Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
Bugün seyre çıkmış hublar sultanı
Teşrif etti bezmi alâya bakın,
Şevkiyle münevver kıldı cihanı
Alnında nücum-i Zehraya bakın
Manayı velfecri okur gözleri
Bahseder Sure-i Nur dan yüzleri
Aklımı yağmaya verdi sözleri
Kalbimde devreden sevdaya bakın
Sanki gökten yere indi bir melek,
Bezmi aşıkan’a girdi, gelerek
Bir elinde meze sunar gülerek
Bir elinde meyi sahba’ya bakın
Dökülmüş zülüfler gül gerdanına
Hadisler yazılmış hub divanına
Yüz süren hac olur asitanına
Cemal-i Kabe-i Ulyaya bakın
Budur bu alemde hub padişahım
Mescidim mihrabım hem kıblegahım
Alâ sure-i Rahman işte güvanım
Vechinde esma-ül hüsnaya bakın
Açıp gonca misali çeşmi meftunun
Şad etti bülbül-i dil-i mahzunun
Tezyin etmek için bezmi mecnunun
Kaldırdı nikabın Leylaya bakın
Gelmemiş cihana böyle mâhpare,
Bir bakışta aklım aldı ne çare,
SITKI’yı bülbül gibi düşürdün zare
Şol yüzü gül lebi hamraya bakın
Günümüz Türkçesiyle
1. Bugün güzellerin sultanı seyre çıkmış, yüce meclisi şereflendirdi; bakın. Coşkusuyla dünyayı aydınlattı; alnındaki Zühre yıldızına bakın.
2. Gözleri "Ve'l-fecr" suresinin anlamını okur; yüzü Nur suresinden söz eder. Sözleri aklımı yağmaya verdi; kalbimde dönüp duran sevdaya bakın.
3. Sanki gökten yere bir melek indi; gelerek âşıkların meclisine girdi. Bir eliyle gülerek meze sunar; öbür elindeki kızıl şaraba bakın.
4. Gül gibi boynuna zülüfler dökülmüş; güzel yüzünün divanına hadisler yazılmış. Eşiğine yüz süren hacı olur; yüce Kâbe gibi cemaline bakın.
5. Bu dünyada güzel padişahım budur; mescidim, mihrabım ve kıblegâhım odur. İşte güvencem yüce Rahman suresidir; yüzündeki Allah'ın güzel adlarına bakın.
6. Gonca gibi büyülü gözünü açıp mahzun gönlümün bülbülünü sevindirdi. Mecnun'un meclisini süslemek için peçesini kaldırdı; Leyla'ya bakın.
7. Dünyaya böyle ay parçası gelmemiştir; bir bakışta aklımı aldı, ne çare. Sıtkı'yı bülbül gibi inlettin; o gül yüze, kırmızı dudağa bakın.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Yedi dörtlüklü bir koşmadır; ölçü on birli hecedir (hece sayımı bizimdir). Dörtlüklerin son dizeleri "bakın" redifiyle biter, önündeki "alâya, Zehraya, sevdaya, sahbaya, Ulyaya, hüsnaya, Leylaya, hamraya" kelimeleri kafiyeyi kurar; ilk dörtlükte ikinci dize de bu redife bağlanır. Dörtlüklerin ilk üç dizesi kendi aralarında kafiyelenir ("gözleri, yüzleri, sözleri"; "melek, gelerek, gülerek"; "gerdanına, divanına, asitanına"; "padişahım, kıblegahım, güvanım"; "meftunun, mahzunun, mecnunun"; "mâhpare, çare, zare"). Mahlas son dörtlükte "Sıtkı" yazımıyla geçer.
Anlam ve Söz Sanatları
Deyiş, bir meclise gelen güzeli anlatan bir övgü şiiridir ve sevgilinin yüzünü Kur'an'ın sureleriyle okuyan Bektaşî anlayışını en açık biçimde kullanır: gözler Fecr suresini, yüz Nur suresini okutur, yüzde Rahman suresi ve Allah'ın güzel adları görülür, eşik Kâbe'dir. Bu imgeler insanı Allah'ın en büyük eseri ve okunacak kitabı sayan anlayışa dayanır.
Saki gibi meze ve şarap sunan melek, âşıklar meclisi ve Leyla ile Mecnun, deyişi bir muhabbet meclisi sahnesine dönüştürür. "Bezm-i âlâ" ve "hublar sultanı" sözleri, meclise gelen kişinin sıradan bir sevgili olmadığını, saygı duyulan biri olduğunu düşündürür; Sıdkî'nin başka deyişlerinde sultan ve şah sözlerini çelebiler için kullandığı göz önüne alınırsa, deyişin bir çelebinin meclise gelişi üzerine söylenmiş olabileceği düşünülebilir. Bu bizim yorumumuzdur; deyişte bir ad geçmez.
Kaynakça
- Muhsin Gül, Sıdkı Baba Hayatı ve Divanından Örnekler, 1984; metin: "Sıdkı Baba (Pervane)", Alevi Deyişleri Nefesler Hakk Âşıkları, 21 Ağustos 2019, şiir no. 15. https://www.deyisler-nefesler.com/sidki-baba-pervane/
- Necdet Kurt, "Zakirlik Geleneğinin Kökenleri ve Amasya Yöresinin İz Bırakan Zakirleri", Geçmişten Günümüze Uluslararası Dinî Mûsikî Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Amasya: Amasya Üniversitesi, 2017, s. 116-117. https://isamveri.org/pdfdrg/G00310/2017/2017_KURTN.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






