Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Bir selam göndermiş o nazlı yarım
Yüz sürüp payına gitmeyinc’olmaz
Artar bülbül gibi Ah ile zarım
Dostun bahçesinde ötmeyinc’olmaz
Cennet bahçesinde Huri kızları
Hayal oldu, gözlerime gözleri
Keman ebruları güneş yüzleri
Sükker leblerinden tatmayınc’olmaz
Abdal oldum hırka giydim şal gibi
Aceb gülermiyim ben de el gibi
Bahçede açılmış gonca gül gibi
Canımı canına katmayınc’olmaz
Daha ne gam yarı bulduktan sonra
Sinem sinesine sardıktan sonra
Dost yolunda abdal olduktan sonra
Ar namus hırkasın atmayınc’olmaz
Kul PERVANE’m gitmez oldu hayalin
Ne yaman yeğindir derd ü melalin
Hublar serfirazı Nur-i Cemalin
Ulaşıp destine yetmeyinc’olmaz

Günümüz Türkçesiyle

1. O nazlı yarim bir selam göndermiş; gidip ayağına yüz sürmeden olmaz. Ahım, iniltim bülbül gibi artar; dostun bahçesinde ötmeden olmaz.

2. Cennet bahçesindeki huri kızlarının gözleri gözlerime hayal oldu. Kaşları keman, yüzleri güneş olan o güzellerin şeker dudaklarından tatmadan olmaz.

3. Abdal oldum, şal gibi hırka giydim; acaba ben de el gibi güler miyim? Bahçede açılmış gonca gül gibi, canımı canına katmadan olmaz.

4. Yari bulduktan sonra daha ne gam; sinemi sinesine sardıktan sonra. Dost yolunda abdal olduktan sonra ar ve namus hırkasını atmadan olmaz.

5. Ben Kul Pervane'yim, hayalin gözümün önünden gitmez oldu; derdin, kederin ne yaman ağırdır. Güzellerin başı olan nurlu yüzüne ulaşıp eline erişmeden olmaz.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş dörtlüklü bir koşmadır; ölçü on birli hecedir (hece sayımı bizimdir). Dörtlüklerin son dizeleri "-meyinc'olmaz" (-meyince olmaz) redifiyle biter: "gitmeyinc'olmaz, ötmeyinc'olmaz, tatmayınc'olmaz, katmayınc'olmaz, atmayınc'olmaz, yetmeyinc'olmaz". İlk dörtlük çapraz kafiyelidir ("yarım, zarım"); sonrakilerde ilk üç dize kendi aralarında kafiyelenir ("kızları, gözleri, yüzleri"; "gibi" redifli "şal, el, gül"; "sonra" redifli "bulduktan, sardıktan, olduktan"; "hayalin, melalin, cemalin"). Mahlas son dörtlükte "Kul Pervane" olarak geçer.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyiş, gelen bir selamla harekete geçen âşığın gidip sevgiliye kavuşma kararını anlatır. Huri, keman kaş, güneş yüz ve şeker dudak gibi alışılmış güzellik imgeleri, üçüncü dörtlükten sonra abdallık temasına bağlanır. Abdal, dünyadan el etek çekip yola düşen derviştir; "Ar namus hırkasın atmayınc'olmaz" dizesi, sevgili yolunda insanların ne diyeceğini önemsememeyi, şöhret ve itibar kaygısını bir hırka gibi çıkarıp atmayı anlatır. "Aceb gülermiyim ben de el gibi" dizesi de dervişin dünya sevinçlerine yabancılaşmasını gösterir.

Son dörtlükteki "Nur-i Cemalin" sözü sevgilinin nurlu yüzünü anlatır. Pervane mahlasının kullanıldığı yıllarda Sıdkî'nin hizmet ettiği mürşidin Cemaleddin Çelebi olduğu düşünülürse, "Cemal" kelimesinde bu ada bir ima görülebilir; ancak bu bizim yorumumuzdur ve deyişte açıkça söylenmez.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar