Babasının oturduğu şeyhlik postuna yıllar sonra kendisi de geçen Ahmed Dede'yi Amasya "Sâbir Dede" adıyla tanırdı. Mevlevî bir şairdi; Amasya Mevlevîhânesi'nde şeyh oğlu olarak yetişti ve aynı tekkenin vakıflarına mütevelli oldu. Babası Mahmûd Dede'nin ölümünden sonra Şeydâ Ahmed Çelebi ile tekkenin yeni şeyhi Kudsî Hasan Dede'nin hizmetinde yetişti, mesnevîhan oldu, Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'a göre 1097'de (1685-86) Mevlevîhâne şeyhliğine getirildi ve Şevval 1102'de (Haziran-Temmuz 1691) bu görevdeyken öldü. Hüsameddin onu "sohbeti hoş, edebiyâta vâkıf, şâir" diye anar. Şiirlerinden tek dize kalmamıştır; şeyhliğinin tarihi ise aynı eserin başka kayıtlarıyla uyuşmaz.

Amasya Tarihi'ndeki Madde

Hüsameddin'in "sâd" harfiyle başlayan adlar arasına koyduğu Sâbir Ahmed Dede-Mevlevîzâde maddesi dört cümleden ibarettir:

Amasya'da Mevlevîhâne şeyhi Mahmûd Dede'nin oğludur. Şeydâ Ahmed ve Şeyh Kudsî Hasan Dede'lerin hizmetlerinde tefeyyüz edib Mesnevîhân ve 1097'de Mevlevîhâne şeyhi ve evkâf-ı mütevellîsi olduğu halde 1102 senesi şevvâlinde vefât etdi. 'Urefâ-yı Mevlevîyye'den, sohbeti hoş, edebiyâta vâkıf, şâir idi. "Sâbir Dede" demekle meşhûrdur.

Günümüz Türkçesiyle: Amasya'daki Mevlevîhâne'nin şeyhi Mahmûd Dede'nin oğludur. Şeydâ Ahmed ile Şeyh Kudsî Hasan Dede'nin hizmetinde manevî terbiye görüp mesnevîhan oldu; 1097'de Mevlevîhâne şeyhi ve vakıflarının mütevellisi olmuşken 1102 yılının Şevval ayında öldü. Mevlevîlerin ariflerinden, sohbeti hoş, edebiyatı bilen bir şairdi. "Sâbir Dede" diye tanınır.

Hayatı

Sâbir Dede'nin ailesi, Amasya Mevlevîhânesi'nin XVII. yüzyıldaki yeniden kuruluşuyla iç içedir. Tekke 1011'de (1602-03) eşkıya baskınında yanmış, Şeyh İbrâhim Çelebi'nin oğlu Mehmed Ârif Dede eski sadrazam Bayram Paşa'ya durumu anlatınca 1047'de (1637-38) yeniden yapılmış ve vakıfları genişletilmişti. Ârif Dede'den sonra posta damadı Mahmûd Dede oturdu. Sâbir Dede bu Mahmûd Dede'nin oğludur; tekkede vaizlik yapan, 1112'de vakfın mütevellisi olup ertesi yıl ölen Senâyî İbrâhim Efendi de kardeşidir. Hüsameddin'in olaylar kısmında babanın ölümü, Hızır Efendi davasının Amasya'yı karıştırdığı 1070 yılının Zilkade ayına yazılmıştır: bu ayın ortasında "mevlevîhâne şeyhi Mahmûd Adnî Dede Efendi" ölmüş, yerine "hulefâ-yı mevleviyyeden Hasan Kudsî Dede Efendi" geçmiştir. Babası Temmuz 1660'ta öldüğüne göre Sâbir'in tekkedeki yetişme yılları başka şeyhlerin yanında geçmiştir.

Maddede adı geçen iki hocadan Kudsî Hasan Dede, babasının yerine şeyh olan ve Şaban 1091'e (Ağustos-Eylül 1680) kadar bu görevde kalan kişidir. Öbürü, Amasya bahçıvanlarından Ali'nin oğlu Şeydâ Ahmed Çelebi'dir. Şeydâ, Mehmed Ârif Dede'nin hizmetinde yetişmiş bir mesnevîhandı, şiir ve inşâsıyla tanınmıştı ve 1078'de (1667-68) öldü. Hüsameddin onun Kudsî Hasan Dede ile "müşâaresi"nin, yani karşılıklı şiir söyleşmesinin meşhur olduğunu, iki gazelini ele geçirdiğini ve bunların da yandığını yazar. Sâbir Dede'nin "edebiyâta vâkıf" bir şair olarak yetiştiği çevre, iki hocasının birbirine şiirle karşılık verdiği bu tekke meclisidir. Mesnevîhanlık, Mevlânâ'nın Mesnevî'sini okuyup şerh etmek görevidir. Bu görevi üstlendiğine göre Sâbir'in Farsçası da iyi olmalıydı.

Hüsameddin'e göre Sâbir 1097'de hem Mevlevîhâne şeyhi hem tekkenin vakıflarının mütevellisi oldu ve 1102 Şevvalinde bu iki görevi taşırken öldü. Kardeşi Senâyî de vakfın idaresini ölümüne kadar elinde tutmuştu. İki kardeşin de tekkenin hem manevî hem malî işlerine baktığı ve ikisinin de görevdeyken öldüğü anlaşılır. Sâbir'in evlendiğine ya da çocuk bıraktığına dair bir bilgi yoktur.

Şeyhlik Tarihindeki Uyuşmazlık

Sâbir Dede'nin 1097'de şeyh olduğu bilgisi, Hüsameddin'in aynı tekke için verdiği öteki kayıtlarla bağdaşmaz. Olaylar kısmına göre Kudsî Hasan Dede Şaban 1091'de ölünce yerine "sâdât-ı Aleviye'den es-Seyyid Alâeddîn Dede Efendi" geçti. Altıncı ciltteki Ebû Saîd Ahmed Dede maddesi ise başka bir kesinti anlatır: Kudsî Hasan Dede'nin yetiştirdiği ve ona "Ebû Saîd" künyesini veren Ahmed Dede 1095'te Şeyh Cûî Mevlevîhânesi'ne, bir yıl sonra da Amasya Mevlevîhânesi'ne şeyh ve mesnevîhan olmuş, 1099'da bu görevden alınmış ve şeyhlik yeniden Alâeddîn Dede'ye verilmiştir. Alâeddîn Dede 1112'de ölünceye kadar şeyhtir. Bu sıralamada Sâbir'in 1097'den 1102'ye uzanan şeyhliğine yer kalmaz.

Birinci ciltteki Mevlevîhâne bahsi de sorunu çözmez. Orada Bayram Paşa'nın yaptırdığı tekkenin şeyhleri sırasıyla Mehmed Ârif Dede, Mahmûd Dede, Abdülkâdir Dede ve Alâeddîn Dede diye sayılır; Sâbir'in adı geçmez. Ne var ki aynı listede, şeyhliği olaylar kısmında tarihleriyle kaydedilmiş Kudsî Hasan Dede ile Ebû Saîd Ahmed Dede de yoktur. Liste eksiktir ve Sâbir'in yokluğu tek başına bir şey kanıtlamaz. Hüsameddin bu kayıtları yan yana getirip tartışmaz. 1097 tarihi ya yanlış yazılmıştır ya da Sâbir'in görevi kısa bir süre için ve öteki şeyhlerle aynı dönemde verilmiştir; hangisinin doğru olduğu, vakfın muhasebe defterleri ya da şer'iyye sicilleri bulunmadan bilinemez.

Şiiri

Hüsameddin, Sâbir Dede için bir divan, bir manzume ya da tek bir beyit anmaz; şairliğini "edebiyâta vâkıf, şâir" sözleriyle kaydetmekle yetinir ve şiirlerine ulaşılamamıştır. "Sabreden" anlamına gelen Sâbir, maddenin başlığında mahlas olarak durur; halk arasında da "Sâbir Dede" adıyla anılmıştır. Hocası Şeydâ'nın gazellerini yangında kaybeden Hüsameddin'in elinde, Sâbir'e ait bir metin hiç bulunmamış görünür. Müderris Abdî Efendi'nin Amasya şairleri tezkiresi 1081'e kadar gelen şairleri topluyordu ve Hüsameddin bu maddede ondan söz etmez. Metin Hakverdioğlu'nun Amasya Tarihi'nde adı geçen şairleri cilt cilt sıraladığı çalışmada Sâbir Ahmed Dede on birinci cildin şairleri arasında yer alır.

Kronoloji

1047 (1637-38): Mehmed Ârif Dede, Bayram Paşa'nın desteğiyle yanmış olan Mevlevîhâne'yi yeniden yaptırır.

Zilkade 1070 (Temmuz 1660): Babası Mahmûd Adnî Dede ölür; Kudsî Hasan Dede şeyh olur.

1078 (1667-68): Hocası Şeydâ Ahmed Çelebi ölür.

Şaban 1091 (Ağustos-Eylül 1680): Kudsî Hasan Dede ölür; Alâeddîn Dede şeyh olur.

1097 (1685-86): Hüsameddin'e göre Mevlevîhâne şeyhi ve vakıf mütevellisi olur.

Şevval 1102 (Haziran-Temmuz 1691): Ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar