Özgün Metin

Ölçü: 8'li hece ölçüsü

Severim sultan Cemal’i
Eller ne derse desinler
Gönlümden gitmez hayali
Eller ne derse desinler
Bağlanmışım bir Allaha
Nesli hünkar Hamdullah’a
Gönül verdim Feyzullah’a
Eller ne derse desinler
Ali Hadi secdegahım
Bülbül gibi artar ahım
Balım Sultan padişahım
Eller ne derse desinler
Gönlüm bir sultana bağlı
Aşk elinden ciğer dağlı
Lale sümbül bahar çağı
Eller ne derse desinler
Sırrım söylemem naş’a
Demem bu hali kallaşa
Kul oldum nesl-i bektaşa
Eller ne derse desinler
Gönlümü sevdaya saldım
Şükür bir ikrarda kaldım
Muhabbet bahrine daldım
Eller ne derse desinler
Bülbül gibi kılıp ahı
Şükür buldum doğru rahı
Severim bir şahinşahı
Eller ne derse desinler
Yıl bin üç yüz sekiz oldu
Vakit tamam çile doldu
Gönül maksudunu buldu
Eller ne derse desinler
SEFİL SIDKI düştüm zara
Gönül arzu çeker yara
Vasıl oldum bir didara
Eller ne derse desinler

Günümüz Türkçesiyle

1. Sultan Cemal'i severim; eller ne derse desinler. Hayali gönlümden gitmez; eller ne derse desinler.

2. Bir Allah'a bağlanmışım; Hünkâr soyundan Hamdullah'a, gönül verdim Feyzullah'a; eller ne derse desinler.

3. Ali Hâdî secdegâhımdır; ahım bülbül gibi artar. Balım Sultan padişahımdır; eller ne derse desinler.

4. Gönlüm bir sultana bağlı; aşkın elinden ciğerim dağlı. Lale, sümbül, bahar çağı; eller ne derse desinler.

5. Sırrımı bilmeyene söylemem; bu hâli kalleşe anlatmam. Bektaş soyuna kul oldum; eller ne derse desinler.

6. Gönlümü sevdaya saldım; şükür, bir ikrarda kaldım. Muhabbet denizine daldım; eller ne derse desinler.

7. Bülbül gibi ah ederek, şükür, doğru yolu buldum. Bir şahlar şahını severim; eller ne derse desinler.

8. Yıl bin üç yüz sekiz oldu; vakit tamam oldu, çile doldu. Gönül arzusuna kavuştu; eller ne derse desinler.

9. Sefil Sıdkı, ah ile inler oldum; gönül yari arzular. Bir sevgilinin yüzüne kavuştum; eller ne derse desinler.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Dokuz dörtlüklü bir semaidir; ölçü sekizli hecedir (hece sayımı bizimdir). Her dörtlük "Eller ne derse desinler" dizesiyle biter; ilk dörtlükte bu dize ikinci dizede de geçer. Dörtlüklerin ilk üç dizesi kendi aralarında kafiyelenir ("Allaha, Hamdullah'a, Feyzullah'a"; "secdegahım, ahım, padişahım"; "bağlı, dağlı, çağı"; "naş'a, kallaşa, bektaşa"; "saldım, kaldım, daldım"; "ahı, rahı, şahinşahı"; "oldu, doldu, buldu"; "zara, yara, didara"). Mahlas son dörtlükte "Sefil Sıdkı" olarak geçer. Kısa ölçüsü ve tekrar eden nakaratıyla cemde topluca söylenmeye uygun bir yapısı vardır.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyiş, Hacıbektaş çelebilerine bağlılığın açık bir beyanıdır. "Sultan Cemal" Cemaleddin Çelebi'dir; ikinci dörtlükte Hünkâr Hacı Bektaş Velî soyundan Hamdullah ile Feyzullah anılır; üçüncü dörtlükte Bektaşîliğin ikinci piri sayılan Balım Sultan padişah diye çağrılır. Hamdullah Çelebi, Bektaşî ocağının kapatıldığı 1826'dan sonra Amasya'ya sürgün edilmiş ve orada ölmüştür; deyişte adının anılması Sıdkî'nin bağlı olduğu çelebi silsilesini geriye doğru saydığını gösterir. "Ali Hadi" sözünün kimi kastettiği kesin değildir; On İki İmam'dan onuncusunun lakabı "Hâdî"dir.

"Eller ne derse desinler" nakaratı, dervişin bağlılığını dışarıdan gelen eleştiriye rağmen sürdürdüğünü söyler. Beşinci dörtlükte sırrın naşa, yani yoldan olmayana, ve kalleşe söylenmeyeceği hatırlatılır. Dördüncü dörtlükteki lale, sümbül ve bahar çağı, kavuşmanın sevincini bir bahar mevsimi gibi anlatır.

Tarihî Bağlam

Sekizinci dörtlük deyişe bir tarih koyar: hicrî 1308 (miladî 1890-1891) yılında "vakit tamam, çile doldu". Sıdkî'nin başka deyişlerine göre dergâha 1293'te on iki yaşında gitmiş ve on dört yıl hizmetten sonra Sıdkı mahlasını almıştır; 1293'e on dört yıl eklenince 1307-1308'e varılır. Bu yüzden deyiş, çilenin tamamlandığı ve mahlasın değiştiği yıl söylenmiş olmalıdır. Necdet Kurt'a göre Sıdkî bundan birkaç yıl sonra, 1894'te Merzifon'un Harız köyüne yerleşecektir. Hamdullah Çelebi'nin Amasya'ya sürgünü ve orada ölümü sitedeki Amasya türbeleri yazısında anlatılır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar