Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
Çü göneldüñ sefere luṭf-ı Ḫüdā yāruñ ola
Baḫt hem-rāh u du‘ā ḳāfile-sālāruñ ola
Devlet ü ‘izz ü sa‘ādet saña rehber oluban
Ḳanda kim ḳonasın Allāh nigehdāruñ ola
Götürüp ġāşiye-i zülfüñi dūşında ṣabā
Peyk-i āhum gibi ol daḫi hevādāruñ ola
Türk-i çeşmüñ gibi her ḳanda ki reh-zen var ise
Dil-i ‘uşşāḳ gibi zār u giriftāruñ ola
Dōstum olmaya kim gözden ıraġ olmaġla
Unıdup Ca‘feri ġayrı kişiler yāruñ ola
Günümüz Türkçesiyle
1. Mademki yola koyuldun, Allah'ın lütfu yoldaşın olsun; talih yol arkadaşın, dua da kervanbaşın olsun.
2. Devlet, izzet ve saadet sana yol gösterip nerede konaklarsan Allah koruyucun olsun.
3. Saba rüzgârı da zülfünün eyer örtüsünü omzunda taşıyarak, ahımın ulağı gibi senin bağlın ve hizmetkârın olsun. ("Hevādār" hem candan bağlı hizmetkâr hem havada giden demektir; saba yeli de ah da havada yol alır.)
4. Nerede senin Türk gözün gibi bir yol kesen varsa, âşıkların gönlü gibi inleyen bir tutsağın olsun.
5. Dostum, gözden ırak olunca Ca'fer'i unutup başkaları senin sevgilin olmasın.
Edebî ve Tarihî Yorum
Yola Çıkana Dua
Gazel bir uğurlamadır. Sevgili sefere çıkmıştır ve âşık onun ardından bir yol duası söyler. Dua kipindeki redif "-uñ ola" (senin … olsun) her beyitte sevgiliye bir yoldaş, bir koruyucu ya da bir hizmetkâr verir: ilk beyitte Allah'ın lütfu, talih ve dua; ikincide devlet, izzet ve saadet; üçüncüde saba yeli. Kafiye kelimeleri yār, sālār, nigehdār, hevādār, giriftār ve yine yār olarak sıralanır. Kime yazıldığı bilinmemektedir; şiirde sevgilinin bir yolculuğa çıktığından başka bir ipucu yoktur.
Beyitlerin kelime seçimi bir kervan yolculuğunu canlandırır. Yol arkadaşı (hem-rāh), kervanbaşı (ḳāfile-sālār), konaklamak (ḳonmaḳ), koruyucu (nigehdār), ulak (peyk) ve yol kesen haydut (reh-zen) aynı alandan seçilmiştir ve beyitler arasında bir tenasüp ağı kurar. Üçüncü beyitte saba rüzgârı, büyüklerin atının eyer örtüsünü (ġāşiye) omzunda taşıyan bir hizmetkâr gibi sevgilinin zülfünü taşır. Eyer örtüsünü taşımak eski saray ve konak âdetlerinde bağlılığın göstergesidir; rüzgârın zülfü dalgalandırması bu törensel hizmete çevrilmiştir.
Yol Kesen Göz
Dördüncü beyit divan şiirinin bilinen bir benzetmesini tersine işletir. Sevgilinin "Türk" diye anılan gözü, yolcuların gönlünü çalan bir yol kesendir. Âşık, sevgilinin yolculuğunda karşılaşabileceği gerçek eşkıyanın da bu gözün tutsağı olmasını diler: yolu kesecek olanlar, âşıkların gönlü gibi inleyip ona esir düşsün. Böylece dua hem sevgiliyi korur hem de onun güzelliğini yolun tehlikelerine üstün kılar.
Son beyit uğurlamanın asıl kaygısını söyler. "Gözden ırak olmaġla" sözü, gözden uzak olanın gönülden de uzak olacağını söyleyen atasözünü hatırlatır; âşık, ayrılık uzayınca başkalarının onun yerini almasından korkar. Erünsal'ın Câfer Çelebi'de gördüğü gündelik söyleyişe yaslanma burada da sezilir. Erünsal'ın tezinde gösterilen beş nüshanın (Manchester, Kahire, Paris, Hâlet Efendi, Ayasofya) ilk ikisi şiirin ilk kelimesini "Çün" diye yazar.
Kaynakça
- İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 318-319, gazel no. 6. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
- İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 6 (nüsha yerleri ve farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182
Çevrimiçi kaynaklar






