Özgün Metin

Āh ile cihān ḫalḳını bīmār ideyin mi
Nālemle seg-i kūyuñı āzār ideyin mi
Dil-berlere mey almaġa mey-ḫānecilerden
Cāmi‘de ḫaṭībem diyü ben ‘ār ideyin mi
Meşhūr-ı cihān olmaġa rindān arasında
Bir tāze ġazel gün gibi iẓhār ideyin mi

Günümüz Türkçesiyle

1. Ahımla dünya halkını hasta mı edeyim; iniltimle senin sokağının köpeğini incitir miyim.

2. Sevgililere meyhanecilerden şarap almaktan, camide hatibim diye utanır mıyım.

3. Rintler arasında dünyaca meşhur olmak için, güneş gibi parlak yeni bir gazel ortaya koyayım mı.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Elimizdeki üç beyit, Sehî Bey'in "Şi'r" başlığıyla aktardığı bir gazelin parçasıdır. Redif "ideyin mi", kafiye "bīmār, āzār, ‘ār, iẓhār" kelimelerindeki "-âr" sesidir. Mahlas geçmediği için gazelin son beyti aktarılmamıştır. Tezkire neşri vezni göstermez; mısralar mef'ûlü mefâîlü mefâîlü feûlün kalıbına uygun düşer, bu tespit bizimdir. Neşrin dipnotlarında ilk beyit için başka nüsha okuyuşları da kayıtlıdır: bazı nüshalarda "Āh ile" yerine "Āhumla", "bīmār" yerine "ben zār" geçer. Bu okuyuşla mısra "Ahımla dünya halkını ben inletir miyim" anlamına yaklaşır.

Anlam ve Söz Sanatları

Beyitlerin hepsi aynı soru kalıbıyla kurulur ve her soru, âşığın neyi yapıp neyi yapmayacağını tartar. İlk beyitte âşık, ahının dünyayı hasta edecek, iniltisinin sevgilinin sokağındaki köpeği bile rahatsız edecek kadar güçlü olduğunu ima eder; sevgilinin kapısındaki köpek, divan şiirinde âşığın bile kıskandığı bir yakınlığın simgesidir ve onu incitmekten çekinmek, sevgiliye duyulan saygının bir uzantısıdır. Bu soru, âşığın derdini içine gömmeyi seçtiğini gösterir.

İkinci beyit gazelin en dikkat çekici yeridir. Şair, camide hatip olduğu hâlde sevgililere meyhaneden şarap almaktan utanmayacağını söyler. Divan şiirinde zahit ve vaiz çoğunlukla rindin karşısında, onu kınayan kişi olarak yer alır; burada ise kınanacak olan hatip, rindin safına geçmiştir. Sehî'nin ve Âşık Çelebi'nin Makâmî'nin uzun süre hatiplik ettiğini yazdığı düşünülürse, bu beyit şairin kendi mesleğine yönelik şakacı bir itiraf gibi okunabilir; bu yorum bizimdir. Üçüncü beyitte şair, rintler arasında ün kazanmak için güneş gibi parlak bir gazel ortaya koymayı düşünür; "gün gibi izhâr", hem açıkça ortaya koymak hem de parlaklık anlamı taşır. "Mey" ile "mey-hâneci", "câmi" ile "hatîb", "rind" ile "gazel" arasında tenasüp vardır.

Tarihî Bağlam

Sehî Bey, Heşt Bihişt'te Makâmî'yi anlatırken onun hoş tabiatlı biri olduğunu, rindane güzel şiirleri ve zarif gazelleri bulunduğunu söyler ve bu beyitleri onun şiirlerinden örnek olarak verir. Sehî tezkiresini Kanuni Sultan Süleyman'ın sağlığında, ona dua eden bir dille yazmıştır; Makâmî'yi padişahın Bağdat seferinde ölmüş biri olarak anması, beyitlerin şairin ölümünden çok geçmeden kayda geçtiğini gösterir. Gazelin ne zaman yazıldığı bilinmiyor; hatiplikten söz etmesi, Makâmî'nin hatip olarak çalıştığı yıllara, yani devlet büyükleri onu İstanbul'a getirip hatiplikten çektirmeden önceki döneme ait olabileceğini düşündürür.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar