Özgün Metin

Ḥüsnüñdür āftāb anuñ māh gencidür
Ḳaddin mehüñ hilāl iden ebruñ rencidür
Naḳş itdi levḥ-i ḥüsnüñe ṭāvūs ḳuyruġı
Gūyā berāt-ı ḥüsnüñe zülfüñ nişāncıdur
Ḫaṭṭ-ı ʿiẕār u ḫāl-i ruḫ u zülf ü kirpügüñ
Her biri ḫaste dillere bir ḳara ṣancıdur
Mihrī ʿaceb mi mihrüñi sīnemde ṣaḳlasam
Dil şehryārınuñ hele gör key güvencidür
ʿAhdüm budur ki būseñe ḳarşunda cān virem
Ṣun leblerüñi ṣanma Maḳāmī yalancıdur

Günümüz Türkçesiyle

1. Güneş senin güzelliğindir, ay onun hazinesidir; ayın boyunu hilal gibi büken, senin kaşının verdiği sıkıntıdır.

2. Tavus kuşunun kuyruğu güzellik levhana nakış işledi; sanki zülfün, güzellik beratının tuğrasını çeken nişancıdır.

3. Yanağındaki ayva tüyleri, yüzündeki ben, zülfün ve kirpiklerin; her biri hasta gönüllere saplanan bir kara sancıdır.

4. Ey Mihrî, sevgini göğsümde saklasam şaşılır mı; bak, gönül padişahının ne kadar güvendiği bir hazinedir. "Mihr" kelimesi hem sevgi hem güneş anlamına geldiği için, şair Mihrî'nin adıyla oynar.

5. Ahdim şudur: senin bir öpücüğüne karşılık önünde can vereyim. Dudaklarını uzat; Makâmî'yi yalancı sanma.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir; kafiye ve redif, "gencidür, rencidür, nişāncıdur, ṣancıdur, güvencidür, yalancıdur" kelimelerinin sonundaki "-ncıdur" ses grubuyla kurulur. Son beyitte şairin mahlası geçer. Tezkire neşri vezni göstermez; Mihrî'nin aynı zemindeki cevabı, Mehmet Arslan'ın neşrinde mef'ûlü fâilâtü mefâîlü fâilün vezniyle verilmiştir. Metin Âşık Çelebi'den alınmıştır; neşrin dipnotuna göre ikinci beyitteki "Gūyā" kelimesi B, A, S ve F nüshalarında "ṣankim" biçimindedir. Gazelin dördüncü beyti Mihrî'ye adıyla seslenir; bu yüzden şiirin doğrudan ona yazıldığı açıktır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, sevgilinin güzelliğini evrenin en parlak varlıklarının üstüne çıkaran bir övgüyle açılır. Güneş onun güzelliğinin kendisidir, ay ise o güzelliğin hazinesi; ayın hilal biçiminde bükülmesi de sevgilinin kaşına imrenmesinden doğan bir sıkıntıdır. İkinci beyitte saray kâtipliğinden alınmış bir benzetme gelir: tavus kuşunun renkli kuyruğu güzellik levhasını süsler, zülüf ise güzellik beratına tuğra çeken nişancı gibidir. Nişancı, padişah fermanlarına tuğra çeken divan görevlisidir; kıvrık zülüf, tuğranın kavisli çizgilerine benzetilmiştir. Üçüncü beyitte ayva tüyü, ben, zülüf ve kirpik tek tek sayılır ve her biri gönle saplanan bir "kara sancı" olur; buradaki siyah renk birliği ile "sancı" kelimesinin hem ağrı hem de saplanma anlamı birlikte işler.

Dördüncü beyit gazelin en nükteli yeridir. "Mihr" Farsçada hem güneş hem sevgi demektir; şair Mihrî'nin sevgisini göğsünde sakladığını söylerken, ilk beyitteki güneş imgesini onun adına bağlar. "Dil şehryârı", gönül padişahı, bu sevgiyi güvenli bir hazine gibi korur. Son beyitte âşık, bir öpücüğe karşılık can vermeye ahdeder ve sözünün tutulacağına inanılmasını ister: "Makâmî yalancıdur" sanma. Bu son mısra, kendinden üçüncü kişi olarak söz eden mahlas kullanımının tipik bir örneğidir.

Tarihî Bağlam

Âşık Çelebi'ye göre Makâmî ile Mihrî Hatun çağdaştı ve Şehzade Ahmed'in Amasya'daki kapısında birbirleriyle sohbet ederlerdi. Tezkireci, Makâmî'nin bu gazeli Mihrî'ye "üzilmek üslûbında" gönderdiğini yazar ve hemen ardından Mihrî'nin cevabını verir. Mihrî aynı vezin, kafiye ve redifle yazdığı cevabında Makâmî'nin övgülerini geri çevirir: güzelliği ne güneştir ne ay hazinesi, kaşı ne yaydır ne de zülfü nişancı; bundan böyle öpücüğü, "yıllarca sürecek bir yürek ağrısı" olacaktır. Mihrî'nin bu cevabı, Arslan'ın divan neşrinde 51. gazel olarak yer alır ve sitemizdeki Mihrî Hatun kategorisinde ayrı bir sayfada verilmiştir. İki şiir birlikte, Şehzade Ahmed'in sarayındaki şiir meclislerinde erkek ve kadın şairlerin şakalaşarak şiirleştiğini gösteren nadir belgelerdendir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar