Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
El-ḥaḳ inṣâf bu kim Mihrî-i şîrîn-kelimât
Söz yerine aḳıdupdur deheni âb-ı ḥayât
Derd-i ‘aşḳ ile kimüñ kim dili ġam-nâk olsa
Bu kitâba naẓar itsün eger isterse necât
Evvel ü evsaṭ u hem âḫirini seyr itdüm
Vasaṭında diledüm k'anuñ idem tedḳîḳât
Ṣanki ‘ummânda girdâba düşürdüm özümi
Bî-kerân baḥre nihâyet bulınur mı heyhât
Beydaḳ-ı ḫâli ile naṭ‘-ı maḥabbet içre
Nicesi kiş diyeyin ki beni ḳıldı şeh-mât
Âferîn ṭab‘-ı şeker-bâruña her laḥẓada kim
Aḳıdur ḳanda ise söz yerine âb-ı ḥayât
Sözlerüñ luṭfına ġâyet bulınur mı yoḳ yoḳ
Luṭf-ı ṭab‘uña nihâyet bulınur mı heyhât
‘Aceb olmaya ki kûyuñda senüñ cân virdi
Ger Maḳâmî ḳuluñuñ yeri olursa cennât
Gerçi kim âb-ı ḥayât idi lebüñ evvelde
Virmedüñ anı o bîmâruña irişdi memât
Gerçi ser-defter-i ḫûbân idüñ evvellerde
Geçdi vaḳtüñ ṣanemâ şimdi yüri var ṣuya at
Hecr ile göçdi Maḳâmî aña bir kez dimedüñ
Gel berü itlerüm ile işigüm bekle oñat
Bâġ-ı ḥüsnüñdeki şeftâlularuñ oldı erik
Dimedüm mi anı vaḳtinde iken ṣaḳlama ṣat
Bir zamân idi ki sen cânı der-âġûş idenüñ
Gündüzi ‘îd olur idi gicesi ḳadr ü berât
Şimdi bir ḥâldesin kim ilenen düşmenine
Dir ki Mihrî gibi ḥüsnüñe irişsün âfât
Ḫân-ı ḥüsnüñle senüñ muġtenem illerle olup
Ḳurı yerlerde Maḳâlî çalar idi neġamât
Yâ gibi seni kenârına getürdükde raḳîb
Hedef itmiş idi miskînüñi yeter nekebât
Zehr-i ḳahrı içürürdi felek ol miskîne
Lebüñ aġyâra içürdükde şehâ ‘aẕb-i furât
Yüzüñ ayına naẓar eyler idi aġyâruñ
Künc-i ġam içre anı öldürür idi ḫasrât
Ḳanduġını lebüñüñ ḳandine aġyârı görüp
Döymeyüp âḫir o bî-çâreye irişdi memât
Ger mezârına güẕer eyleyesin işidesin
Mihrî Mihrî deyü çaġırduġını anda nebât
Şöyle berk itdi senüñ mihrüñi göñlinde kim ol
Ḳopısar ‘aşḳuñ ile mihrüñ ile der-‘araṣât
Günümüz Türkçesiyle
1. Doğrusu insaf etmek gerekir: tatlı sözlü Mihrî'nin ağzı, söz yerine âb-ı hayat akıtmıştır.
2. Kimin gönlü aşk derdiyle kederli olursa, kurtuluş istiyorsa bu kitaba baksın.
3. Onun başını, ortasını ve sonunu baştan sona dolaştım; ortasında onu inceden inceye incelemek istedim.
4. Sanki kendimi okyanusta bir girdaba attım; heyhat, kıyısız bir denizin sonu bulunur mu.
5. Sevgi satrancında yanağındaki ben, piyadesiyle beni öyle bir sıkıştırdı ki "şah" demeye kalmadan mat etti. Ben piyadeye, aşk satranç tahtasına benzetilmiştir.
6. Her an şeker yağdıran tabiatına aferin; nerede olursa olsun söz yerine âb-ı hayat akıtır.
7. Sözlerinin inceliğinin bir sonu bulunur mu; yok, yok. Tabiatının inceliğinin sonu bulunur mu; heyhat.
8. Senin kulun Makâmî senin sokağında can verdiyse, yeri cennetler olursa buna şaşılmaz.
9. Dudağın eskiden âb-ı hayattı; ama onu o hastana vermedin ve ona ölüm erişti.
10. Eskiden güzellerin defterinin başında yazılıydın; ey güzel, vaktin geçti, şimdi yürü git, suya at. "Suya atmak" burada bir şeyi değersiz bulup bırakmak anlamında kullanılmıştır.
11. Makâmî ayrılık acısıyla göçüp gitti; ona bir kez olsun "gel beri, köpeklerimle birlikte eşiğimi iyice bekle" demedin.
12. Güzellik bahçendeki şeftaliler erik oldu; ben sana onları vaktindeyken saklama, sat demedim mi.
13. Bir zaman vardı ki seni kucaklayan canın gündüzü bayram, gecesi Kadir ve Berat gecesi olurdu.
14. Şimdi öyle bir hâldesin ki, beddua eden kişi düşmanına "Mihrî'ninki gibi güzelliğine afet ersin" der.
15. Güzellik sofranın konukları olan yabancılar ganimet bulup bolluk içindeyken, Makâlî kuru, ıssız yerlerde nağmeler çalardı.
16. Rakip seni bir yay gibi koynuna aldığında, o miskini musibetlerin hedefi yapmıştı. "Yâ", hem yay hem de Arap harflerinden kıvrık "ye" harfi olarak okunabilir.
17. Ey güzeller şahı, dudağının tatlı Fırat suyunu yabancılara içirdiğinde, felek o miskine kahır zehri içirirdi.
18. Yabancılar yüzünün ayına bakarken, hasretler onu gam köşesinde öldürürdü.
19. Yabancıların dudağının şekerine kandıklarını görünce, doyamadan sonunda o çaresize ölüm erişti.
20. Eğer onun mezarı başından geçersen, oradaki bitkilerin "Mihrî, Mihrî" diye çağırdığını işitirsin.
21. Senin sevgini gönlüne öyle bağladı ki, mahşer meydanında aşkınla ve sevginle birlikte kalkacak. "Mihr" hem sevgi hem Mihrî'nin adı olarak okunur.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Bu manzumenin Makâmî'ye ait olduğu kesin değildir. Şiir yalnız Mihrî Hatun divanının Ü nüshasında, divanın sonunda yer alır; Mehmet Arslan onu neşrinde "Divan Dışı Manzûme" adıyla vermiş ve Mihrî'ye ait olmadığını, Makâlî adlı bir şair tarafından yazılıp divanın sonuna eklendiğini belirtmiştir. Manzume, aynı kafiyeyle ("-ât") biten yirmi bir beyitten oluşur; ilk iki mısraı kafiyeli olduğu için kaside ya da gazel düzenindedir, Arslan da onu "kaside tarzında" bir manzume diye niteler. Vezin, neşirde gösterildiği gibi feilâtün feilâtün feilâtün feilündür. Şiir iki bölüme ayrılır: ilk yedi beyit Mihrî'nin şiirini ve "kitabını" över, sekizinci beyitten itibaren ise sevgilisi uğruna ölen bir âşığın hikâyesi anlatılır ve güzelliği geçmiş sevgili alaya alınır.
Anlam ve Söz Sanatları
Övgü bölümü, Mihrî'nin sözlerini âb-ı hayata benzeten bir hayranlıkla açılır. Şair onun "kitabını", yani divanını başından sonuna okuduğunu, ortasında incelemeye kalkışınca kendini kıyısız bir okyanusun girdabına düşmüş gibi hissettiğini söyler. Beşinci beyitte satranç terimleri kullanılır: "beydak" piyade, "kiş" şaha verilen uyarı, "şeh-mât" mattır; sevgilinin yanağındaki ben, bir piyade gibi âşığı "şah" bile denmeden mat eder. Yedinci beytin "yok yok" ve "heyhat" ünlemleri bu bölümü coşkulu bir övgüyle kapatır.
İkinci bölümde ton birden değişir. Makâmî'nin sevgilinin sokağında can verdiği, sevgilinin dudağındaki âb-ı hayatı ona esirgediği, ama şimdi güzelliğinin geçtiği anlatılır. Onuncu beyitteki "yüri var ṣuya at" ve on ikinci beyitteki "şeftalilerin erik oldu, vaktinde satsaydın" sözleri, gündelik dilden alınmış iğneleyici benzetmelerdir; on dördüncü beyitte ise Mihrî'nin güzelliği artık bir beddua kalıbına dönüşmüştür. Son beyitlerde âşığın sonu anlatılır: yabancılarla paylaşılan sevgiliyi görmeye dayanamayıp ölmüş, mezarındaki otlar bile "Mihrî, Mihrî" diye seslenmektedir. Son beyitteki "mihr" kelimesi, şiirin başındaki "Mihrî" adıyla bir cinas kurar. Şiirde övgü ile alay, hayranlık ile sitem bir arada bulunur; bu, Makâmî'nin Mihrî'ye yazdığı gazel ile Mihrî'nin ona verdiği cevaptaki şakalaşma diliyle uyumludur.
Tarihî Bağlam
Şiirde "Maḳâmî" adı iki kez (8. ve 11. beyitler), "Maḳâlî" adı ise bir kez (15. beyit) geçer. Arslan şiiri Makâlî adlı bir şaire verir ve onu Mihrî ile Makâmî'nin ilişkisini gösteren bir metin olarak değerlendirir. Tezkirelerde Makâlî mahlaslı şairler vardır, ancak bunlar Anadolulu ve Aydınlı kadılardır ve Mihrî ile çağdaş olduklarına dair bilgi yoktur. On beşinci beyitte "nağmeler çalan" kişinin musikişinas Makâmî'ye daha çok uyması, Arap harfli yazımda "Makâlî" ile "Makâmî" arasında yalnız bir harf fark bulunması ve divan şairlerinin kendilerinden mahlaslarıyla üçüncü kişi olarak söz etmeleri, şiirin Makâmî'nin kendisinden ya da onun adına konuşan biri tarafından yazılmış olabileceğini düşündürür. Bu bizim çıkarımımızdır ve kesin değildir. Bir başka güçlük de şiirde Makâmî'nin ölmüş gibi anılmasıdır: tezkirelere göre Makâmî 1534'te Bağdat'ta ölmüştür, Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü ise Mihrî'nin ölümünü 920 (1514-15) yılına koyar. Şiir Mihrî'ye hayattaymış gibi seslendiği için, Makâmî'nin ölümü gerçek bir ölümden çok, aşk şiirindeki âşığın "aşktan ölmesi" mecazı olarak anlaşılmalıdır. Şiirin kime ait olduğu ne olursa olsun, Şehzade Ahmed'in Amasya'daki çevresinde Makâmî ile Mihrî arasındaki şiir atışmasının ne kadar tanındığını gösteren bir belgedir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2018 (e-kitap), s. 186-187 ("Divan Dışı Manzûme", Ü: 77a, ve x dipnotu). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/58679,mihri-hatun-divanipdf.pdf
- Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, haz. Filiz Kılıç, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2018 (e-kitap), s. 352-354 ("Makâlî" ve "Makâmî" maddeleri). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59036,asik-celebi-mesairus-suarapdf.pdf
- Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 798 ("Makâlî" maddesi). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55834,kinalizade-hasan-celebipdf.pdf
Kitaplar
- Mehmet Arslan, "Mihrî Hatun", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü. https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/mihri-hatun
Çevrimiçi kaynaklar




