Özgün Metin

Safâ-hâtır eyleyüp benüm ey seng-dil gönlüm
Mukarrer pây-dâr olmaz gönülsüz yapılan bünyâd

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey taş yürekli, gönlümü hoş edip (gönlümü yap); gönülsüz yapılan bina elbette kalıcı olmaz.

Edebî ve Tarihî Yorum

"Gönül Yapmak" Deyimi Üzerine

Türkçedeki "gönül yapmak", yani birini hoşnut etmek deyiminin içine Remzî bir mimari kurar. Sevgili "seng-dil"dir, taş yüreklidir; taş da bina malzemesidir. Âşık ondan gönlünü hoş etmesini, yani gönlünü "yapmasını" ister. İkinci mısra bir atasözü gibi konuşur: gönülsüz yapılan bina kalıcı olmaz. "Gönülsüz" iki anlamlıdır. Biri "isteksizce, zoraki" demektir: istemeden yapılan iş dayanmaz. Öteki kelimenin tam anlamıdır: içinde gönül bulunmayan bir yapı ayakta kalmaz. Sevgili âşığın gönlünü yapmazsa aralarındaki bağın da temelsiz kalacağı ima edilir.

Bünyâd (temel, yapı), pây-dâr (ayakta duran, kalıcı) ve seng (taş) kelimeleri birbirini çağırır; beytin bütün imgeleri yapı ustasının dilinden gelir. Kınalızâde bu beyti Remzî maddesinin son örneği olarak verir. Beyit bir matla değildir, demek ki ait olduğu gazelin ortasından ya da sonundan seçilmiştir; o gazelin öteki beyitleri elde değildir.

Beytin Sahibi

Kınalızâde'nin Remzî'si Bursalı bir tacirin oğludur; Hüsameddin'in Remzî'si ise Amasya kadısı Şemseddîn Ahmed'in. İkisini birleştiren, Galata kadılığı ve şair oğulları İlmî'dir. Bu iki ortak nokta tek bir kimliğe yetiyorsa beyit Amasyalı Remzî'nindir; yetmiyorsa Bursalı bir kadının adına kayıtlı kalır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar