Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Çarḫ ile hem-reng olup çün cāme geydi nīl-reng
Çarḫ idüp andan tefāḫur çarḫa girdi bī-direng
Gözlerinde görinen sürme degül dilberlerüñ
Sürme renginde libāsuñ ‘aksidür ey şūḫ-ı şeng
Ḳanda gitse her ṭarafdan ḳaplar anı dūd-ı āh
İl ġalaṭ idüp ṣanur kim cāme geymiş nīl-reng
Çevre yanın çigzinür ser-geştesi olmış sipihr
Gösterür ‘aks-i sipihri ol ḳamer āyīne-yeng
Ḳan yaşa ġarḳ olmışam gelse ḫayālüñ sīneme
Gezlenür bir āl yaya lāciverdī bir ḫadeng
Gūyiyā zeyn oldı sūsenlerle bir nevreste bāġ
Sūsenī ḫil‘at nigārı çün der-āġūş ṭutdı teng
Gördi baṣmış baġrına ol māhı jengārī ḳabā
Ca‘ferüñ āyīne-i cānın ḥasedden ṭutdı jeng
Günümüz Türkçesiyle
1. Felekle aynı renkte olup çivit mavisi bir giysi giyince felek bununla övünüp hiç beklemeden dönmeye başladı.
2. Ey neşeli şuh, güzellerin gözlerinde görünen sürme değildir; sürme renkli elbisenin yansımasıdır.
3. Nereye gitse ah dumanı onu her yandan sarar; halk yanılıp onun çivit renkli bir giysi giydiğini sanır.
4. Felek onun çevresinde dönüp sersem âşığı olmuştur; o ay, ayna gibi göğün aksini gösterir.
5. Kanlı yaşa gark olmuşum; hayalin göğsüme gelse kızıl bir yayda lacivert bir ok gizlenir.
6. Sanki taze bir bahçe süsenlerle süslendi; çünkü sevgili süsen renkli kaftanı sımsıkı kucakladı.
7. Pas yeşili bir kaftanın o ayı bağrına bastığını görünce Ca'fer'in can aynasını kıskançlıktan pas tuttu.
Edebî ve Tarihî Yorum
Renkli Bir Giysi Gazeli
Gazel, sevgilinin giydiği koyu mavi bir elbise üzerine kurulmuş bir renk şiiridir. 73. gazelde gül bahçesinin yansımasıyla gül renkli görünen elbise burada çivit mavisi, "nīl-reng" olmuştur. Matlada sevgilinin elbisesi göğün rengindedir; felek bu benzerlikle övünür ve "çarḫa girer", yani dönmeye başlar. "Çarḫ" hem gök kubbe hem dönen çark demektir; göğün dönüşü bir sevinç dansına çevrilir. İkinci beyitte güzellerin gözündeki sürme, sevgilinin sürme renkli elbisesinin yansımasıdır. Üçüncü beyitte bu kez renk âşıktan gelir: ah dumanı sevgiliyi her yandan sarar ve halk onu çivit mavisi giymiş sanır.
Kafiyedeki "-eng" sesi dar bir alandır: nīl-reng, bī-direng, şeng, nīl-reng, āyīne-yeng, ḫadeng, teng, jeng. Bu darlık şairi Farsçadan az kullanılan kelimeler seçmeye zorlar. Dördüncü beyitteki "āyīne-yeng" kelimesinin okunuşu kesin değildir; Hâlet Efendi nüshası onu "āyīne-reng" diye verir.
Lacivert Ok, Pas Yeşili Kaftan
Beşinci beyit renkleri bir silah resmine dönüştürür. Âşık kanlı yaşa gark olmuştur; bükülmüş bedeni kızıl bir yaydır. Sevgilinin lacivert giysili hayali göğsüne gelince bu kızıl yaya lacivert bir ok yerleşmiş olur. Altıncı beyitte sevgilinin sımsıkı sarındığı süsen renkli kaftan, bir bahçeyi süsenlerle süslemiş gibidir.
Mahlas beyti bir kıskançlık sahnesidir ve bir kelime oyunuyla kapanır. Sevgili bu kez "jengārī", yani bakır pası yeşili bir kaftan giymiştir; kaftan onu bağrına basmıştır. Bunu gören âşığın can aynası kıskançlıktan "jeng", yani pas tutmuştur. Eski aynalar madenden yapıldığı için pas tutardı; kaftanın rengi ile aynanın pası aynı kelimeden gelir. Tez birkaç nüsha farkı kaydeder: matladaki "hem-reng" Ayasofya ile Hâlet Efendi nüshalarında "hem-dem" olur; Paris nüshası dördüncü beyitte "sipihr" yerine "hilāl" okur; son beyitteki "māhı" Kahire ve Manchester nüshalarında "māh", Ayasofya ile Hâlet Efendi nüshalarında "şāhı" biçimindedir. Nazmî'nin mecmuası bu renk gazelini almamıştır.
Kaynakça
- İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 404-405, gazel no. 106. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
- İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 106 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182
Çevrimiçi kaynaklar






