Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Gülşen-i firdevse ṭa‘n eyler cemāli Pīrīnüñ
Ġoncayı dil-teng ider ġanc u delāli Pīrīnüñ
Ḳaddümi ḳıldı ḫamīde māh-ı nev gibi benüm
Āfitāb üstindeki müşkīn hilāli Pīrīnüñ
Gūyiyā maġribde bir hindū durur āyīnedār
Çīn-i zülfinde ruḫı devrinde ḫāli Pīrīnüñ
Gāh gāhī ḫāṭırına bir ḫuṭūr itsem n’ola
Çün beni ġamdan ḫayāl itdi ḫayāli Pīrīnüñ
Mihr ile māha tamām irgürdi noḳṣān u zevāl
Ca‘ferā irdi kemāle çün cemāli Pīrīnüñ

Günümüz Türkçesiyle

1. Pîrî'nin güzelliği cennet gül bahçesini kınar; Pîrî'nin nazı ve cilvesi goncanın gönlünü daraltır.

2. Pîrî'nin güneş yüzünün üstündeki misk kokulu hilal kaşı benim boyumu yeni ay gibi büktü.

3. Pîrî'nin zülfünün kıvrımında, yüzünün çevresindeki ben, sanki batıda ayna tutan bir Hindu'dur.

4. Ara sıra onun hatırına gelsem şaşılır mı? Çünkü Pîrî'nin hayali beni gamdan bir hayale çevirdi.

5. Ey Ca'fer, Pîrî'nin güzelliği kemale erince güneşe ve aya eksilme ve düşüş getirdi.

Edebî ve Tarihî Yorum

Bir Adla Kurulan Redif

Gazelin redifi bir özel addır: her beyit "Pīrīnüñ", yani "Pîrî'nin" diye biter. Divan gazelinde sevgili çoğunlukla adsızdır; burada ise belli bir kişi adıyla anılır ve adı her beytin sonunda tekrar edilir. Bu, gazelin gerçek bir genç için, belki bir meclis arkadaşı ya da tanıdık bir güzel için yazıldığını düşündürür; ancak bu Pîrî'nin kim olduğu bilinmiyor. Erünsal'ın aktardığı kaynaklara göre Câfer Çelebi'nin ölümüne giden olaylarda adı geçen ve onunla rekabet ettiği söylenen Pîrî Paşa'dır; gazelin metni ise bu vezirle bir bağ kurmaya hiçbir dayanak vermez ve sevgiliyi genç bir güzel olarak anlatır.

Kafiye "-āli" üzerine kurulur: cemāli, delāli, hilāli, ḫāli, ḫayāli, cemāli. "Cemāl" kelimesi hem matlada hem mahlas beytinde kafiyedir. Matlada Pîrî'nin güzelliği cennet bahçesini kınar ve goncanın gönlünü daraltır; "dil-teng", gönlü dar, aynı zamanda goncanın sıkışık, kapalı biçimidir.

Batıdaki Hindu

Üçüncü beyit bir gök ve harita imgesi kurar. Sevgilinin yüzü güneştir; zülfün kıvrımı güneşin battığı batıdır, "maġrib". Zülfün kenarında, yüzün çevresinde duran siyah ben ise o batıda ayna tutan bir Hindu'dur: divan şiirinde ben, rengi yüzünden Hindu diye anılır; ayna tutan da yüzün kendisini ona gösteren bir hizmetkârdır. Paris ve Hâlet Efendi nüshaları "āyīnedār" yerine "āyīne-vār" (ayna gibi) okur.

Dördüncü beyit iki kelime çiftini birlikte işletir: "ḫāṭır" ile "ḫuṭūr" (hatıra gelme) ve "ḫayāl" ile "ḫayāl". Pîrî'nin hayali âşığı gamdan zayıflatıp bir hayale, bir gölgeye çevirmiştir; hayal olmuş biri de ara sıra hatıra gelebilir. Mahlas beyti gök diline döner: Pîrî'nin güzelliği "kemāl"e, yani doluma erince güneş ve ay "noḳṣān u zevāl"e, yani eksilme ve batışa uğramıştır. Paris ile Manchester nüshaları burada "cemāli" yerine "kemāli" okur. Nazmî'nin mecmuasında Pîrî redifli bu gazel yoktur.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 405-406, gazel no. 107. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
  • İsmail E. Erünsal, "Hayatı ve Eserleri", Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı giriş bölümü, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 17-18 (Pîrî Paşa ile ilgili kayıtlar). ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 107 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182

Çevrimiçi kaynaklar