Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Gel beri sır verme nadana hara
Namert ile esrar söyleşilir mi
Muhabbet istersen sadık dost ara
Cinsi gayri ile huylaşılır mı
Cahil-ü gümrahın düşme izine
Bel bağlama muhanetin sözüne
Varma meclisine bakma yüzüne
Münkirin sohbeti dinleşilir mi
Münkir olan mal buldukça kudurur
Alemde adına ahmak dedirir
Cömert olan bir nan bulsa yedirir
Bahil ile altın paylaşılır mı
Er olanlar hali olmaz çilleden
Aşıklar Hak için geçti kelleden
Celale uğrarsın sakın silleden
Aslan ile oyun oynaşılır mı
Gel ey SIDKI mertler ile sürüşme
Haddini bil anka ile yarışma
Gerçeklerin cümbüşüne karışma
Deryanın dalgası anlaşılır mı

Günümüz Türkçesiyle

1. Gel beri, sırrını bilmeyene ve aşağılık kişiye verme; namert ile sır konuşulur mu? Muhabbet istiyorsan sadık bir dost ara; kendinden olmayanla huy birliği kurulur mu?

2. Cahilin ve yoldan çıkmışın izine düşme; korkağın, hainin sözüne bel bağlama. Onun meclisine varma, yüzüne bakma; inkârcının sohbeti dinlenir mi?

3. İnkârcı olan mal buldukça kudurur; âlemde adına ahmak dedirir. Cömert olan bir lokma ekmek bulsa onu da yedirir; cimri ile altın paylaşılır mı?

4. Er olanların hâli çileden yılmaz; âşıklar Hak için kellelerinden geçti. Sakın tokattan sakın, celale uğrarsın; aslan ile oyun oynanır mı?

5. Gel ey Sıdkı, mertlerle sürtüşme; haddini bil, Anka kuşuyla yarışma. Gerçek erlerin cümbüşüne karışma; deryanın dalgası anlaşılır mı?

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş dörtlüklü bir koşmadır; ölçü on birli hecedir (hece sayımı bizimdir). Dörtlüklerin son dizeleri "-şılır mı" ekiyle biten soru cümleleridir: "söyleşilir, huylaşılır, dinleşilir, paylaşılır, oynaşılır, anlaşılır mı". İlk dörtlük çapraz kafiyelidir ("hara, ara"), sonrakilerde ilk üç dize kendi aralarında kafiyelenir ("izine, sözüne, yüzüne"; "kudurur, dedirir, yedirir"; "çilleden, kelleden, silleden"; "sürüşme, yarışma, karışma"). Mahlas son dörtlükte geçer.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyiş, kiminle dost olunacağını ve kimden uzak durulacağını anlatan bir öğüt şiiridir. Her dörtlük, cevabı belli bir soruyla biter ve bu sorular halk diline yerleşmiş atasözlerine yakındır: namertle sır konuşulmaz, cimriyle altın paylaşılmaz, aslanla oyun oynanmaz. Nadan, namert, muhanet, münkir ve bahil gibi kelimeler, yol ehlinin uzak durması gereken insan tiplerini sıralar.

Dördüncü dörtlükte söz gerçek erlere döner: onlar çileden yılmaz, âşıklar Hak için başlarını verir. Son dörtlükte âşık öğüdü kendine yöneltir ve haddini bilmesini söyler; efsanevi Anka kuşu ile yarışmak, insanın gücünü aşan bir işe kalkışmanın simgesidir. Son dizedeki deryanın dalgası, gerçek erlerin hâlinin dışarıdan kavranamayacağını anlatır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar