Özgün Metin

İlk üç beyit Sehî neşrinin metninden, dördüncü beyit neşirde dipnotta verilen Ü1 nüshasından alınmıştır.

Aramuzda olan hicrân efendi ṣanma bendendür
Ḳażâ-yı âsumânîdür ne sendendür ne bendendür
Begüm sensin baña devlet saña bend iledür şöhret
Şeref cân iledür cisme ẓuhûr-ı cân bedendendür
Ben iy mâh-ı cüvân-baḫtum bugün senden cüdâ düşmek
Benüm naḥs-ı sitâremdür sipihr-i pîre-zendendür
Yaḳana göz dikenler var anuñçündür benüm nâlem
Fiġânı bülbülüñ gülden degüldür hep dikendendür

Günümüz Türkçesiyle

1. Efendi, aramızdaki ayrılığı benden bilme; bu gökten inen bir kaderdir, ne sendendir ne benden.

2. Beyim, benim talihim sensin; senin şöhretin de "bend" iledir: bedenin şerefi can iledir, canın görünmesi de bedendendir. ("Bend" kelimesi neşirde böyledir; mısraın kurgusu "ben ile" okunuşunu düşündürür, bu bir tahmindir.)

3. Ey genç talihli ayım, bugün senden ayrı düşmem benim uğursuz yıldızımdandır; (bu) kocakarı feleğin (işidir).

4. Yakana göz dikenler var, inlememin sebebi budur; bülbülün feryadı gülden değil, hep dikendendir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Bir Redifin Taşıdığı Gazel

Gazelin bütün yükü "-dendür" redifindedir: bendendür, sendendür, bedendendür, pîre-zendendür, dikendendür. Her mısra sonunda bir şeyin "nereden geldiği" sorulur ve cevap her seferinde değişir. Matla, ayrılığın kaynağını âşık ile sevgilinin dışına taşır: hicran ne sendendir ne benden, gökten inen bir kaderdir. Bu söyleyiş, âşığın sevgiliyi suçlamaktan kaçınan kibar tavrını gösterir. Üçüncü beyit aynı düşünceyi yıldızlara bağlar: ayrılık şairin uğursuz yıldızındandır ve feleğin, "pîre-zen", yani bir kocakarı gibi düşünülen göğün işidir. Gökyüzünü hileci yaşlı bir kadına benzetmek divan şiirinde sık görülür.

İkinci beyit can ile beden arasındaki karşılıklı bağı âşık ile sevgilinin ilişkisine uygular: bedene şeref candan gelir, ama can da ancak bedende görünür. Buna göre sevgili âşığın talihidir, âşık da sevgilinin şöhretinin taşıyıcısıdır. Neşirdeki "bend" kelimesi bu kurguyu tam karşılamaz; "ben" okunursa mısra "senin şöhretin benimledir" anlamına gelir ve beytin ikinci mısraıyla birebir örtüşür. Elimizde bu okumayı destekleyen bir nüsha yoktur.

Dördüncü beyit yalnız Ü1 nüshasında bulunur ve bir cinasla kapanır: "göz dikenler", sevgilinin yakasına göz koyanlar, yani rakiplerdir; bülbülün feryadının kaynağı da gül olmayıp "diken"dir. Göz dikmek ile diken arasındaki ses birliği, rakibi gülün dikenine dönüştürür.

Sehî'nin Remzî'si

Sehî Bey'in 1538'de tamamladığı Heşt Bihişt bu beyitleri "Mevlânâ Remzî" maddesinde verir: adı Muslihuddîn'dir, Bursalıdır, Gelibolu kadılığında bulunmuştur ve Arapça, Farsça, Türkçe şiir yazar. Sonraki tezkirelerin Bursalı Kadı Mustafa Remzî'si ile bu kişinin aynı olduğu bir çıkarımdır; Muslihuddîn Mustafa adlılara verilen yaygın bir lakaptır. Bursalı Remzî'yi Amasya'ya bağlayan halka da kesin değildir: Kınalızâde şair İlmî'yi bu Bursalı kadının oğlu sayar, Hüsameddin ise Müeyyedzâde ailesinden Abdülhâdî Remzî'nin. Sehî'nin Muslihuddîn'inden Hüsameddin'in Abdülhâdî'sine uzanan zincirin böylece iki halkası da kesinlikten yoksundur.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Resmî kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar