Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Arz eyleyip geldim haki payına
Kabul et efendim mihman senindir
Ta ezelden âşık oldum soyuna
Kapının kölesi Selman senindir
Çeker sancağını erler gaziler
Gelir kurbanlıklar koçlar kuzular
Kudümden çalınır naylar sızlar
Saz muhabbet sohbet seyran senindir
Adalet tahtının sultanı sensin
Gönüller evinin mihmanı sensin
Tabipsin cümlenin Lokman’ı sensin
Her türlü dertlere derman senindir
Dergahın cennettir bahçeli bağlı
Garip bülbül gibi yüreğim dağlı
On sekiz bin alem hükmüne bağlı
Sen kutbül aktansın devran senindir
Aşk yolunda terk eyledim canımı
Canımı, malımı, hünü manımı
Kes gerdanımı akıt kanımı
Geldi SIDKI kulun kurban senindir

Günümüz Türkçesiyle

1. Niyazımı sunup ayağının toprağına geldim; efendim, kabul et, misafir senindir. Ezelden beri soyuna âşık oldum; kapının kölesi Selman senindir.

2. Erler, gaziler sancağını çeker; kurbanlıklar, koçlar, kuzular gelir. Kudümler çalınır, neyler sızlar; saz, muhabbet, sohbet ve seyran senindir.

3. Adalet tahtının sultanı sensin; gönüller evinin konuğu sensin. Hekimsin, herkesin Lokman'ı sensin; her türlü derde derman senindir.

4. Dergâhın cennettir, bahçeli ve bağlıdır; yüreğim garip bir bülbül gibi dağlıdır. On sekiz bin âlem senin hükmüne bağlıdır; sen kutupların kutbusun, devran senindir.

5. Aşk yolunda canımı terk ettim; canımı, malımı, evimi barkımı. Gerdanımı kes, kanımı akıt; kulun Sıdkı geldi, kurban senindir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş dörtlüklü bir koşmadır; ölçü on birli hecedir (hece sayımı bizimdir). Dörtlüklerin son dizeleri "senindir" redifiyle biter, önündeki "mihman, Selman, seyran, derman, devran, kurban" kelimeleri kafiyeyi kurar; ilk dörtlükte ikinci dize de bu redife bağlanır. Dörtlüklerin ilk üç dizesi kendi aralarında kafiyelenir ("gaziler, kuzular, sızlar"; "sensin" redifli "sultanı, mihmanı, Lokman'ı"; "bağlı, dağlı, bağlı"; "canımı, manımı, kanımı"). Mahlas son dörtlükte geçer. Dördüncü dörtlükteki "kutbül aktan" kaynakta böyledir; "kutbü'l-aktâb" (kutupların kutbu) olarak okunmuştur.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyiş, bir dergâhın sahibine sunulan bir bağlılık ve övgü şiiridir. Seslenilen kişi "efendim", adalet tahtının sultanı, gönüllerin konuğu, herkesin derdine derman olan Lokman ve kutupların kutbu olarak anılır; dergâhı da bahçeli, bağlı bir cennettir. Selman-ı Fârisî, Alevî-Bektaşî geleneğinde Hz. Ali'ye ve Ehl-i Beyt'e kapı kulu olarak hizmet edenlerin örneğidir; âşık kendini bu kapının Selman'ı sayar.

İkinci dörtlükte dergâhın canlı hayatı görünür: sancaklar, adak kurbanları, kudüm ve ney sesleri, saz ve muhabbet. On sekiz bin âlem, tasavvufta bütün evreni anlatan bir sözdür. Son dörtlükte âşık canını, malını ve evini kurban olarak sunar. Seslenilenin kim olduğu deyişte söylenmez; Sıdkî'nin bağlı olduğu Hacıbektaş çelebilerinden biri olması muhtemeldir, ancak bu bizim yorumumuzdur.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar