Özgün Metin
Vezin: Mefʿûlü fâʿilâtü mefâʿîlü fâʿilün (vezin tespiti bizimdir)
Ḥammâma girdi nâz ile bir sîm-ten güzel
Ḥûr u perîye beñzemez âfet iñen güzel
Noḳsân yoḳ tenâsüb-i aʿżâda ber-kemâl
Pehlû vü sâḳ u sâʿid ü hep cümleten güzel
Ḥammâmı rûşen eyledi gün gibi ṭalʿatı
Yoḳdur cihânda ol büt-i meh-pâreden güzel
Bilmek dilerseñ ol ṣanemüñ nâz u şîvesin
Benden ṣor ey göñül bilürem anı ben güzel
Ey sâḳî bezm içinde beni sen diñlemesen
Bir curʿa ile mest ü ḫarâb eyleyen güzel
Bir serv-ḳad nigâra göñül virdi Rûḥî kim
Ḫaṭfitne çehre gül gibi raʿnâ dehen güzel
Günümüz Türkçesiyle
1. Gümüş tenli bir güzel naz ile hamama girdi; huriye periye benzemez, çok güzel bir âfet.
2. Organlarının uyumunda hiç eksik yok, kusursuz; böğrü, baldırı, bileği, hepsi bir arada güzel.
3. Güneş gibi yüzü hamamı aydınlattı; dünyada o ay parçası güzelden daha güzeli yoktur.
4. Ey gönül, o putun nazını ve edasını bilmek istersen bana sor; ben onu iyi bilirim.
5. Ey sâkî, meclis içinde sen beni dinlemesen de (o), bir yudumla insanı sarhoş ve harap eden bir güzeldir. (Mısra kapalıdır; anlam bizim tahminimizdir.)
6. Rûhî gönlünü öyle bir servi boylu güzele verdi ki ayva tüyü fitne, yüzü gül gibi, ağzı alımlı ve güzel.
Edebî ve Tarihî Yorum
Bir Nüshanın Eklediği Gazel
Bu gazel Sehî'nin tezkiresinin bütün nüshalarında yer almaz. Neşri hazırlayanların L harfiyle gösterdiği nüshada Rûhî maddesinin sonuna "Bu ebyât daḫı merḥûmuñ meşhûr olan eşʿârındandur" kaydıyla eklenmiştir ve neşirde dipnotta verilir. Mahlas beytinde "Rûḥî" adı geçer, ama XVI. yüzyılda bu mahlası kullanan başka şairler de vardır; Ebussuûd Efendi'nin kethüdasının oğlu Rûhî bunlardan biridir. Bu yüzden gazelin Zenbillizâde Rûhî'ye ait olduğu yalnız bir müstensihin kaydına dayanır. Beşinci beytin ilk mısraı vezne tam oturmaz ve anlamı da kapalıdır; metin burada bozulmuş olabilir.
Hamamda Bir Güzel
Gazel, bir güzelin hamama girişini anlatan, şehrengiz ve hamamiye türlerine yakın bir tasvirdir. Sevgilinin bedeni burada mecazlarla değil, uzuv uzuv sayılarak övülür: böğür, baldır, bilek. Böyle bir sayım, hamam sahnesinin divan şiirine tanıdığı bir serbestliktir. Matlaın iki mısraının ve sonraki beyitlerin ikinci mısralarının "güzel" kelimesiyle bitmesi redife hem sıfat hem zarf anlamı kazandırır; dördüncü beyitte "bilürem anı ben güzel" sözü "onu iyi bilirim" demektir. Güneş gibi yüzün hamamı aydınlatması, hamamın loş, buharlı iç mekânını akla getirir. Gazelin dili Rûhî'nin öteki beyitlerinden daha sade ve daha konuşmaya yakındır; bu fark da aidiyet sorusunu açık bırakır. Hüsameddin ile tezkirelerin çizdiği iki ayrı Rûhî portresi Rûhî Fâzıl Çelebi (Zenbillizâde) yazısında yan yana konmuştur.
Kaynakça
- Sehî Beg, Heşt Bihişt, haz. Halûk İpekten, Günay Kut, Mustafa İsen, Hüseyin Ayan, Turgut Karabey, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 167. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56165,hest-bihistpdf.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






