Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
Mahlasım Pervane gezdim bir zaman
Sıdki mahlasını verdi bir üstad.
Yedullah suresi okundu ilan
Hamdülillah beni eyledi irşad
Hicab perdeleri kalktı gözümden
Türlü hikmet zahir oldu özümden
Kerem buldum kadd-i serfirazımdan
Anın içün böyle olmuşum dilşad
Erişti feyz-i Hak eseri cana
Açtım gözlerimi baktım cihana
Çok şükür kul oldum azim sultana
Harabe kalbimi eyledi bünyad
Erenler şahından dersimi aldım
Doksan bin kelamın künhünü buldum
Aslı bir noktadır zatını bildim
Her, cana söylenmez iş bu istidad
SIDKI sadık bu mahlası bulalı
Kalmadı gönülde dünya melali
Mabudum, maksudum nüri Cemali
Ol bana Şirin’dir, ben ona Ferhad
Günümüz Türkçesiyle
1. Bir zaman Pervane mahlasıyla gezdim; bir üstat bana Sıdkı mahlasını verdi. "Yedullah" ayeti okunup ilan edildi; hamdolsun, beni irşat etti, doğru yola erdirdi.
2. Gözümden perdeler kalktı; özümden türlü türlü hikmetler göründü. Yüce boylu sevgiliden lütuf buldum; bu yüzden böyle gönlü şen oldum.
3. Hakk'ın feyzinin eseri cana erişti; gözlerimi açıp dünyaya baktım. Çok şükür, büyük bir sultana kul oldum; o, yıkık kalbimi yeniden kurdu.
4. Dersimi erenlerin şahından aldım; doksan bin kelamın özünü buldum. Aslının bir nokta olduğunu, onun zatını bildim; bu kabiliyet her cana söylenmez.
5. Ben Sıdkı, bu sadık mahlası bulalı gönülde dünya kederi kalmadı. Taptığım, varmak istediğim o nurlu yüzdür; o bana Şirin'dir, ben ona Ferhat.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş dörtlüklü bir koşmadır; ölçü on birli hecedir (hece sayımı bizimdir). Dörtlüklerin son dizeleri "irşad, dilşad, bünyad, istidad, Ferhad" sözleriyle kafiyelenir; ilk dörtlükte ikinci dize de "üstad" kelimesiyle bu kafiyeye katılır. Dörtlüklerin ilk üç dizesi kendi aralarında kafiyelenir ("gözümden, özümden, serfirazımdan"; "cana, cihana, sultana"; "aldım, buldum, bildim"; "bulalı, melali, Cemali"). Mahlas hem ilk dörtlükte hem son dörtlükte geçer; ilkinde eski mahlas Pervane ile yenisi Sıdkı birlikte anılır.
Anlam ve Söz Sanatları
Deyiş, mahlasın verilişini bir irşat, yani manevi uyanış anı olarak anlatır. Birinci dörtlükteki "Yedullah suresi" sözü, Kur'an'da Fetih suresinde geçen ve biat edenlerin ellerinin üstünde "Allah'ın eli" bulunduğunu söyleyen ayeti hatırlatır; bu ayet biatı, yani bir mürşide bağlılık sözünü anlatır. Ardından perdelerin kalkması, gözün açılması, yıkık kalbin yeniden kurulması gibi imgelerle değişim anlatılır.
Dördüncü dörtlükteki "doksan bin kelam", Alevî-Bektaşî anlatısında Miraç gecesi konuşulduğuna inanılan sözlerdir; deyiş bunların özünü erenlerin şahından öğrendiğini söyler ve bu bilginin herkese açılmayacağını ekler. Bir noktada toplanan asıl, Sıdkî'nin başka deyişlerinde de geçen harf ve nokta sembolizminin devamıdır. Son dizedeki Şirin ile Ferhat, halk hikâyesinden alınmış bir aşk örneğidir; mürşide bağlılık burada efsanevi bir aşk ilişkisiyle anlatılır. "Nur-i Cemal" sözünde mahlası veren Cemaleddin Çelebi'nin adına bir ima görmek mümkündür.
Tarihî Bağlam
Necdet Kurt'a göre Hacıbektaş postnişini Cemaleddin Çelebi, Pervane yerine sadakatinden dolayı Sıdkı mahlasının daha uygun olacağını söylemiş ve mahlas on dört yıl sonra değişmiştir. Derleme sitesi bu deyişin ilk dörtlüğünü, mahlas değişikliğini anlatan dörtlükler arasında ayrıca aktarır. Deyişteki "bir üstad" bu bilgilerle Cemaleddin Çelebi olarak anlaşılmalıdır.
Kaynakça
- Muhsin Gül, Sıdkı Baba Hayatı ve Divanından Örnekler, 1984; metin: "Sıdkı Baba (Pervane)", Alevi Deyişleri Nefesler Hakk Âşıkları, 21 Ağustos 2019, şiir no. 9. https://www.deyisler-nefesler.com/sidki-baba-pervane/
- Necdet Kurt, "Zakirlik Geleneğinin Kökenleri ve Amasya Yöresinin İz Bırakan Zakirleri", Geçmişten Günümüze Uluslararası Dinî Mûsikî Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Amasya: Amasya Üniversitesi, 2017, s. 116-117. https://isamveri.org/pdfdrg/G00310/2017/2017_KURTN.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






