Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Bizim biatımız nesli Hünkâr’a
Nasip veren yeşil eli gözleriz
Biz boyun eğmeyiz kalbi kalleşe
Haktan zikreyleyen dili gözleriz
Biz şahlar şahından aldık fermanı
Beyhude gezmeyiz dağı ormanı
Her poyraza savurmayız harmanı
Pir elinden esen yeli gözleriz
Sırrımızı her cahile demeyiz
Ehlibeyt rahından geri dönmeyiz
Karga gibi daldan dala konmayız
Bülbülün konduğu gülü gözleriz
SIDKI ehlibeyte doğru rahımız
Velayet burcundan doğar mahımız
Sırrı Balım Sultan kıblegâhımız
Sulbten sulbe gelen nuru gözleriz

Günümüz Türkçesiyle

1. Bizim biatımız Hünkâr'ın soyunadır; nasip veren yeşil eli gözleriz. Biz kalbi kalleş olana boyun eğmeyiz; Hak'tan zikreden dili gözleriz.

2. Biz fermanı şahlar şahından aldık; boş yere dağı, ormanı gezmeyiz. Harmanımızı her poyraza savurmayız; pirin elinden esen yeli gözleriz.

3. Sırrımızı her cahile söylemeyiz; Ehl-i Beyt yolundan geri dönmeyiz. Karga gibi daldan dala konmayız; bülbülün konduğu gülü gözleriz.

4. Sıdkı der ki: Yolumuz doğru Ehl-i Beyt'edir; ayımız velayet burcundan doğar. Kıblegâhımız Balım Sultan'ın sırrıdır; babadan oğula geçen nuru gözleriz.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Dört dörtlüklü bir koşmadır; ölçü on birli hecedir (hece sayımı bizimdir). Dörtlüklerin son dizeleri "gözleriz" redifiyle biter, önündeki "eli, dili, yeli, gülü, nuru" kelimeleri kafiyeyi kurar; ilk dörtlükte ikinci dize de bu redife bağlanır. Dörtlüklerin ilk üç dizesi kendi aralarında kafiyelenir ("fermanı, ormanı, harmanı"; "demeyiz, dönmeyiz, konmayız"; "rahımız, mahımız, kıblegâhımız"); ilk dörtlükte "Hünkâr'a" ile "kalleşe" yarım kafiyedir. Mahlas son dörtlükte geçer. Derleme sitesinin notuna göre bu deyiş, öteki deyişlerin alındığı Muhsin Gül kitabından değil başka bir kaynaktan alınmıştır; kaynağın adı verilmez.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyiş, "biz" diliyle söylenmiş bir yol beyanıdır ve Hacıbektaş çelebilerine bağlılığı açıkça ilan eder: biat Hünkâr'ın soyunadır, sır Balım Sultan'dandır, nur babadan oğula, "sulbden sulbe" geçer. Bu son söz, kutsallığın Hacı Bektaş soyunda kan yoluyla sürdüğü inancını anlatır ve çelebilere bağlılığın dayanağını gösterir. "Yeşil el" nasip veren, el alınan mürşidin eli olarak okunabilir.

Deyiş bir dizi karşıtlık üzerine kuruludur: kalleşe boyun eğmemek ile zikreden dili gözetmek, her poyraza harman savurmamak ile pirin elinden esen yeli beklemek, karga gibi daldan dala konmamak ile bülbülün güle konuşu. Karga ve bülbül karşıtlığı, bir mürşitten ötekine geçen kararsız talip ile tek bir yola bağlı kalan âşığı anlatır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar