Yeniçerioğulları, XVII. yüzyılda Amasya'ya yeniçeri serdarları veren, bir kolu da idam sehpasına kadar giden bir aileydi. Bu ailenin torunlarından Hasan Efendi ise ömrünü kalem odalarında geçirdi: cizye kâtipliğinden Amasya sancağının divan efendiliğine yükseldi, sonra İstanbul'a gidip bir paşanın kâtibi oldu ve 1131 (1718-19) yılında öldü. Şiirlerinde "Şerîf" mahlasını kullanmıştır. Şair olduğunu bize Abdî Efendi'nin tezkiresine zeyil yazan Şeyh Alizâde Rüşdü Ahmed Efendi bildirir; şiirlerinden tek bir dize bile bugüne gelmemiştir.
Hüsameddin'in Aktardıkları
Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'nde Şerîf Hasan Efendi-Yeniçerizâde başlığıyla verdiği madde şudur:
Amasyalıdır. Yeniçerioğlu Serdâr Hüseyin Ağa bin Hasan Ağa'nın mahdûmudur. Amasya'da tahsîl-i hat ve kitâbet edib cizye kâtibi, ba'dehû Amasya Sancağı divân efendisi oldu. Ba'dehû İstanbul'a gidip Amcazâde Mehmed Paşa'ya kâtib olduysa da müşârün-ileyhin i'dâmında avdet ve 1131'de dâr-ı bekâya rihlet etdi. Şâir, huyu güzel olduğu Şeyh Alizâde es-Seyyid Ahmed Rüşdi Efendi'nin kaydından anlaşıldı. Şiirinde "şerîf" tahallus etmişdir.
Bugünkü Türkçeyle: Amasyalıdır, Yeniçerioğlu Serdar Hüseyin Ağa'nın oğludur; Hüseyin Ağa da Hasan Ağa'nın oğludur. Amasya'da hat ve kâtiplik öğrenip cizye kâtibi, ardından Amasya sancağının divan efendisi oldu. Sonra İstanbul'a gidip Amcazâde Mehmed Paşa'nın kâtibi olduysa da paşa idam edilince geri döndü ve 1131'de öldü. Şair ve iyi huylu biri olduğu Şeyh Alizâde Seyyid Ahmed Rüşdi Efendi'nin yazdıklarından anlaşılmaktadır. Şiirlerinde "Şerîf" mahlasını kullanmıştır.
Hayatı
Hasan Efendi'nin yetişmesi, ailesinin askerî geleneğinden ayrılır. Hat ve kâtiplik öğrenerek işe gayrimüslimlerin baş vergisini kaydeden cizye kâtipliğiyle başladı. Daha sonra Amasya sancağının divan efendisi oldu; bu, sancakbeyinin ya da mütesellimin divanında yazışmaları yöneten kâtipliğin başıdır. Aynı göreve aileden bir başka şair, Abdî Efendi'nin öğrencisi Berkî Hasan Çelebi de bir kuşak önce yükselmişti. Yeniçerioğullarının kalem yolunu seçen kolu, sancak divanında bir tür aile mesleği edinmiş görünür.
Amasya'daki görevinden sonra İstanbul'a gitti ve "Amcazâde Mehmed Paşa" diye anılan bir devlet adamının kâtibi oldu. Paşa idam edilince işsiz kalıp memleketine döndü ve 1131'de öldü. Bu paşanın kim olduğu belirlenemedi. Amcazâde lakabı Osmanlı tarihinde en çok Köprülü ailesinden Amcazâde Hüseyin Paşa için kullanılır. Oysa Hüseyin Paşa idam edilmemiş, 1702'de sadaretten çekildikten sonra Kumburgaz'daki çiftliğinde hastalanarak ölmüştür. Hüsameddin'in "Mehmed Paşa" dediği kişi başka biri olabilir, maddede ad ya da lakap yanlış yazılmış da olabilir. Hasan Efendi'nin İstanbul yıllarını tarihlendirmek bu yüzden mümkün olmuyor; elde yalnız ölüm yılı vardır.
Yeniçerioğulları
Hüsameddin'in başka maddelerinden ailenin birkaç kuşağı izlenebilir. Soyun başında "Paşa" lakabıyla tanınan Amasya serdarı Hüseyin Ağa durur. Oğlu Hasan Ağa 1042'de (1632-33) Amasya serdarı olmuş, Irak ve Revan seferlerinde ün kazanmış, Çolak Hüseyin Paşa'nın silahdarı olarak onunla birlikte 1058 Rebiülâhirinde (Mayıs 1648) idam edilmiştir. Hüsameddin bu Hasan Ağa'nın oğulları olarak Osmân ve Halîl beyleri sayar. Osmân Bey'in oğlu Hasan Efendi 1115'te Hızır Paşa Medresesi'ne müderris olmuş, 1122'de ölmüştür; onun oğlu Remzî Ahmed Efendi de kadılık yoluna girip 1149'da ölmüştür.
Şerîf'in babası "Serdâr Hüseyin Ağa bin Hasan Ağa" bu tabloya tam oturmaz. Adı ve unvanı, onun idam edilen Hasan Ağa'nın, Hüsameddin'in saymadığı üçüncü bir oğlu olduğunu, adını da dedesinden aldığını düşündürür. Bu bir çıkarımdır. Berkî Hasan Çelebi'nin maddesinde babası Osmân Bey "Paşa Hüseyin Ağa'nın oğlu" diye geçer; aynı aile içinde Hüseyin ve Hasan adlarının kuşaktan kuşağa tekrarlanması, kaynağın kendi içinde de küçük karışıklıklara yol açmıştır. Hangi okuma doğru olursa olsun Şerîf Hasan Efendi, bu yeniçeri ailesinin üçüncü ya da dördüncü kuşağından yetişmiş bir kalem adamıdır.
Şiiri
Şerîf Hasan Efendi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin elinde onun bir divanı ya da şiir defteri bulunduğunu söylemez; şairliğini Rüşdü Ahmed Efendi'nin dedesi Abdî Efendi'nin tezkiresine eklediği zeyilden öğrenmiştir. Rüşdü Ahmed Efendi 1159'da (1746) öldüğüne göre, Şerîf'i çağdaşı ve hemşehrisi olarak tanımış olmalıdır. Zeyilden Hüsameddin'e geçen bilgi iki sözcükle sınırlıdır: şair ve iyi huylu. Mahlas ise bize doğrudan geldiği için değerlidir; bir mecmuada "Şerîf" imzalı bir şiir çıkarsa ilk bakılacak adlardan biri budur. Ne var ki Şerîf mahlası Osmanlı şiirinde tek bir kişiye ait değildir; böyle bir şiiri Hasan Efendi'ye verebilmek için metnin içinde Amasya'ya dair bir işaret ya da derleyenin bir notu bulunmalıdır.
Kronoloji
1042 (1632-33): Büyükbabası olduğu anlaşılan Hasan Ağa Amasya serdarı olur.
Rebiülâhir 1058 (Mayıs 1648): Hasan Ağa, Çolak Hüseyin Paşa ile birlikte idam edilir.
1131 (1718-19): Şerîf Hasan Efendi, İstanbul'dan Amasya'ya döndükten sonra ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 98 (Şerîf Hasan Efendi-Yeniçerizâde maddesi; e-kitap s. 389). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page389.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 8, s. 402 (Hasan Ağa-Yeniçerioğlu maddesi; e-kitap s. 599-600) ve s. 450 (Hasan Efendi-Yeniçerizâde maddesi; e-kitap s. 614). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page599.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 506 (Berkî Hasan Çelebi-Yeniçerizâde maddesi; e-kitap s. 415). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page415.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 125 (Remzî Ahmed Efendi-Yeniçerizâde maddesi; e-kitap s. 229). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page229.html
Akademik çalışmalar
- M. Münir Aktepe, "Amcazâde Hüseyin Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 3, İstanbul 1991. https://islamansiklopedisi.org.tr/amcazade-huseyin-pasa
Çevrimiçi kaynaklar
