Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün

Ṣaçuñda küşte diller çoḳ bilinmez kim durur ḳātil
Dehānuñ ġaybet itmişdür gümānum anda el-ḥāsıl
Ne odı söyünür bir dem ne bir yirde ḳarārı var
Ne beñzer kirm-i şeb-tāba şeb-i firḳatde cānā dil
Ṣu yanından güẕer ḳılma der-āġūş itmesün kimse
Mis̱ālüñden rıżāmuz yoḳ k’ola kimse aña mā’il
Ola kim baġlana yollar varup gelmez ola aġyār
Ḳılayın kūyuñ etrāfın gözüm yaşıyle baḥr-ı gil
‘Aceb mi bilmese Ca‘fer özi var mı yaḫud yoḳ mı
Alupdur fikr-i yārānı olupdur kendüden ġāfil

Günümüz Türkçesiyle

1. Saçında öldürülmüş gönüller çok, katil kim bilinmiyor; kısacası şüphem şu ki ağzın ortadan kaybolmuştur.

2. Ey can, ayrılık gecesinde gönül ne de ateş böceğine benzer: ne ateşi bir an söner ne de bir yerde karar kılar.

3. Su kenarından geçme, kimse aksini kucaklamasın; senin bir benzerine bile kimsenin meyletmesine razı değiliz.

4. Olur ki yollar kapansın, ağyar varıp gelemesin; mahallenin çevresini gözümün yaşıyla bir çamur denizi yapayım.

5. Ca'fer kendisinin var mı yok mu olduğunu bilmese şaşılır mı? Sevgilinin düşüncesi onu almış, kendinden habersiz olmuş.

Edebî ve Tarihî Yorum

Faili Meçhul Bir Cinayet

Matla bir cinayet soruşturmasının diliyle kurulur. Sevgilinin saçında nice gönül öldürülmüş, ama katilin kim olduğu bilinmemektedir. Âşığın şüphesi ağza yönelir: ağız "ġaybet itmiş", yani ortadan kaybolmuştur. Hukuk dilinde ortadan kaybolmak, bir şüphelinin kaçması demektir. Sevgilinin ağzının neredeyse görünmeyecek kadar küçük sayılması divan şiirinin eski bir mazmunudur; burada bu görünmezlik bir kaçağın izini kaybettirmesine çevrilir. "El-ḥāsıl", yani "kısacası", bir hüküm özetinin kalıbıdır. Kazaskerlik de yapmış bir şairin kaleminde bu dil yabancı değildir.

"-il" ile biten kafiye kelimeleri şunlardır: ḳātil, ḥāsıl, dil, mā'il, gil, ġāfil. Kelimelerin çoğu Arapça ve Farsçadır; dördüncü beyitteki "gil" ise Farsçada çamur, balçık demektir ve mahallenin etrafına bir çamur denizi kurar.

Ateş Böceği ve Çamur Denizi

Ayrılık gecesindeki gönül ikinci beyitte "kirm-i şeb-tāb"a, yani geceleri ışık saçan ateş böceğine benzetilir. Ateş böceği karanlıkta bir yerde durmadan uçar ve ışığı sönmez; gönül de ayrılık gecesinde ne yanmaktan ne de dolaşmaktan vazgeçer. Dördüncü beyit pratik bir kıskançlık tedbiridir. Âşık gözyaşlarıyla sevgilinin mahallesinin çevresini çamur denizine çevirmek ister ki yollar kapansın ve ağyar oraya gidip gelemesin. Ayasofya nüshası bu beyitte "yollar" yerine "diller" okur.

Üçüncü beyitte kıskançlık bir yansımaya bile uzanır: sevgili su kenarından geçmemelidir, çünkü suda beliren aksini kimse kucaklamamalıdır. Âşık, sevgilinin bir benzerine bile kimsenin meyletmesine razı değildir. Mahlas beyti âşığı kendinden geçmiş gösterir: sevgilinin düşüncesi onu öylesine almıştır ki var olup olmadığını bilmez. Nazmî'nin mecmuası bu gazeli kaydetmez. Vezin satırındaki "Mefā‘īlün", neşirde "Mefā‘īün" diye yanlış dizilmiştir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar