Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
Sadakat rahına olmuşum salik
Şunda bir gerçeğe inandım yeter
İstemem etseler aleme malik
Hakikat rengine boyandım yeter
Erenler yoluna eyledim iman
Sıyrıldı gönlüme şek ile güman
Tecrid defterine yazıldım el-an
El çektim alemden cılbandım yeter
Bir mürşidi kamil erdi cûşüma
Saadet külahını vurdu başıma
Kudretten bir mengûç taktım gûşuma
Kemerbest ilahi kuşandım yeter
Yazıldı gönlüme sebul mesani
Sağlığımda seyran ettim cihanı
Hak yolunda teslim ettim bu canı
Marifet kavline uzandım yeter
Er ceminde agah oldum bu sırra
Yüküm cevahirdir çözmem her yere
On dört sene hizmet ettim bir pire
Bu SIDKI mahlasın kazamdım yeter
Günümüz Türkçesiyle
1. Sadakat yolunun yolcusu oldum; şimdi bir gerçeğe inandım, yeter. Beni âleme sahip kılsalar da istemem; hakikatin rengine boyandım, yeter.
2. Erenlerin yoluna iman ettim; gönlümden şüphe ve kuşku sıyrılıp gitti. Hemen tecrid defterine yazıldım; âlemden el çektim, soyundum, yeter ("cılbandım" sözü tam anlaşılmıyor).
3. Coşkunluğuma bir kâmil mürşit yetişti; başıma saadet külahını giydirdi. Kudretten kulağıma bir küpe taktım; ilahî kemeri kuşandım, yeter.
4. Gönlüme Fatiha yazıldı; sağlığımda dünyayı seyrettim. Hak yolunda bu canı teslim ettim; marifet sözüne uzandım, ona eriştim, yeter.
5. Gerçek erlerin ceminde bu sırra vakıf oldum; yüküm cevherdir, onu her yerde çözmem. On dört yıl bir pire hizmet ettim; bu Sıdkı mahlasını kazandım, yeter.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş dörtlüklü bir koşmadır; ölçü on birli hecedir (hece sayımı bizimdir). Dörtlüklerin son dizeleri "yeter" redifiyle biter, önündeki "boyandım, cılbandım, kuşandım, uzandım, kazamdım" kelimeleri kafiyeyi kurar; ilk dörtlükte ikinci dize de "inandım yeter" ile buna bağlanır. Dörtlüklerin ilk üç dizesi kendi aralarında kafiyelenir ("iman, güman, el-an"; "cûşüma, başıma, gûşuma"; "mesani, cihanı, canı"; "sırra, yere, pire"). Mahlas son dörtlükte geçer. Son dizedeki "kazamdım" kaynakta böyledir ve "kazandım" olarak okunmuştur.
Anlam ve Söz Sanatları
Deyiş, dervişliğe girişin ve yolda ilerleyişin alametlerini sayar: sadakat yolu, erenlere iman, tecrid defterine yazılmak, mürşidin başa giydirdiği külah, kulağa takılan mengûş adlı küpe ve bele kuşanılan kemer. Külah, küpe ve kemer burada birlikte dervişlik alametleri olarak anılır. "Tecrid" kelimesi dünyadan soyunup yalnız Hakk'a yönelmeyi anlatır; ikinci dörtlükteki "El çektim alemden" sözü de bu anlamı tamamlar.
Son dörtlükte Sıdkî, er ceminde öğrendiği sırrı bir kervan yüküne, cevhere benzetir ve onu her yerde çözmeyeceğini söyler; sırrı ehil olmayana açmamak yolun temel edeplerindendir. Her dörtlüğün "yeter" diye bitmesi, dervişin elde ettiği şeylerle yetindiğini ve başka bir şey istemediğini vurgular. Birinci dörtlükteki "İstemem etseler aleme malik" dizesi de bu kanaati açıkça söyler.
Tarihî Bağlam
Deyiş, son dörtlükte Sıdkı mahlasının bir pire on dört yıl hizmetle kazanıldığını söyler. Bu bilgi Necdet Kurt'un aktardığı mahlas hikâyesiyle ve Sıdkî'nin başka deyişlerindeki "on dört yıl" kaydıyla uyuşur. Derleme sitesi bu deyişin son dörtlüğünü de mahlas değişikliğini anlatan dörtlükler arasında ayrıca aktarır.
Kaynakça
- Muhsin Gül, Sıdkı Baba Hayatı ve Divanından Örnekler, 1984; metin: "Sıdkı Baba (Pervane)", Alevi Deyişleri Nefesler Hakk Âşıkları, 21 Ağustos 2019, şiir no. 10. https://www.deyisler-nefesler.com/sidki-baba-pervane/
- Necdet Kurt, "Zakirlik Geleneğinin Kökenleri ve Amasya Yöresinin İz Bırakan Zakirleri", Geçmişten Günümüze Uluslararası Dinî Mûsikî Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Amasya: Amasya Üniversitesi, 2017, s. 116-117. https://isamveri.org/pdfdrg/G00310/2017/2017_KURTN.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






