Özgün Metin
Birinci beyit Kınalızâde neşrinden, öteki üç beyit Gelibolulu Âlî neşrinden alınmıştır; sıra Âlî'ye göredir.
Ölürüz içmeyince bir dem mey
Ve mine'l-mâ'i külle şey'in hayy
Deheni ẕerreye göre maʿdûm
Mûya nisbet miyânı leyse bi şey
Künc-i ġamda beni ḳoduñ gitdüñ
Yüri hey yâr-i bî-vefâ yüri hey
Remzî düşmez saña ḳabâ-yı neşâṭ
Yaraşur ġam libâsı egnine gey
Günümüz Türkçesiyle
1. Bir an şarap içmesek ölürüz; "her canlı şeyi sudan (yarattık)" (Enbiyâ 21/30). Şair, hayat veren suyu şaraba yorar.
2. Sevgilinin ağzı zerreye oranla bile yok hükmündedir; beli kıla oranla bir hiçtir ("leyse bi-şey": bir şey değildir).
3. Beni gam köşesinde bırakıp gittin; yürü hey vefasız sevgili, yürü hey.
4. Ey Remzî, neşe kaftanı sana yakışmaz; sana gam elbisesi yaraşır, onu sırtına giy.
Edebî ve Tarihî Yorum
Âyetle Kapanan Mısra
Gazelin ilk beyti, ikinci mısraını olduğu gibi Kur'an'dan alır. "Ve mine'l-mâ'i külle şey'in hayy", Enbiyâ suresinin otuzuncu âyetindeki "her canlı şeyi sudan yarattık" ifadesinin parçasıdır; Kınalızâde'nin neşrini hazırlayan Aysun Sungurhan da dipnotta bu anlamı verir. Remzî âyeti meclisin diliyle okur: bir an şarap içmeyen ölür, çünkü canlılık sudandır ve şair için o su şaraptır. Âyetin bir delil gibi şiire yerleştirilmesine iktibas denir; burada iktibas, şarap meclisinde söylenmiş bir nüktenin aracı olmuştur. Kınalızâde mısraı "Ölürüz" diye, Âlî ile Beyânî ise "Ölürüm" diye başlatır; Âlî ve Beyânî neşirlerinde ikinci mısra Arap harfleriyle basılmıştır.
Yok Ağız, Kıl Bel
İkinci beyit divan şiirinin iki eski mazmununu yan yana koyar: sevgilinin ağzı o kadar küçüktür ki zerreye göre bile yoktur, beli o kadar incedir ki kıla göre bir hiçtir. Mısra yine Arapça bir parçayla, "leyse bi-şey" (bir şey değildir) ile biter. Böylece ilk iki beytin ikinci mısraları Arapça kapanır ve kafiye Arapça kelimelerle Türkçe kelimeleri birbirine bağlar: mey, hayy, şey, hey, gey. Üçüncü beytin "yürü hey" tekrarı konuşma dilinden gelir ve sevgiliye sitemi küçümseyen bir el işaretine çevirir. Makta beytinde şair kendine seslenir: neşe kaftanı ona yakışmaz, gam elbisesini giymesi gerekir. "Kabâ" ile "libâs", "neşât" ile "gam" karşılıklı durur.
Metnin Kaynakları ve Kime Ait Olduğu
Dört beyit hiçbir kaynakta birlikte ve eksiksiz bulunmaz. Kınalızâde ile Beyânî birinci ve üçüncü beyti, Âlî dördünü birden verir; burada Âlî'nin sırası izlenmiştir. Gazelin bütünü bilinmiyor. Beyitlerin altındaki ad her üç tezkirede de Bursalı Kadı Remzî'dir. Amasya'ya giden yol Kınalızâde'nin başka bir kaydından geçer: o, bu kadıyı şair İlmî'nin babası yapar; Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar ise İlmî'nin babasını Amasyalı Müeyyedzâde Abdülhâdî Remzî diye kaydeder. Gazel, bu iki babanın aynı Galata kadısı olduğu kabul edildiği ölçüde Amasyalı şairin sayılabilir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-Şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 392-393, "Remzî" maddesi. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55834,kinalizade-hasan-celebipdf.pdf
- Gelibolulu Mustafa Âlî, Künhü'l-Ahbâr'ın Tezkire Kısmı, haz. Mustafa İsen, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), e-kitap s. 145, "Remzî" maddesi. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55739,kunhul-ahbarin-tezkire-kismpdf.pdf
- Beyânî Mustafa, Tezkiretü'ş-Şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 77-78, "Remzî" maddesi. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55835,beyani-tezkiresipdf.pdf
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 126-127 (e-kitap s. 229), "Remzî Abdulhâdi Efendi-Mü'eyyedzâde" maddesi; c. 12, s. 115-116 (e-kitap s. 592), "Abdülhâdî Remzî Efendi-Müeyyedzâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page592.html
Çevrimiçi kaynaklar






