Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Aşk atına süvar olan aşıklar
Ölünceye kadar yorulmaz imiş
Hakkı can gözüyle gören sadıklar
Bu fani dünyaya sarılmaz imiş
Arifler mal için etmez teftişi
Cümlenin muradın veren bir kişi
Bir gerçeğe taktıranlar kirişi
Değme tokmak ile kırılmaz imiş
Kiraman katibi cümleyi yazan
Berhudar mı olur doğrudan azan
Fırsat elde iken sermaye kazan
Eli boş divana varılmaz imiş
Bahçesini serçeşmeden su varan
Muhabbet meyvesi biter firavan
Ehl-i Beytten çerağını uyaran
Kıyamete kadar kararmaz imiş
SIDKI der yar olma kavl-i yalana
Sakın emeğini verir talana
Burda Hünkar evladına mühib olana
O divanda sual sorulmaz imiş

Günümüz Türkçesiyle

1. Aşk atına binmiş âşıklar ölünceye kadar yorulmazlarmış. Hakk'ı can gözüyle gören sadıklar bu geçici dünyaya sarılmazlarmış.

2. Arifler mal için hesap sormaz, teftiş etmez; herkesin muradını veren tek bir kişidir. Yayının kirişini bir gerçeğe taktıranlar, yani bir gerçek ere bağlananlar, herhangi bir tokmakla kırılmazlarmış.

3. Herkesin işini yazan Kirâmen Kâtibîn varken doğru yoldan sapan iflah olur mu? Fırsat eldeyken sermaye kazan; o divana eli boş varılmazmış.

4. Bahçesine suyu pınar başından getiren kişide muhabbet meyvesi bol bol biter. Çerağını Ehl-i Beyt'ten uyandıranın, yani ışığını onlardan yakanın çerağı kıyamete kadar kararmazmış.

5. Sıdkı der ki: Yalan söze yar olma; emeğini sakın yağmaya verme. Burada Hünkâr'ın evladına muhip olana o divanda soru sorulmazmış.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş dörtlüklü bir koşmadır; ölçü on birli hecedir (hece sayımı bizimdir). Dörtlüklerin ikinci (ilk dörtlükte ikinci ve dördüncü) ve son dizeleri "-maz imiş" ekiyle biter: "yorulmaz, sarılmaz, kırılmaz, varılmaz, kararmaz, sorulmaz imiş". Bu yapı deyişe bir sıralama, bir "böyle derler" havası verir. İlk dörtlük çapraz kafiyelidir ("aşıklar, sadıklar"); sonraki dörtlüklerde ilk üç dize kendi aralarında kafiyelenir ("teftişi, kişi, kirişi"; "yazan, azan, kazan"; "varan, firavan, uyaran"; "yalana, talana, olana"). Mahlas son dörtlükte geçer.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyiş, yolun ahlakını bir dizi kısa hükümle anlatan bir öğüt şiiridir. Aşk bir ata, gerçek ere bağlılık ise kirişi takılmış bir yaya benzetilir; kirişi sağlam olan yay kırılmaz. Üçüncü dörtlükte insanın bütün işlerini yazan iki melek, Kirâmen Kâtibîn anılır ve ahiret bir divan, yani yüksek mahkeme olarak tasavvur edilir; oraya "eli boş" gidilmez.

Dördüncü dörtlükteki pınar başı ve çerağ imgeleri, bilginin ve ışığın kaynağını gösterir: su serçeşmeden, ışık Ehl-i Beyt'ten alınmalıdır. Çerağ uyandırmak, Alevî-Bektaşî cemlerinde mum ya da kandil yakmanın adıdır ve deyiş bu ritüel sözü mecaz olarak kullanır. Son dizede geçen "Hünkâr evladı", Hacı Bektaş Velî'nin soyundan gelen Hacıbektaş çelebileridir. Sıdkî'nin Feyzullah ve Cemaleddin çelebilere bağlılığı düşünüldüğünde, deyiş bu bağlılığı ahirette kurtuluşa vesile sayan bir inancı dile getirir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar