Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün

Nigārā sende ḫatm olmış güzellik tāzelik terlik
Senüñ ḥaḳḳuñ durur ancaḳ serīr-i ḥüsne serverlik
Lebüñden mu‘ciz-i ‘Īsā irişmiş Ḫıżr u İlyāsa
Yüzüñden gün żiyā ṭutmış ay alnuñdur münevverlik
‘Aceb bu ḥüsn-i ḫulḳ ile ne zībā yārsın sen kim
İrişmiş reng-i rūyuñdan gül-i gülzāra aḥmerlik
İrem bāġında ey dilber varur ta‘līm ider her dem
Ṣaçuñ reyḥāna sünbüllük ḳadüñ şimşāda ‘ar’arlık
Eridi Ca‘ferüñ nār-ı ġamuñla pōta-yı ġamda
Sen anı ġam bucaġında ḳoyasın bu mudur erlik

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey nigâr, güzellik, tazelik ve körpelik sende son bulmuştur; güzellik tahtının başkanlığı ancak senin hakkındır.

2. İsa'nın mucizesi dudağından Hızır'a ve İlyas'a ulaşmış; güneş ışığını yüzünden almış, ayın parlaklığı da senin alnındır.

3. Şaşılacak şey, bu güzel huyla ne kadar zarif bir sevgilisin; bahçenin gülüne kırmızılık senin yüzünün renginden ulaşmış.

4. Ey dilber, saçın İrem bahçesine varıp reyhana sümbüllüğü, boyun da şimşire ardıçlığı her an öğretir.

5. Ca'fer gam potasında senin gam ateşinle eridi; sen onu gam bucağında bırakasın, mertlik bu mudur?

Edebî ve Tarihî Yorum

"-lik" ile Biten Kafiye

Türkçe "-lik" eki bu gazelin kafiyesini tek başına taşır ve her defasında bir Farsça ya da Arapça kelimeye eklenir: terlik, serverlik, münevverlik, aḥmerlik, ‘ar‘arlık; mahlas beytinde ise yalnız Türkçe bir kelimeye: erlik. "Server" (başkan) kelimesinden "serverlik", "aḥmer" (kırmızı) kelimesinden "aḥmerlik" yapılır. Matlada "güzellik tāzelik terlik" üçlüsü de aynı ekle yan yana dizilir. Türkçe ekin yabancı köklere bu kadar serbestçe eklenmesi, gazele konuşma diline yakın bir ses verir.

Dördüncü beyit bir öğretmenlik sahnesidir. Sevgilinin saçı ve boyu cennet bahçesi İrem'e varıp oradaki bitkilere ders verir: saç reyhana sümbül olmayı, boy şimşir ağacına ardıç olmayı öğretir. Divan şiirinde sümbül saçın, ardıç ve selvi boyun benzetilenidir; burada bitkiler kendi adlarını bile sevgiliden öğrenmek zorunda kalır. Üçüncü beyitte de gülün kırmızılığı sevgilinin yüzünün renginden gelmiştir.

Gam Potası ve Mertlik

Mahlas beyti kuyumculuk dilinden bir imgeyle başlar. Pota, madenlerin ateşte eritildiği kaptır; Ca'fer gam potasında, sevgilinin verdiği gam ateşiyle erimiştir. Ardından beyit birdenbire gündelik bir sitem cümlesine döner: "bu mudur erlik", yani mertlik, yiğitlik bu mudur? Sevgiliden bir hükümdar ya da güzellik tahtının sahibi olarak değil, sözünde durması beklenen bir yiğit olarak hesap sorulur. "Erlik" kelimesinin yalın Türkçesi, matladaki "serverlik" ile aynı kafiyede birleşir.

İkinci beyit İsa, Hızır ve İlyas'ı bir araya getirir. İsa ölüleri dirilten nefesiyle, Hızır ve İlyas da ölümsüzlük veren hayat suyunu içmiş olmalarıyla bilinir. Âşığa göre bu iki ölümsüzün ölümsüzlüğü de sevgilinin dudağından gelmiştir. Nüshalar arasında tezin kaydettiği bir fark yoktur; Nazmî de gazeli derlemesine katmamıştır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar