Özgün Metin

Vezin: mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün

N’idem ki ol lebi şehd ü şekerden ayrıldum
Figān ki şol ruḫı gülberg-i terden ayrıldum
Añup ‘aceb mi güzel gözlerini aġlarsam
Ki bir şunuñ gibi ṣāḥib-naẓardan ayrıldum
Firāḳ-ı zülf ü ruḫından fiġānumı şeb ü rūz
Ta‘accüb eylemeñüz kim nelerden ayrıldum
Ne ṭañ ṣabāḥa dek Ülker gibi inerse yaşum
Ki bir yüzi güneş alnı ḳamerden ayrıldum
‘Aceb mi Ca‘ferā olursam sefīh ü dīvāne
Çün ol firişte ṣıfatlu beşerden ayrıldum

Günümüz Türkçesiyle

1. Ne edeyim ki o bal ve şeker dudaktan ayrıldım; ah ki o taze gül yaprağı yanaktan ayrıldım.

2. Güzel gözlerini anıp ağlarsam şaşılır mı? Öyle bir göz sahibinden, öyle bir bakış ehlinden ayrıldım.

3. Zülfünün ve yanağının ayrılığından gece gündüz feryat etmeme şaşmayın; bakın nelerden ayrıldım.

4. Gözyaşım sabaha kadar Ülker yıldızı gibi aksa şaşılır mı? Yüzü güneş, alnı ay olan birinden ayrıldım.

5. Ey Ca'fer, akılsız ve deli olursam şaşılır mı? O melek huylu insandan ayrıldım.

Edebî ve Tarihî Yorum

Nelerden Ayrıldım

Beyitler bir kayıp listesi gibi sıralanır ve listeyi her defasında "-den ayrıldum" redifi kapatır: âşık bal ve şeker dudaktan, gül yaprağı yanaktan, güzel gözlerden, güneş yüzden ve ay alından ayrılmıştır. Üçüncü beyit bu listeyi bir ünlemle toplar: "nelerden ayrıldum", yani "bakın nelerden ayrıldım". Söyleyiş bugün de aynı biçimiyle kullanılır ve gazelin konuşma diline yakın tonunu belirler. İkinci beyitteki "bir şunuñ gibi" ifadesi de gündelik Türkçenin vurgulu bir kalıbıdır: "öyle birinden". Kafiye kelimeleri "-er" ile biter: şeker, ter, naẓar, neler, ḳamer, beşer.

İkinci beyitte "ṣāḥib-naẓar" iki anlamlıdır: hem güzel bakışlı, gözleri güzel olan, hem de anlayışlı, ince görüşlü kişi. Âşık sevgilinin gözlerini anarak ağlar; çünkü ayrıldığı kişi hem bakışıyla hem görüşüyle eşsiz bir göz sahibidir.

Ülker Gibi Akan Yaş

Dördüncü beyitte âşığın gözyaşları geceleri Ülker yıldızları gibi iner. Ülker, birbirine yakın küçük parlak yıldızlardan oluşan bir kümedir; gecenin ilerleyen saatlerinde ufka doğru alçalır. Yan yana dizilip süzülen gözyaşı taneleri bu yıldız kümesine benzer. İkinci mısra gece imgesini sevgilinin yüzüne bağlar: âşık yüzü güneş, alnı ay olan birinden ayrılmıştır; güneşi ve ayı yitiren göğe yıldızlar kalır.

Mahlas beyti bir karşıtlıkla kapanır: sevgili "firişte ṣıfatlu beşer", melek huylu bir insandır. Âşık böyle birinden ayrıldığı için aklını yitirmiş, "sefīh ü dīvāne", akılsız ve deli olmuştur. Paris nüshası matlada "gülberg-i terden" yerine "berg-i semenden" (yasemin yaprağından), Paris ve Ayasofya nüshaları üçüncü beyitte "eylemeñüz kim" yerine "eyleme gör kim" okur. Gazelin Nazmî'de izi yoktur.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar