Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
Siyah perçemlerin hatem yüzlerin
Garip bülbül gibi zareler beni
Hilal ebruların ahu gözlerin
Tığ-i sevda ile yareler beni
Kaşların bismillah vechin Beytullah
Seni öz eliyle yaratmış Allah
Sevmişem ben seni terketmem billah
Aşkın hançeriyle vuralar beni
Elif kametine hayran olduğum
Gece gündüz hayaline yeldiğim
Hep senin içindir boyun eğdiğim
Yoksa zapt’edemez buralar beni
Hub cemalin gördüm ah-ü zar oldum
Aşkına düşeli sevdakar oldum
Kalmadı tahammül bi-karar oldum
Meğer tabutlara saralar beni
SIDKI’yam billahi ben terketmezem
Başka güzellere gönül katmazam
Dövsen de kovsan da burdan gitmezem
Meğer ferman gelip süreler beni
Günümüz Türkçesiyle
1. Siyah perçemlerin ve ay gibi yüzün, garip bir bülbül gibi beni inletir. Hilal kaşların ve ceylan gözlerin, sevda kılıcıyla beni yaralar.
2. Kaşların besmeledir, yüzün Beytullah'tır; seni Allah kendi eliyle yaratmış. Ben seni sevmişim, vallahi terk etmem; beni aşkın hançeriyle vursalar da.
3. Elif gibi dimdik boyuna hayran olduğum, gece gündüz hayalinin peşinde koştuğum sensin. Boyun eğdiğim hep senin içindir; yoksa bu yerler beni tutamaz.
4. Güzel yüzünü gördüm, ah ile inler oldum; aşkına düşeli sevdalı oldum. Dayanacak gücüm kalmadı, kararsız oldum; ancak beni tabuta sararlarsa ayrılırım.
5. Ben Sıdkî'yim, vallahi seni terk etmem; başka güzellere gönül vermem. Dövsen de kovsan da buradan gitmem; ancak ferman gelip beni sürgün ederlerse giderim.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş dörtlüklü bir koşmadır; ölçü on birli hecedir (hece sayımı bizimdir). Dörtlüklerin son dizeleri "beni" redifiyle biter, önündeki "yareler, vuralar, buralar, saralar, süreler" kelimeleri kafiyeyi kurar; ilk dörtlükte ikinci dize de "zareler beni" ile aynı sese bağlanır. Dörtlüklerin ilk üç dizesi kendi aralarında kafiyelenir ("Beytullah, Allah, billah"; "olduğum, yeldiğim, eğdiğim"; "oldum" redifli "zar, sevdakar, bi-karar"; "terketmezem, katmazam, gitmezem"). Mahlas son dörtlükte geçer. Birinci dizedeki "hatem yüzlerin" ifadesi kaynakta böyledir; "mah" (ay) gibi yüz ya da yüzdeki hat (ayva tüyü) anlamında okunabilir, aktarımda ilki tercih edilmiştir.
Anlam ve Söz Sanatları
Deyiş bir güzelleme gibi başlar ve sevgilinin yüzünü kutsal bir metin ve mekân olarak okuyan Bektaşî anlayışına bağlanır: kaşlar besmele, yüz Beytullah, yani Kâbe'dir; boy elif harfine benzetilir. Böylece sevgiliye duyulan aşk, Allah'ın yarattığı en güzel esere duyulan saygıyla birleşir. Âşığın ayrılmama yemini, son iki dörtlükte iki şartla sınırlanır: ölüm ve sürgün.
Son dizedeki "Meğer ferman gelip süreler beni" sözü, ayrılığı ancak bir resmî emrin, bir sürgün fermanının gerçekleştirebileceğini söyler. Bu, halk şiirinde sevgilinin kapısından ayrılmamayı anlatan bilinen bir mübalağadır. Bektaşî tarihinde fermanla sürgün edilen dervişler bulunduğu için dizenin ayrıca bir yankı taşıdığı düşünülebilir; ancak deyişte buna dair açık bir işaret yoktur ve bu bağlantı bizim yorumumuzdur.
Kaynakça
- Muhsin Gül, Sıdkı Baba Hayatı ve Divanından Örnekler, 1984; metin: "Sıdkı Baba (Pervane)", Alevi Deyişleri Nefesler Hakk Âşıkları, 21 Ağustos 2019, şiir no. 8. https://www.deyisler-nefesler.com/sidki-baba-pervane/
- Necdet Kurt, "Zakirlik Geleneğinin Kökenleri ve Amasya Yöresinin İz Bırakan Zakirleri", Geçmişten Günümüze Uluslararası Dinî Mûsikî Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Amasya: Amasya Üniversitesi, 2017, s. 116-117. https://isamveri.org/pdfdrg/G00310/2017/2017_KURTN.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






