıtları, Türk musikisi icrasında kendine ait bir yalnızlık kurmuş bir sanatçının örnekleri olarak anar.

Bu övgü dili dönemin beğeni anlayışını yansıtır. Sanatçının ününün somut dayanakları ise plak sayısı, radyodaki ve gazinolardaki uzun hizmeti, sinemadaki kısa ama dikkat çeken yeri ve 1939'dan 1982'ye uzanan sahne ömrüdür. Yetiştiği ortam da bu üsluba ışık tutar. Kız kardeşinin biyografisinde Ankara Radyosu, zamanın akademik eğitim veren tek kuruluşu olarak anılır ve sınavlarının büyük jürilerce yapıldığı belirtilir; Perihan Altındağ da bu kurumda Refik Fersan, Mesut Cemil ve Nuri Halil Poyraz gibi hocaların elinde yetişmiştir. Amasya açısından bakıldığında Perihan Altındağ Sözeri, şehirde doğan ve ülke çapında şöhrete ulaşan nadir sanatçılardan biridir; yaşamının asıl bölümü ise Ankara ve İstanbul'da geçmiştir.

Kronoloji

1925: 5 Mayıs'ta Amasya'da doğdu (bir kaynak 1928 yazar).

1926: Kız kardeşi Neriman Altındağ 14 Mart'ta İstanbul'da doğdu.

1938: Refik Fersan ve bir grup İstanbullu icracı Ekim ayında Ankara Radyosu'na tayin edildi.

1938-1939: Ankara Radyosu'nun ses sınavını kazandı; özel izinle stajyer olarak radyoya girdi.

1945: Emin Sözeri ile evlendi.

1947: Türk Musikisi dergisinin ilk sayısının ilk sayfasında yer aldı; İstanbul'a geldi ve Perihan Gazinosu'nda sahneye çıktı.

1948: İlk plak sözleşmesini yaptığı Artaki Candan 30 Ocak'ta öldü.

1949: İstanbul Radyosu'nun açılışı; kaynaklara göre radyoda görev yaptığı ya da Kristal Gazinosu'na geçtiği yıl.

1950: Üçüncü Selim'in Gözdesi filmi.

1950-1953: Sinema filmlerinde rol aldı (kaynaklara göre üç, sekiz ya da dokuz film).

1953: Radyo Alemi dergisinde "Hayatım" yazı dizisi.

1961-1966: Yoğun kırk beşlik plak üretimi.

1980: Son uzun çalar albümü.

1982: Serbest sahne çalışmalarını kendi isteğiyle bıraktı.

2008: 7 Nisan'da İstanbul Erenköy'de öldü; Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.

2009: Kız kardeşi Neriman Altındağ Tüfekçi 4 Şubat'ta öldü.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Vikipedi, "Perihan Altındağ Sözeri" maddesi (TRT Türk Sanat Müziği Arşiv Serisi 219 ve Hürriyet vefat haberine dayanır). tr.wikipedia.org

Akademik çalışmalar

  • Salih Zeki Çavdaroğlu, "Vefatının 2. Yılında Özgün Bir Ses ve Üslûp: Perihan Altındağ Sözeri", Musiki Dergisi. musikidergisi.net
  • İstanbul Ansiklopedisi Arşivi (Reşad Ekrem Koçu; Kadir Has Üniversitesi ve SALT), "Sözeri (Perihan Altındağ)" dosyası: gazete kupürü (S17II020) ve Türk Musikisi dergisi, 1947, sayı 1, s. 1 (S17II021). istanbulansiklopedisi.org
  • Murat Salim Tokaç, "Ortak Mirasın Bilinmeyen Varisleri", SD dergisi (İstanbul Medipol Üniversitesi), Yaz 2015, s. 102-103 (Artaki Candan bölümü). medipol.edu.tr

Diğer kaynaklar

  • Biyografya, "Perihan Altındağ Sözeri" biyografisi (Radyo Alemi "Hayatım" dizisinden alıntı dahil).
  • Biyografiler.com, "Perihan Altındağ Sözeri" ve "Neriman Altındağ Tüfekçi" biyografileri (filmografi ve plak listesi).
  • Vikipedi, "Neriman Altındağ Tüfekçi" maddesi. tr.wikipedia.org
  • Dünya Gazetesi, "Neriman Altındağ Tüfekçi toprağa verildi", 5 Şubat 2009.
  • A. Turan Alkan, "Perihan Hanım", Zaman Gazetesi, 4 Kasım 1996.
  • Hürriyet, "Perihan Altındağ Sözeri'yi kaybettik", 8 Nisan 2008.
  • TDV İslâm Ansiklopedisi, "Fersan, Refik" ve "Selçuk, Münir Nurettin" maddeleri; "Kaynak, Sadettin" maddesi (film müziği bestekârları). islamansiklopedisi.org.tr
  • Asu Maro, "Cumhuriyet'in en esaslı sesi", Milliyet, 9 Şubat 2015 (Müzeyyen Senar).