Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Ḳırmızı dībālar olaldan libāsı çeşmümüñ
Cevheridür ṭūtiyālardan ḳabāsı çeşmümüñ
Yazılur gūyā ġubār ile tozutsam tūtiyā
Levḥ-i rengīn üzre cānā mācerāsı çeşmümüñ
Gerd-i rāhuñ kim sirişkümden olupdur sürḫ reng
Ol ẕerūr-ı aḥmer olmışdur devāsı çeşmümüñ
Lāle-gūndur ‘aks-i ruḫsār ile sen gül yüzlünüñ
Ḥüsnüñe āyīnedür beñzer liḳāsı çeşmümüñ
Gel ayaġuñ ṭopraġından beni maḥrūm itme kim
Ḫāk-i pāyuñ cevheridür rūşenāsı çeşmümüñ
Sen ṭururken sehv ile ġayra naẓar ḳılduġına
Key ḳızarmışdur olup ġālib ḥayāsı çeşmümüñ
Mīl-i çūb u tūtiyā ḫāşāk u ḫāk-ı rāhını
Ḳılmayınca Ca‘ferā olmaz şifāsı çeşmümüñ
Günümüz Türkçesiyle
1. Kırmızı ipekliler gözümün elbisesi olalı beri gözümün kaftanı tutya cevherindendir.
2. Ey can, tutya serpsem, gözümün macerası renkli bir levhanın üstüne sanki tozla, gubar yazısıyla yazılır.
3. Gözyaşımdan kıpkırmızı olmuş yolunun tozu, o kırmızı göz tozu, gözümün devası olmuştur.
4. Ey gül yüzlü, gözümün yüzü senin yanağının aksiyle lâle rengindedir; güzelliğine ayna olmuştur.
5. Gel, beni ayağının toprağından mahrum etme; çünkü ayağının toprağı gözümün aydınlığının cevheridir.
6. Sen dururken yanlışlıkla başkasına baktığı için gözümü utanç bastı, iyice kızardı.
7. Ey Ca'fer, yolunun çöpünü mil, toprağını tutya yapmadıkça gözümün şifası olmaz.
Edebî ve Tarihî Yorum
Göz Hekimliğinin Dili
Bütün beyitler âşığın kanlı ağlamaktan kızarmış gözünü eski göz hekimliğinin terimleriyle anlatır; redif de "çeşmümüñ", yani "gözümün"dür. "Tūtiyā" (tutya), göze çekilen ve göz hastalıklarına iyi geldiğine inanılan bir madenî tozdur. "Ẕerūr-ı aḥmer" kırmızı renkli bir göz tozu, "rūşenā" gözü aydınlatan ilaç, "mīl" de bu tozları göze çekmeye yarayan ince çubuktur. Divan şiirinde sevgilinin yolunun tozunun âşığın gözüne sürme ve tutya olduğu bilinen bir mazmundur; Câfer Çelebi bu mazmunu bir reçeteye dönüştürür.
Üçüncü beyit bu reçetenin merkezidir. Sevgilinin yolunun tozu âşığın kanlı gözyaşıyla ıslanıp kırmızıya boyanmıştır; böylece kendiliğinden bir "ẕerūr-ı aḥmer", yani kırmızı göz tozu olmuş ve gözün devası olmuştur. Mahlas beyti tedaviyi tamamlar: yolun çöpünden mil, toprağından tutya yapılmadıkça göz iyileşmez. Paris nüshası üçüncü beyitte "ẕerūr-ı aḥmer" yerine "dür-i aḥmerdür" okur.
Toz ve Gubar Yazısı
İkinci beyitte "ġubār" kelimesi iki anlamıyla kullanılır: toz ve gubar yazısı. Gubar, çok küçük harflerle yazılan, toz zerreleri kadar ince bir hat türüdür. Âşık gözüne tutya serpse, gözün başından geçenler renkli bir levhanın üstüne o tozla, gubar yazısıyla yazılmış gibi görünür. Birinci beyitte kızarmış göz kırmızı ipeklilere bürünmüş, tutya da onun kaftanının cevheri olmuştur.
Altıncı beyit gözün kızarıklığına yeni bir sebep bulur: sevgili oradayken göz yanlışlıkla bir başkasına bakmış, bu yüzden utançtan kızarmıştır. Kanlı göz, mahcup bir yüz gibi okunur. Dördüncü beyitte göz sevgilinin yüzünü yansıtan bir aynadır ve onun aksiyle lâle rengine girer. Başka yerlerde de farklar vardır: Hâlet Efendi nüshası matlada "ḳabāsı" yerine "cilāsı", Ayasofya nüshası "libāsı", Paris nüshası ikinci beyitte "tozutsam" yerine "ḳurısam", altıncı beyitte "ṭururken" yerine "var iken" okur. Nazmî'nin derlediği nazireler arasında bu gazel bulunmaz.
Kaynakça
- İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 406-407, gazel no. 108. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
- İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 108 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182
Çevrimiçi kaynaklar






