Özgün Metin

Sâkiyâ çünki bekâ yok bu fenâ dünyâda
Bir iki gün sürelim bâri ayak sahrâda

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey saki, madem bu fani dünyada kalıcılık yok, bari bir iki gün kırda kadeh sürelim.

Edebî ve Tarihî Yorum

"Ayak" kelimesi beytin anahtarıdır. Eski Türkçede ayak, bugünkü anlamının yanında kadeh demektir; "ayak sürmek" de meclisteki kadehi elden ele dolaştırmak anlamına gelir. "Sahrâda ayak sürmek" bu yüzden iki türlü okunur: kırda kadeh dolaştırmak, ya da kırda ayak sürüyerek, gezinerek vakit geçirmek. İki anlam da baharda kıra çıkıp sohbet eden bir meclisi anlatır.

Beyit, divan şiirinde çok işlenmiş bir düşünceyi, dünyanın faniliğinden şarap ve sohbet çağrısı çıkarmayı sade bir dille söyler. İlk mısranın "bekâ yok" ile "fenâ" kelimelerini yan yana getirmesi, kalıcılık ile yokluğu aynı cümlede çarpıştırır; ikinci mısranın "bir iki gün" sözü de bu fani zaman içinde ayrılabilecek küçük payı gösterir. İki mısra "dünyâda" ve "sahrâda" kelimeleriyle kafiyelenir ve bu kafiye beytin bir gazelin başında durduğunu düşündürür. Hüsameddin onu "Ve lehû" notuyla tek başına verir. Tercî-i bendindeki "bu dünyanın bekâsı yok" vurgusu ile karşılaştırıldığında aynı düşüncenin bu kez öğütten değil, keyiften yana çevrildiği görülür. Şairin reisülküttaplıkları ve azilleri Sıdkı Mustafa Paşa yazısında yıl yıl izlenebilir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar