Servahdî Mustafa Efendi, Kırşehir'e bağlı Serva'ât köyünden gençliğinde Amasya'ya gelip burada yetişen, iki kez Amasya müftülüğüne getirilen ve gözlerini kaybettikten sonra 1189 şevvalinde (Kasım-Aralık 1775) ölen bir âlimdir. "Servahdî" mahlasını ona hocası Îdîzâde Âkif Mustafa Efendi vermiş, halk ise köyünün adından ötürü "Servatlı" demiştir. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar onu Arapça, Farsça ve Türkçe şiir söyleyebilen bir şair olarak anar ve bir gazelini bulup kopya ettiğini, ama bu kopyanın yandığını yazar. Şiirlerine bugün ulaşılamamıştır.
Hüsameddin'in Kaydı
Amasya Tarihi'nin onuncu cildindeki madde, bir taşra müftüsünün görev ve azil tarihlerini neredeyse gün gün verir:
Servahdî Mustafa Efendi-Ser-va'âtî, el-Hâc. Kırşehir dâhilinde kâ'in Serva'ât köyünden Abdülgaffâr'ın mahdûmudur. Gençliğinde Amasya'ya gelip Iydizâde el-Hâc Âkif Mustafa Efendi'nin halka-i tedrîsinde ulûm-ı akliyye ve nakliyyeyi ahz ve fıkıh ve usulü meşâhîr-i ulemâdan Taşâbâdî el-Hâc Ahmed, Akdağî el-Hâc Mustafa ve Çorumlu el-Hâc es-Seyyid Ali Efendilerden de tahsîl ü ikmâl ederek mücâz u ders-i âm oldu. Tedrîs-i ulûm esnâsında esâtize-i kirâmının zamân-ı fetvâlarında müsevvid ve emînü'l-fetvâ olup fevka'l-âde iştihâr etdi. Bu esnâda "Büyük Ağa" demekle meşhûr Hüseyin Ağa Medresesi müderrisi olup 1178 senesi recebinde Amasya müftüsü ve 1180 senesi muharrem intihâbında ilâveten Hacı-başı oldu. 1181 senesi rebîülevvelinde Amasya fetvâsından azl edilip zilka'desi gurresinde Amasya kadısı Mehmed Efendi tarafından Amasya nâibi oldu. Bir buçuk yıl kadar niyâbeti devâm edib 1183 senesi rebîülâhiri gurresinde hitâma erdi. 1184 senesi muharreminde sânîyen Hacı-başı olup 1185 senesi zilhiccesinin gurresinde ikinci def'a Amasya nâibi olup 1186 senesi saferinde halefinin vürûdıyla ma'zûl ve hâcıbaşılıktan da munfasıl oldu. 1187'de Meclis-i a'yân a'zâsı olup zilhiccesinin yirmi birinci günü sânîyen Amasya müftüsü olduğu hâlde gözlerine ârız olan amâdan dolayı 1188 senesi muharreminin on ikinci günü azl edildi. Bir buçuk yıldan ziyâde gözleri alîl olarak hasta ve münzevî bir hâlde yaşayıp 1189 senesi şevvâlinde dâr-ı bekâya rihlet etdi. Âlim, fâzıl, şâir, kâmil, edîb, küşâde-meşreb, elsine-i selâsede tanzîm-i eş'âra kâdir, tevârih u muhâzarâta âşinâ olduğu "el-Mecmû"da yazılıdır. Bir gazelini bulup yazmışdım. Hayfâ ki yandı. Kendisine "Servahdî" mahlasını üstâdı Iydîzâde verdi. "Elsine-i âmmede Servatlı" demekle meşhûr idi. Mahdûmları es-Seyyid Mehmed Emîn, Abdullah Efendiler ma'rûftur. Bunlara ve bunların evlâdına "Hacı Servahdîzâdeler" dendi.
Günümüz Türkçesiyle: Kırşehir'e bağlı Serva'ât köyünden Abdülgaffar'ın oğludur. Gençliğinde Amasya'ya gelerek Îdîzâde Hacı Âkif Mustafa Efendi'nin ders halkasında akli ve nakli ilimleri okudu; fıkıh ve fıkıh usulünü tanınmış âlimlerden Taşabatlı Hacı Ahmed, Akdağlı Hacı Mustafa ve Çorumlu Seyyid Hacı Ali efendilerden tamamlayarak icazet aldı ve dersiâm oldu. Ders okuttuğu yıllarda hocalarının müftülükleri sırasında fetva müsveddelerini yazan müsevvid ve fetva emini olarak çok tanındı. Bu sırada "Büyük Ağa" diye bilinen Hüseyin Ağa Medresesi'nin müderrisi oldu; 1178 receb ayında Amasya müftüsü, 1180 muharreminde yapılan seçimle ayrıca hacıbaşı oldu. 1181 rebiülevvelinde müftülükten alındı ve aynı yılın zilkadesinin ilk günü Amasya kadısı Mehmed Efendi tarafından Amasya naibi yapıldı. Naipliği bir buçuk yıl kadar sürdü ve 1183 rebiülahirinin ilk günü sona erdi. 1184 muharreminde ikinci kez hacıbaşı, 1185 zilhiccesinin ilk günü ikinci kez Amasya naibi oldu; 1186 saferinde halefinin gelmesiyle naiplikten alındı, hacıbaşılıktan da ayrıldı. 1187'de âyan meclisi üyesi oldu ve aynı yılın zilhiccesinin yirmi birinci günü yeniden Amasya müftüsü oldu; ancak gözlerine gelen körlük yüzünden 1188 muharreminin on ikinci günü görevden alındı. Bir buçuk yıldan fazla gözleri hasta, kendi köşesine çekilmiş olarak yaşadı ve 1189 şevvalinde öldü. "el-Mecmû"da onun âlim, faziletli, şair, olgun, edip, açık gönüllü, üç dilde şiir söylemeye gücü yeten, tarihi ve sohbet bilgisini bilen biri olduğu yazılıdır. Bir gazelini bulup yazmıştım; ne yazık ki yandı. Ona "Servahdî" mahlasını hocası Îdîzâde verdi. Halk dilinde "Servatlı" diye tanınırdı. Oğulları Seyyid Mehmed Emin ve Abdullah efendiler bilinir; bunlara ve evlatlarına "Hacı Servahdîzâdeler" denmiştir.
Hayatı
Serva'ât'taki aileden elimizde yalnız babanın adı, Abdülgaffar kalmıştır; Servahdî'nin doğum yılı da kayda geçmemiştir. Hüsameddin'in verdiği ilk kesin tarih, onun 1178 receb ayında (Aralık 1764-Ocak 1765) Amasya müftüsü olmasıdır; o sırada Büyük Ağa Medresesi'nde müderris olduğuna ve hocalarının yanında yıllarca müsevvidlik yaptığına göre, Amasya'ya geldiğinde henüz genç bir talebeydi ve şehirde en az birkaç on yıl geçirmişti. Bu tahmin maddenin akışından çıkar.
Maddenin asıl ağırlığı müftülük, naiplik ve hacıbaşılık arasında gidip gelen on yıllık bir dönemdir. Müftülükten 1181 rebiülevvelinde (Temmuz-Ağustos 1767) alındıktan birkaç ay sonra, zilkadenin ilk günü (20 Mart 1768), kadı Mehmed Efendi onu kendine naip seçmiş, bu görev 1 Rebiülahir 1183'e (4 Ağustos 1769) kadar sürmüştür. İkinci naipliği 1 Zilhicce 1185 (6 Mart 1772) ile 1186 saferi (Mayıs 1772) arasında birkaç ay sürer. Hüsameddin "hacıbaşı" görevinin ne olduğunu açıklamaz. 1180'deki atamanın bir "intihâb", yani seçimle yapıldığını belirtmesi ve başka maddelerde Amasya'nın "hâcıyân u a'yân" meclisinden söz etmesi, bunun şehrin hacılar ve âyan meclisinin başkanlığıyla ilgili olabileceğini düşündürür; madde bunu açıkça yazmaz.
Son yılları bir talihsizlikle kapanır. 1187'de âyan meclisine üye olmuş, 21 Zilhicce 1187'de (5 Mart 1774) ikinci kez müftülüğe getirilmiş, ama gözlerindeki hastalık yüzünden 12 Muharrem 1188'de (25 Mart 1774), yani yirmi gün sonra görevden alınmıştır. Bundan sonra bir buçuk yıldan fazla kör ve hasta olarak inzivada yaşamış ve 1189 şevvalinde ölmüştür.
Amasya ile Bağı
Servahdî Amasya'da doğmamıştır. Ana listedeki "Amasyalı" nitelemesi doğum yerinden gelmez; Hüsameddin onu Amasya âlimleri arasında saydığı için bu ad verilmiştir. Bütün tahsili, bütün görevleri ve ölümü Amasya'dadır; soyu da şehirde "Hacı Servahdîzâdeler" adıyla devam etmiştir. Hocasının hayatı ve şiirleri Îdîzâde Âkif Mustafa Efendi sayfasında anlatılır. Îdîzâde öğrencilerine ad vermeyi seven bir hoca olmalıdır: Hüsameddin, aynı halkadan Rüsûhî Hasan Efendi'nin "Rüsûhî" lakabını ve kadı Şevkî Hüseyin Efendi'nin "Şevkî" lakabını da onun verdiğini kaydeder.
Ailesi
Hüsameddin, Servahdî'nin torunlarına kadar uzanan birkaç ayrı madde verir. Oğlu Seyyid Hacı Mehmed Emin Efendi babası gibi müftülere müsevvid ve fetva emini olmuş, ferâiz, yani miras hukuku bilgisiyle tanınmış ve 1230'da (1814-15) ölmüştür. Bir başka oğlu Hacı Süleyman Efendi Ürgüplü Hacı Ahmed Efendi'den okumuş, hacılar ve âyan meclislerine üye olmuş, "Hacı Servatlıoğlu" diye anılmış ve 1229 başında (Aralık 1813) ölmüştür. Abdullah Efendi'nin oğlu Servahdî Ahmed Efendi, babasının minber koydurarak camiye çevirdiği Eski Kethüdâ Mahallesi mescidinin 1229'da hatibi olmuş, 1271'de (1854-55) ölmüştür; annesi tarafından Fazlızâdelere bağlandığı için "Fazlızâde" diye de anılır. Mehmed Emin Efendi'nin oğlu Seyyid Hacı Süleyman Efendi ise müftülere fetva emini olarak 1251'de (1835-36) ölmüştür. Servahdî'nin kendisine "es-Seyyid" unvanı verilmezken oğullarının bu unvanla anılmasının nedeni kaynakta açıklanmaz.
Şiiri
Hüsameddin'in Servahdî'nin şairliği hakkında söyledikleri, "el-Mecmû" diye andığı bir derlemeden gelir; bu derlemenin hangi eser olduğu tespit edilemedi. Bu kayda göre Servahdî "elsine-i selâse", yani Arapça, Farsça ve Türkçe şiir düzebilen, tarih ve muhadarat, yani sohbet meclislerinde anlatılan nükte ve hikâyeler konusunda bilgili biriydi. Hüsameddin bir gazelini bulup kopya ettiğini, fakat kopyanın yandığını söyler; gazelin hangi dilde olduğunu ve neyi anlattığını yazmaz. Servahdî'nin şiirlerine bugün ulaşılamamıştır.
Mahlasın anlamı da açık değildir. Kelimenin, şairin köyünün adı olan Serva'ât ile ses bakımından yakınlığı göze çarpar; hocanın bu yakınlığı kastedip etmediği bilinmez ve bu yalnız bir ihtimal olarak not edilebilir.
Kronoloji
Receb 1178 (Aralık 1764-Ocak 1765): Amasya müftüsü olur.
Muharrem 1180 (Haziran-Temmuz 1766): Seçimle ayrıca hacıbaşı olur.
Rebiülevvel 1181 (Temmuz-Ağustos 1767): Müftülükten alınır.
1 Zilkade 1181 (20 Mart 1768) - 1 Rebiülahir 1183 (4 Ağustos 1769): Amasya naibidir.
1 Zilhicce 1185 (6 Mart 1772) - Safer 1186 (Mayıs 1772): İkinci kez Amasya naibidir.
21 Zilhicce 1187 (5 Mart 1774): İkinci kez Amasya müftüsü olur.
12 Muharrem 1188 (25 Mart 1774): Körlük yüzünden görevden alınır.
Şevval 1189 (Kasım-Aralık 1775): Ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 219-221 (Servahdî Mustafa Efendi-Ser-va'âtî maddesi; e-kitap s. 256). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page256.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 221-222 (Servahdî Ahmed Efendi-Servâhdîzâde maddesi; e-kitap s. 256), s. 397-398 (Süleyman Efendi Servahdîzâde maddesi; e-kitap s. 308) ve s. 407-408 (Süleyman Efendi-Servahdîzâde maddesi; e-kitap s. 311). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page308.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 321-322 (Emîn Mehmed Efendi-Servahdîzâde maddesi; e-kitap s. 362). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page362.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 185-186 (Şevkî Hüseyin Efendi-Kadı maddesi; e-kitap s. 414). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page414.html
Çevrimiçi kaynaklar
