Tab'î Ahmed Dede, XVII. yüzyılda Amasya Mevlevîhânesi'nde zikir meclislerinin ilahilerini yöneten zâkirbaşıydı. Edebiyatı tekkenin şeyhi Mehmed Ârif Dede'nin yanında öğrenmiş, Mevlevî yolunda yetişmiş ve Kudsî Hasan Dede'nin şeyhliği sırasında tekkenin ileri gelenlerinden biriyken 1084 (1673-74) yılında ölmüştür. Ondan geriye Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'ndeki birkaç satır kalmıştır. Hüsameddin şiirini beğenmiş, ama eline geçen şiirleri yanmıştır; bu yüzden Tab'î'nin şiirlerine ulaşılamamıştır.
Hüsameddin'in Kaydı
Madde, on birinci ciltte "tı" harfiyle başlayan adların toplandığı on sekizinci fasıldadır. Başlıktaki ikinci ad, Hüsameddin'in aynı adı taşıyan kişileri meslekleriyle ayırma alışkanlığına uygun olarak adamın tekkedeki görevini verir: "Tab'î Ahmed Dede-Zâkîrbâşı".
Amasya Mevlevîhânesi şeyhi Mehmed Arif Dede'nin hizmetinde edebiyât öğrendi. Tarîk-i Mevleviyye'den tefeyyüz ederek zikirbaşı olup Hasan Kudsî Dede zamanında Mevlevîhâne rüknü olduğu halde 1084'de vefât etdi. Urefâ-yı Mevleviyye'den, şâir, edîb bir pîr idi. Şiir ve edebi güzeldi. Elde etdiğim eş'ârı yandı.
Günümüz Türkçesiyle: Amasya Mevlevîhânesi'nin şeyhi Mehmed Ârif Dede'nin hizmetinde edebiyat öğrendi. Mevlevî yolundan feyz alarak zikirbaşı oldu ve Hasan Kudsî Dede'nin şeyhliği zamanında, Mevlevîhâne'nin direklerinden biriyken 1084'te öldü. Mevlevî ariflerinden, şair ve edip, yaşlı bir zattı. Şiiri ve edebi güzeldi. Elime geçen şiirleri yandı.
Maddede doğum yeri ve doğum tarihi yoktur. Hayatının tamamen Amasya'daki tekkede geçtiği anlaşıldığı için şehirde doğmuş olması akla yakındır, ama Hüsameddin bunu söylemez. "Pîr" sözü hem yaşlılığı hem de tarikattaki kıdemi anlatır; "rükn", yani direk ise onu şeyhin çevresindeki kıdemli dervişler arasına koyar.
Tekkedeki Görevi
Zâkirbaşı, zikir sırasında ilahi, na't ve durak okuyan zâkirlerin başıdır; zikrin gidişine göre hangi eserin okunacağını o belirler. Bu görev ezbere bilinen geniş bir ilahi dağarcığı ve iyi bir ses ister. Tab'î'nin okuduğu ilahiler arasında kendi sözlerinin bulunup bulunmadığı bilinmiyor. Göreve hangi yıl geldiği, onu ne kadar sürdürdüğü de kayıtta yoktur.
Hocası Mehmed Ârif Dede, Amasyalı Mevlevî dervişi Ahmed Dede'nin oğluydu. Galata Mevlevîhânesi şeyhi Ankaralı İsmail Dede'nin yanında yetişip mesnevîhan olmuş, Bayram Paşa Amasya'da yeni Mevlevîhâne'yi yaptırınca şeyh olarak şehre gelmişti. On bir yıl kadar şeyhlik etti; 1058'de (1648) öldürülen Amasya mutasarrıfı Hüseyin Paşa yüzünden görevden alındı, İstanbul'a gitti ve 1061'de (1651) orada öldü. Hüsameddin Ârif Mehmed Dede'yi Arap ve Fars edebiyatına vâkıf, sözü etkili bir şair olarak anar. Tab'î'nin edebiyat öğrenimi, bu şeyhin Amasya'daki yıllarına, yani 1648'den önceki döneme düşer.
Mevlevîhâne'deki Çevresi
Ârif Dede'nin hizmetinde yetişen bir başka edebiyat meraklısı, Mevlevîhâne'nin mesnevîhanı Şeydâ Ahmed Çelebi'ydi. Şeydâ 1078'de (1667-68) öldü; Kudsî Hasan Dede ile karşılıklı şiir söyleşmeleri ünlüydü. Tab'î'nin son yıllarında tekkenin başında bulunan Kudsî Hasan Dede'nin kendisi de şiirle uğraşan bir şeyhti; oğlu Zarîf Ahmed Efendi de Hüsameddin'in şair saydığı kişiler arasındadır. Kudsî Hasan Dede'nin hizmetinde yetişen Ebû Saîd Ahmed Dede de zâkirbaşı olmuş, 1096'da (1684-85) Mevlevîhâne'ye şeyh getirilmişti. Ebû Saîd'in zâkirbaşılığa Tab'î'nin ölümünden sonra geçmiş olması mümkündür; iki madde bu sırayı açıkça kurmaz. Tekkenin neyzenbaşısı Hasan Dede da 1067 dolaylarında ölmüş, Hüsameddin'in şair saydığı bir Mevlevî'dir.
Şiiri
Tab'î'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Maddenin son iki cümlesi bir övgüyle bir kayıp haberini yan yana koyar: Hüsameddin şiirini ve edebini güzel bulmuş, bazı şiirlerini ele geçirmiş, ama bunlar yanmıştır. Şeydâ Ahmed Çelebi'den elinde kalan iki gazel ve Zarîf Ahmed Efendi'nin şiirleri için de aynı kaybı not eder. Mevlevîhâne çevresinden derlediği bu metinler muhtemelen tek bir yangında birlikte yok oldu; yangının tarihi maddelerde geçmez. Tab'î'ye ait bir divan ya da bir mecmuada şiir bulunduğuna dair başka bir kayda rastlanmamıştır.
Mahlası Arapça "tab'" kelimesinden gelir. Kelime yaratılış, huy ve özellikle şiir söyleme yeteneği anlamlarını taşır; divan şiirinde şairin söz gücünü anlatmak için sık kullanılır.
Kronoloji
1058 (1648): Hocası Mehmed Ârif Dede, Amasya Mevlevîhânesi şeyhliğinden alınır.
1061 (1651): Ârif Dede İstanbul'da ölür.
1078 (1667-68): Ârif Dede'nin öğrencisi Şeydâ Ahmed Çelebi ölür.
1084 (1673-74): Tab'î Ahmed Dede, Kudsî Hasan Dede'nin şeyhliği sırasında ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 319 (Tab'î Ahmed Dede-Zâkîrbâşı maddesi; e-kitap s. 457). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page457.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 369-370 (Ârif Mehmed Dede-Mevlevî maddesi; e-kitap s. 474). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page474.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 223 (Şeydâ Ahmed Çelebi-Bahçıvanzâde maddesi; e-kitap s. 425). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page425.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 313-314 (Ebû Sa'îd Ahmed Dede Efendi-Hacı Dede maddesi; e-kitap s. 104). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page104.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 8, s. 407 (Hasan Dede-Nâbî Dede maddesi; e-kitap s. 601). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page601.html
Çevrimiçi kaynaklar
