Yedi kıtalık bu türkünün ortasında art arda üç beddua kıtası vardır. Söyleyen, adını vermediği bir "muhannet"e yüzüstü sürünmesini, gözünden kanlı yaş akmasını, ateşinde aşının pişmemesini diler; ardından sözler birden yumuşar ve inek sağan sürmeli bir güzelin tarifine, en sonda da gurbetten usanmış bir gönlün yakınmasına geçer. Sözlerin bilinen tek yayımı çevrimiçidir: yöre hanesinde Amasya, söz-müzik hanesinde anonim yazar; kaynak kişisi ve derleyeni bilinmez.

Künye

  • Repertuvar no: yok; TRT'nin Amasya listesinde bulunmaz
  • Yöre: Amasya
  • Kaynak kişi, derleyen, notaya alan: belirtilmemiş
  • Derleme yeri ve tarihi: bilinmiyor
  • Makam, usul: yayımlanmamış
  • Söz ve müzik: anonim
  • Bağlantılar: TRT bağlantısı yok; sözler Türkü Yurdu'nda

Sözleri

Suya gider şu derenin özüne
Doya doya bakamadım yüzüne
Bağlarsan poşuyu püsküllü bağla
Bir dökülsün ikimizin yüzüne

Mendilimin ucu gök ela boncuk
Dilinden asılsın enikli kancık
Kolların top olsun yüzün yılancık
Yüzün üstü sürünesin muhannet

Kapunuzun önü çakıl taş olsun
Gözünüzden akan kanlı yaş olsun
Elin doldu kucacığın boş olsun
El elinde görüküp yerinesin muhannet

Ateşin yansında aşın pişmesin
Genç yaşında bir bebeğin düşmesin
Ehli islam mezarını kazmasın
İtler yesin üleşini Eminem

Ambarın kolunda hamur kesiyor
Al yanaklar efül efül esiyor
Yokladım defteri suçu yokimiş
O yar bana ne deyipte küsüyor

Oturmuş sürmelim inek sağıyor
Tombul memeleri süte değiyor
Mor menekşe gibi boynunu eğiyor
Şöyle bir güzelin derdi var bende

Ölmeden de deli gönül ölmeden
Ben usandım gurbet elde yelmeden
Gurbet elde padişahlık sürmeden
Yar yanunda köle durmak iyidir

İlk kıtada sevgili derenin dibine, suya gider; söyleyen ona doya doya bakamamıştır ve başörtüsünü (poşu) püsküllü bağlamasını ister, püsküller ikisinin yüzüne dökülsün diye. Beddua kıtalarında "muhannet" alçak, vefasız anlamında kullanılır; "yılancık" deride kızarıklık ve şişlik yapan bulaşıcı bir hastalığın halk arasındaki adıdır, "üleş" pay demektir. Dördüncü kıtanın son sözü yayımlanan metinde "Eminem" diye yazılmıştır; bunun "Emine'm" diye bir kadın adına mı, yoksa yanlış okunmuş başka bir söze mi karşılık geldiği metinden anlaşılmıyor. Beşinci kıtada söyleyen, defteri yoklayıp suçu olmadığını gördüğü yârin neden küstüğünü sorar; "efül efül" hafif hafif demektir. Son kıta gurbetteki padişahlıktansa yârin yanında kölelik etmeyi yeğ tutar: "yelmek" koşmak, koşturmak anlamındadır.

Hikâyesi

Bedduaların kime yöneldiği, sevgilinin mi, araya giren birinin mi muhannet diye anıldığı sözlerden çıkarılamıyor. Yakılışına ilişkin bir rivayet de yazıya geçirilmemiş; kıtaların tek bir olay etrafında mı söylendiği yoksa sonradan bir araya mı geldiği bilinmiyor.

Müzikal Özellikleri

Ezgi konusunda söylenebilecek bir şey yok, çünkü ne nota ne usul yayımlanmış. Dizelerin büyük bölümü on bir hecelidir; üçüncü kıtanın son dizesi on dört heceye uzanır. İkinci ve üçüncü kıtalar aynı "muhannet" sözüyle biter, dördüncü kıtada aynı yerde "Eminem" gelir. Son üç kıtada bu tekrar kaybolur ve dizeler "-yor" ile biten fiillerle, sonra "-meden" ile kafiyelenir.

Okuyanlar ve Kayıtlar

Okuyan bir sanatçı ya da ses kaydı tespit edilemedi; yayımlandığı yerde de türkü bir yorumcu adına bağlanmaz. Genel çerçeve için: Yeşilırmak'ın Ezgisi.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar