Özgün Metin

Vezin: Fâʿilâtün fâʿilâtün fâʿilâtün fâʿilün (vezin tespiti bizimdir)

Öldügümden soñra dikmezlerse sînem çâkini
Yaḳıser sûz-ı derûnum nârı ḳabrüm ḫâkini

Günümüz Türkçesiyle

1. Ölümümden sonra göğsümün yarığını dikmezlerse, içimdeki yanışın ateşi mezarımın toprağını yakar.

Edebî ve Tarihî Yorum

Mezarda Süren Yangın

Âşığın göğsü aşk acısıyla yırtılmıştır; divan şiirinde "sîne-çâk", göğsü yarık, derdi açıkta olan âşığın sıfatıdır. Rûhî bu bilinen imgeyi ölüm sonrasına taşır: ölüyü yıkayıp kefenleyenler o yarığı dikmezlerse, içerideki ateş dışarı taşar ve mezarın toprağını bile yakar. Aşkın ateşi bedenle birlikte ölmez; ancak yarık kapatılırsa toprağın altında kalabilir. Abartının tek cümlede kurulması ve mezarın en somut ayrıntısına, toprağına inmesi beyte genç bir şairin kendinden emin sesini verir. Latîfî'nin anlattığına göre Rûhî gerçekten genç yaşta ölmüştür; ancak beytin bu ölümden önce mi sonra mı anıldığı, ya da bir önsezi olarak okunup okunmadığı kaynaklarda geçmez.

İki Metin

Hüsameddin aynı matlaı biraz farklı verir: "dil dökmezse sîne-çâkini" ve "nâr-ı derûnum sûzı". İlk farkta "dikmezlerse" fiili "dil dökmezse" olmuştur; bu okuyuşta beytin dikiş imgesi kaybolur ve mısra bir anlam bütünlüğü kurmaz, bu yüzden dizgi ya da okuma yanlışı olması muhtemeldir. İkinci farkta "sûz" ile "nâr", yani yanış ile ateş yer değiştirir; anlam aynı kalır. Burada Latîfî'nin metni esas alınmıştır. Şair hakkında kaynakların birbirini tutmayan bilgileri Rûhî Fâzıl Çelebi (Zenbillizâde) sayfasında bir araya getirilmiştir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar