Hızır Paşa Camii'nin imamlığı ve yanındaki tekkenin şeyhliği, Şükrü Mehmed Efendi'ye dedesinden kalan bir aile mirasıydı. Arap ve Fars edebiyatındaki ustalığıyla tanınan bu Şa'bânî şeyhinin ilahileri Amasya tekkelerinde okunurdu; kendisi 1197 (1782-83) dolaylarında öldü. Amasya Tarihi'nin yazarı Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Şa'bâniyye şeyhlerinin büyükleri arasında ona da yer verir. Tekke törenlerinde söylendiği bildirilen ilahilerinden hiçbirinin metni bugün elde değildir.

Amasya Tarihi'nde Şükrü Mehmed Efendi

Hüsameddin, Şükrü Mehmed Efendi-Şeyhzâde el-Hâc maddesinde şeyhin soyunu ve yetişmesini iki kısa paragrafa sığdırır:

Amasyalıdır. Hızır Paşa Câmii ve tekkesi şeyhlerinden Ekincek İbrâhim Efendizâde Hâfız İsmail Efendi'nin mahdûmudur. Iydîzâde el-Hâc Âkif Mustafa Efendi'den ahz-ı ulûm edib ceddînin hulefâsından eş-Şeyh Mustafa Efendi'den münîb oldu.
Pederinin irtihâlinde Hızır Paşa Câmii imâmı ve tekkesi şeyhi olup hüsn-i hâl ve kemâliyle edebiyât-ı Arabîyye ve Farisîyye'de mahâretiyle iştihâr edib 1197 hudûdunda vefât etdi. Meşâyîh-i Şa'bâniye kibârından âlim, âbid, edîb, şâir idi. İlâhiyâtı tekkelerde okunurdu.

Günümüz diliyle şöyle okunur: Amasyalıdır. Hızır Paşa Camii ve tekkesi şeyhlerinden Ekincek İbrâhim Efendi'nin oğlu Hâfız İsmâil Efendi'nin oğludur. Iydîzâde Hacı Âkif Mustafa Efendi'den ilim öğrendi, dedesinin halifelerinden Şeyh Mustafa Efendi'ye intisap edip tarikata girdi. Babası ölünce Hızır Paşa Camii imamı ve tekkesinin şeyhi oldu. İyi hâli, olgunluğu ve Arap ve Fars edebiyatındaki ustalığıyla tanındı; 1197 yılı dolaylarında öldü. Şa'bâniyye şeyhlerinin büyüklerinden, bilgin, ibadete düşkün, edip ve şair biriydi. İlahileri tekkelerde okunurdu.

Hayatı

Şükrü Mehmed Efendi, Hızır Paşa Mahallesi'nde kuşaklardır imamlık ve şeyhlik yapan bir ailenin üçüncü kuşağındandır. Dedesi Eğincik Şeyhi İbrâhim Efendi, Şa'bânî şeyhi Esnâf Şeyhi İbrâhim Efendi'nin yanında yetişmiş, 1120'de (1708-09) Hızır Paşa Camii'ne imam ve cüzhan, 1123'te (1711-12) buna ek olarak tekkeye şeyh ve medreseye müderris olmuştu. 16 Receb 1141'de (Şubat 1729) öldüğünde camide ve tekkede yerine önce oğlu Şeyh Sâlih Efendi geçti. Sâlih Efendi 1153'te (1740-41), onun oğlu Mustafa Efendi de 1155'te (1742-43) öldü. Hüsameddin, Şükrü Mehmed'in babası Hâfız İsmâil Efendi için yalnız "imam idi" der. Ailenin Hızır Paşa'daki görevleri bu ölümlerden sonra İsmâil Efendi'ye, ondan da oğluna geçmiş görünür.

Şükrü Mehmed'in ilim hocası Iydîzâde Âkif Mustafa Efendi'dir. İki kez Amasya müftülüğü yapan, sonra bütün ısrarlara rağmen fetvaya dönmeyip kırk beş yıl ders okutan ve 1173'te (1760) ölen bu âlim, Hüsameddin'in deyişiyle Amasya'yı varlığıyla bir darülfünun hâline getirmişti. Şükrü Mehmed tarikat terbiyesini ise ailenin içinden, dedesinin halifesi Şeyh Mustafa Efendi'den aldı. Babası ölünce camide imamlığa, tekkede şeyhliğe geçti; Arapça ve Farsça edebiyattaki mahareti, onu bir tekke şeyhinden fazlası, şehrin edebî sohbetlerine katılan bir edip olarak tanıttı. Ölümü 1197 dolaylarındadır.

Hızır Paşa Tekkesi ve Şa'bâniyye

Hızır Paşa Camii, XV. yüzyılda Hayreddin Hızır Paşa'nın Amasya'da yaptırdığı yapılar arasındadır; yanındaki zaviye ve medrese de aynı vakfın parçasıydı. Şükrü Mehmed'in ailesi bu tekkeyi Şa'bâniyye'ye bağlı olarak yönetti. Halvetiyye'nin bir kolu olan Şa'bâniyye, adını Kastamonu'da yaşayan Şâbân-ı Velî'den alır; Şâbân-ı Velî halifelerinden Hayreddin Efendi'yi Amasya'ya göndermiş, tarikat şehirde böylece kök salmıştır. Hüsameddin'in verdiği tarikatnameye göre Esnâf Şeyhi İbrâhim Efendi'nin silsilesi kendi şeyhi Musliheddîn Mustafa Efendi'den başlayıp Çorumlu Şeyh İsmâil Efendi, Ömer Fuâdî Efendi ve Kastamonulu Muhyiddîn Mehmed Efendi üzerinden Şâbân-ı Velî'ye ulaşır; Eğincik Şeyhi İbrâhim Efendi de aynı maddede bu silsileden yetişen tanınmış halifeler arasında sayılır. Şa'bânî tekkelerinde toplu zikir ilahiler eşliğinde yapılırdı; Şükrü Mehmed'in ilahilerinin tekkelerde okunması bu törenlerle ilgilidir.

Kayıtların bir noktası tam örtüşmez. Hüsameddin'in başka bir maddesinde, Hızır Paşa Camii vaizi Seyyid İbrâhim Efendi'nin 1193'te (1779) Şeyh Ebûbekir Efendi'nin ölümü üzerine "Hızır Paşa Tekkesi şeyhi" olduğu yazılıdır. Şükrü Mehmed 1197 dolaylarına kadar yaşadığına göre, ya mahallede aynı adla anılan birden çok tekke vardı ya da Şükrü Mehmed'in şeyhliği ölümünden önce sona ermişti. Hüsameddin bu iki bilgiyi yan yana koymaz; hangisinin doğru olduğu ancak vakıf kayıtlarıyla anlaşılabilir.

Şiiri

Şükrü Mehmed Efendi'nin ilahilerine de öteki şiirlerine de ulaşılamamıştır. Hüsameddin'in "ilâhiyâtı tekkelerde okunurdu" cümlesi, ilahilerinin Amasya tekkelerinde zikir törenlerinde okunduğunu gösterir; ezberden mi, bir defterden mi okunduğu ise bilinmez. Bu tür ilahiler çoğu zaman tekke cönklerine ve zikir mecmualarına yazılırdı. Hüsameddin Hızır Paşa Tekkesi'ne ait böyle bir mecmuadan söz etmez ve Şükrü Mehmed'in ilahileri de bu yüzden tespit edilememiştir. "Şükrî" ve "Şükrü" mahlaslarını kullanan tasavvuf şairleri başka yerlerde de yetişmiştir; bir cönkte bu imzayı taşıyan bir ilahiyi Hızır Paşa şeyhine verebilmek için Amasya'yı ya da tekkeyi anan bir iz bulmak gerekir.

Kronoloji

1123 (1711-12): Dedesi Eğincik Şeyhi İbrâhim Efendi Hızır Paşa Tekkesi şeyhi ve medresesi müderrisi olur.

16 Receb 1141 (Şubat 1729): Dedesi ölür.

1173 (1760): Hocası Iydîzâde Âkif Mustafa Efendi ölür.

1197 (1782-83) dolayları: Şükrü Mehmed Efendi ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Çevrimiçi kaynaklar